Aradan 1 hafta geçmesine rağmen Melis in beyaz ince çorabı ve eteğinden süzülen meni damlaları Oğuz un gözü önünden gitmek bilmiyordu. Penisine temas eden o yumuşak ipeksi beyaz çorap her aklına geldiğinde kendinden geçiyordu. Derin düşüncelerle baktığı bilgisayarın monitörüne ansızın gelen mail ile irkildi Oğuz. Mail de Melis in beyaz çoraplı bacaklarının olduğu bir resim ve bir not vardı. “Melis az sonra eve gelecek. Acele etsen iyi olur.” Ayten in bu mesajını gören Oğuz u tekrar heyecan sarar. Fakat aklına şu soru takılır. Acaba Melis aralarında geçenlerden Ayten e bahsetmiş miydi yoksa Ayten bir açıklarını mı yakalamıştı ? Kendisini zevkin doruğuna çıkaran çıtırları tekrar görmenin heyecanı ile Oğuz evin kapısına varmıştır bile…

Ayten : Hoş geldin Oğuz abi
Oğuz : Hoş bulduk
Ayten : Kusura bakma Oğuz abi seni iki de bir rahatsız ediyorum ( Hınzır bir gülümseme ile )
Oğuz : Rica ederim lafı olmaz Ayten
Ayten : Bilgisayardaki kablolar yine gevşemiş bi el atsan iyi olur.
Oğuz : Tamam hallederim…
Oğuz salona girdiğinde bir haftadır hayallerinden çıkamayan Melis i görür. Yine bacak bacak üstüne atmış o narin ayağını ileri geri sallıyordu. Tesadüf herhalde ki bu iki çıtırın bacaklarında süper ince siyah çoraplar vardı.

Oğuz : Merhaba Melis
Melis : Merhaba nasılsın?
Oğuz : İyidir sen nasılsın?
Melis : Teşekkür ederim bende iyiyim.
Ayten : Oğuz abi benim mutfakta biraz işim var Melis sana yine yardım etsin. Melis sende bilgisayarın başına otur. Bulaşığı bitirir bitirmez gelirim…
Oğuz Ayten in bu cümlelerinin ardından gözleri parlar. Melis in naylon çoraplı narin ayaklarına temas etmek için fırsat geçmiştir. Bu düşüncelerle birlikte masanın arkasında her zamanki pozisyonunu alır. Melis masaya oturduğunda kendi ile oynanması isteyen oyuncağını hazır şekilde görür.

Melis : Şimdi olmaz. Ayten içerde. ( Kısık ses tonu ile)
Oğuz : Ne olur biraz oyna onunla ( Yalvarır tonla )
Melis : Peki ama Ayten gelirse hemen toparlan.
Oğuz : Ok tamam
Melis : Eğer boşalırsan hemen çek. Çorabımda iz kalsın istemiyorum.
Oğuz okeyler gibi başını aşağı yukarı sallar. Melis yavaş ve yumuşak bir hareketle siyah naylon çoraplı ayağını Oğuz kazık kesilmiş penisinin üzerine koyar. Oğuz penisin üzerinde ileri geri yavaşça hamleler yapan ayak yüzünden dizlerinin üstene oturduğu baldırları taş kesilmişti. Melis her ihtimale karşın Ayağının tabanı ile penisin üst kısmını okşuyordu. Geçen sefer ki gibi muhtemel bir kaza istemiyordu. Bu ikili birbirine dalmışken Ayten muzır bir şekilde yine onları gözetliyordu. Dalgınlıklarını fırsat bilen Ayten sinsi bir biçimde elinde tabure ile Melis in yanına yanaşır.

Ayten : Yanaş kız sana nette bulduğum web sitesini göstericem.
Melis : Ne sitesi ?
Ayten : İç giyimle ilgili.
Oğuz ve Melis ikilisi Ayten in bu hamlesi yüzünden şoka girdiler. Fakat Oğuz azmaktan kudurmuş aletini Melis in ince naylon çoraplı ayağından temasını kesmek istemiyordu. Melis Oğuz un geri hamlesini beklerken ne yapacağını şaşırdı. Oğuz un aletini kamufle etmek için ayağının tabanı ile penisin üst tarafını kapattı. Ayten ise ereksiyon halindeki ufaklığı bulmak için ayağını yavaş bir şekilde hamle yaptı. Ayten çok gecikmeden hedefini buldu ve ayağının üst kısmı ile penisin alt kısmında ileri geri gidip gelmeye başladı.

Ayten : Melis ayakların çok sıcakmış. Benimkiler çok üşüdü onları ısıtsana ( Alaycı bir tonla)
Melis ayağına temas eden penis harici ayağına sürten diğer çoraplı ayak karşısında çaresiz kaldı. Ayten ve Melis in ayakları masanın altında çocukça hamleler yaparken Oğuz zevkin doruklarına ulaşıyordu. Aletinin her noktasına süper ince siyah naylon çoraplar temas ediyordu. Kasılmış olan baldırları büyük bir inilti ile yerini titremeye bıraktı. Temas eden çoraplı ayaklara yine güzelliğini yapmıştı Oğuzun aleti. Süper ince siyah çoraplar volkan gibi fışkıran meniler yüzünden bembeyaz olmuştu. Meni damlaları yine diz kapaklarına kadar ulaşmış rasgele naylon çoraplı bacaklardan süzülüyordu. Ayten ufak geri bir hamle masanın altına doğru bakar…

Ayten : Bak bak burada kimler varmış. Yaramaz ufaklık yine macera peşinde…
Melis : Eee kem küm ( mahcup biçimde)
Ayten : Siz kimi kandırıyorsunuz ( Alaycı bir tonla )
Melis : Nereden anladın ?
Ayten : Bir daha kine eteğini iyi temizle. Etek uçlarındaki izler fazla belli oluyordu (Sırıtarak)
Ayten o esnada cep telefonu ile kameraya aldığı görüntülerin dosyasını bilgisayarda açar…

Ayten : Oğuz gel sende bak burada neler var
Oğuz la Melis şaşkın bakışlar ile geçen hafta başlarından geçen olayın videosunu izliyorlardı…

Adım Asuman. 38 yaşında, bir erkek çocuk sahibi, eşinden boşanmış, fiziği ve medeni halimle erkeklerin peşinde koştuğu bir kadınım. Özellikle bacaklarım, göğüslerim, sarı saçlarım ve ses tonum erkekleri hemen etkiliyor. Bir kadın olarak bunun farkındayım ve bu durumumdan son derece memnunum.
Çocuklu olmam nedeniyle oldukça dikkat etmem gerektiğinden çok fazla bu durumun zevkini çıkaramıyorum. Eşimden 4 sene evvel boşandım. Tek sebep cinsel olarak yetersizliği idi. Çok erken, 17 yaşımda evlenmiş, hemen de çocuk yapmıştım. Ama her zaman kendime baktım. Kocamın yetersizliği yüzünden onu bir çok kez boynuzlayarak ihtiyacımı karşılıyordum. Ama artık duldum ve herkesin gözü üzerimdeydi.

Oğlum Mert büyümüş, üniversitede okuyordu. Liseden beri birlikte okudukları Haluk ile aynı üniversiteyi kazanmışlar, çoğu kez birlikte ya bizde ya da Haluk’larda ders çalışıyorlardı. Haluk Mert’e göre fiziki açıdan daha gelişmiş bir çocuktu. 25–26 gösteriyordu. Oysa Mert ile aynı yaştaydılar.
Bize geldiklerinde her zaman beni süzer, resmen gözlerini üzerimden alamazdı. Mert’ten dolayı sesimi çıkaramıyordum. Aslında hoşuma da gitmiyor değildi hani… Epey uzun zamandan beri hiçbir erkekle de birlikte olmamıştım. Erkeksizlik başıma vurmuştu ama bu oğlumun arkadaşı da olmazdı ya… Hem ben sübyancı mıyım diye içimden geçirdim.

Bu düşüncemin üzerinden bir ay geçmişti. Oğlum Mert arkadaşlarıyla hafta sonu için Sapanca’ya gitmişlerdi. Evde yalnızdım ve her tarafımı ateşler basıyordu. Televizyon seyrederken masumane bir öpüşme sahnesi anında kendimle oynadığımı hissettim.
Gayri ihtiyari olmuştu ve üstelik elim göğüslerimdeyken bacak aramın da ıslandığını hissetmiştim. Ben yine de filimi seyretmeye devam ediyordum ama kendimle oynamam daha da artmış ve amımın suları külotumu ıslatmaya başlamıştı.
Bu durumda kendimi tatmin etmek istemiyordum. Çok uzun zamandır yaptığım buydu, bıkmıştım artık kendimle oynamaktan… Ne vibratör, ne salatalıklar, ne fırça sapları, ne parmaklarım… Gerçek bir erkeklik organı girsin istiyordum içime… Mert de evde yokken birini bulmalıydım.

Bir erkekle birlikte olmalıyım diye düşündüm ve hemen olduğum yerden kalkarak üzerime askılı bir tişört geçirdim. Altıma da dizimin neredeyse bir karış üzerinde pilili kot mini etek giydim. Amacım bir kafeye, bara gidip gözüme kestirdiğim bir erkekle otel odasında sabahlayıp ateşimi söndürmekti.
Bu düşünce bile beni deli ediyordu. Vücudumda yanmayan hiçbir yerim yoktu, bacak aram, amım, göt deliğim resmen tutuşuyordu. Kasıklarımda sert, kıllı bir erkek kasığı, vücudumda hoyrat bir erkek eli istiyordum.

Tam giyinmiş evden çıkıyordum ki telefon çaldı. Mert olabilirdi, evet arayan Mertti.
”Anne, Haluk buraya gelmedi, telefonu da cevap vermiyor. Evine bir bakar mısın? Çok merak ediyoruz, bana bildirirsen sevinirim…” dedi.
Ben de merak etmiştim ve olur diyerek telefonu kapattım. Evden çıkarak üzerime aldığım hırkayı arabama bırakıp Halukların evine yöneldim. Merakla kapıyı çaldığımda Haluk kapıyı açtı. Beni karşısında mini etekli ve oldukça açık bir tişörtle görünce gözlerini benden ayıramadan kekeleyerek,
”Aaa.. Asuman teyze…” diyebildi. Sonra kendini toparlayarak “Buyurun, buyurun…” diyebildi.

”Hayırdır Halukcuğum? Mertlerle bulumak için gitmemişsin. Seni çok merak etmiş. Ev telefonunu da hatırlayamamışlar, cebine de ulaşılamıyormuş, beni gönderdi sana, haber bekliyorlar benden…” dedim. Haluk ta
”Ya, anneannem hastalanmış. Babamlar acilen memlekete gidince ben kaldım, gidemedim. Biliyorsunuz evde kediler var. Cebimin de şarjı bitmiş, daha yeni fark ettim. Hatta siz geldiğinizde şarja koyuyordum..” dedi.
”Eee.. Bir şeye ihtiyacın var mı? Yemek filan yedin mi?”

”Valla yumurta kırmaya hazırlanıyordum ama… Nasıl becereceğimi de bilmiyorum açıkçası…”
”“Müsaitsen dur bir bakayım…”
”Olur mu öyle şey? Buyurun, özür dilerim kafam çalışmadı. Tekrar özür dilerim…” diyerek beni içeri davet etti.
Bu arada Mert’i de arayarak durumdan haberdar ettikten sonra mutfağa yöneldim. Haluk’a sahanda sucuklu yumurta yaptım. Salondaki yemek masasına servis açtım ve Haluk yumurtayı yiyene kadar koltukta oturup onu bekledim. Haluk yumurtasını yerken bile defalarca bana teşekkür ediyor ama gözlerini de bacaklarımdan alamıyordu.
gettingbusyintheoffice:

So do we have a sale, Mr. Beedle?
We are close – but not quite there, Miss Stevenson. Maybe if you could see to parting the gulf between us a bit…
Well, we could talk about that – or I could just part my legs ‘a bit’ – would that help us become closer here?
That couldn’t hurt, Miss Stevenson.
Yumurtasını bitirdikten sonra kalkıp karşımdaki deri koltuğa geçti. Havadan sudan konuşuyorduk. Bir ara baktım sadece ben konuşuyorum. O ise dalmış, gözleri bacaklarıma kilitlenmiş, hiç konuşmuyor. Anlattıklarımı duymuyor bile…
Hay allah, bir de baktım ki, mini eteğimi ne kadar çekiştirsem, koltukta oturduğum yerde plileri açılıp duruyor. Ben konuşmaya dalmışım, etek kasıklarıma kadar çıkmış, karşıdan külodumu görebildiğine emindim. Çocukcağız hipnotize olmuş gibi gözlerini ayıramıyordu manzaradan… Kendimi toparlamaya, eteğimi çekiştirerek frikiğimi kapatmaya çalışınca silkindi. Ben dayanamadım,
”Ne o Haluk, nerelere daldın öyle?” dedim gülümseyerek… Kızardı, bozardı,
”Şeyy… Öylesine…” diye kekeledi. Az önceki etek altı küloduma mıhlanan bakışları, bendeki şehvet hislerini tekrar uyandırmıştı. Kendimi tutamıyordum.

”Öylesine değil işte, ben nereye baktığını biliyorum. Deminden beri bacaklarımı dikizleyip duruyorsun. Çok yaramaz çocuksun sen..:” dedim şakaya vurarak… Benim şakalaştığımı görünce biraz rahatladı. Yine de kıpkırmızı bir suratla,
”Siz çok güzel bir kadınsınız.. Bakmamak elimde değil…” dedi.
”Gerçekten mi? Beni güzel mi buluyorsun?”
”Evet… Hem… Hem de çok güzel buluyorum…”
”Yaaa… Teşekkür ederim iltifatına…”
”Gerçekten söylüyorum inanın…”

Birden çok etkilenmiştim. Zaten her şeye hazır olan ben, tahrik olmuş vaziyette olduğum yerden kalktım. Gerinir gibi yaparak kollarımı havaya kaldırdım. Bu hareketimle eteklerim iyice yukarı kalkmış bacaklarım tamamen ortaya çıkmıştı. Bu hareketi bilinçli yapmış Haluk’u tahrik etmek istemiştim.
Haluk bu hareketim karşısında yutkunmuş, gözlerini önüne eğmişti. Ben daha da tahrik olmuş bir halde bu sefer tamamen istem dışı sürüklenircesine Haluk’un yanına yanaşırken hafif hafif etrafımda dönerek dans eder gibi bir hareket yaptım.. İki elimle göğsümden başlayarak belimi, kalçalarımı sıvazlayarak sordum,
”İnanmıyorum sana, neremi beğeniyorsun peki?” dedim kısık bir sesle…

Haluk gözleri açılmış, beni takip ediyor, nefes bile almıyordu. Ok yaydan çıkmış Haluk’la sevişmemiz kaçınılmaza doğru yol alıyordu. Yanına oturduğumda terden sırılsıklam olduğunu ve çok derin nefes aldığını hissettim.
Hiç ara vermeden bacağımı bacağının üzerine atarak dirseğimi omzuna dayadım, elimle saçını okşamaya başladım. O da kolunu belime atmıştı. Bu hareketimle bacaklarım ayrılmış, şeffaf dantelli küçücük külotum ve amım ortaya çıkmıştı. Haluk’un kulağına eğilerek,
”Madem güzel buluyorsun, o zaman bu güzelliğin hakkını ver canım…” Hala beklediğim gibi bir hareket yapmıyordu velet… İçinde açmazlar yaşadığı belliydi.
”Ama siz… Mert’in annesi…” diye kekelerken biraz sert kaçan bir sesle, bozulmuş gibi,
”O zaman hayallerinde kalmak zorunda…” dedim ve bacağımı üzerinden alıyordum ki,
”Hayır, hayır.. Bunu yapmayın… Sizi istiyorum… Hem de çok istiyorum…” dedi.

”O zaman Mert’i filan bir kenara bırak, bu fırsatı değerlendir güzelim… Evde ikimiz yalnızız… Ben kadınım, sen erkeksin… Erkek olarak yapacağını yap…” diyerek bacaklarımı aralayıp amımı tamamen ortaya çıkardım. Şeffaf külodun altında görünen kabarmış am dudaklarımı elimle okşadım. Akan sulardan külodun önü ıslanmıştı bile…
Haluk hemen elleriyle tişörtümü yukarı sıyırarak göğüslerimi okşamaya ve deli gibi öpmeye başladı. Bir müddet öpüp okşadıktan sonra yerimden doğrularak etekliğimi çıkardım. Pantolonunun fermuarını çektim, yarağını dışarı çıkartarak ağzıma alıverdim.

Harika bir yarağı vardı. Taş gibiydi ve oldukça iriydi. Yarağını dibine kadar ağzıma alarak emiyordum. O da kolunu uzatarak elini külotumun içine sokuyor, zevk ve heyecandan sırılsıklam olmuş amımı okşuyor, parmaklıyordu. Yarağı artık taş gibi olmuş amıma girmeye hazır hale gelmişti.
Eğilip tek hamlede külotumu çıkarttığımda o da tişörtünü, pantolonunu ve külotunu çıkarmıştı. Sırtımı ona dönerek bacaklarımı üzerinden geçirip elimle kavradığım yarağının üzerine oturmaya başladım. Duyduğum zevk ve heyecandan yapış yapış olan amım hiç zorlanmadan o kocaman ve kalın yarağı dibine kadar almıştı.

Yarağın her santimini hissetmiştim ama, amım hala daha yok mu der gibiydi. Amımın kaslarını oynatarak yarağını içimde sıkıştırıp gevşetirken üzerinde inip kalkmaya başlamıştım. Bir yandan da parmaklarımla amımın dudaklarını açabildiğim kadar açarak yarağın daha çok sürtünmesini sağlıyordum. Bir müddet sonra yarağın üzerinden kalkıp bu kez yüzümü Haluk’a döndüm.
Güzel yarağını tekrar içime aldım. Kollarımı boynuna dolayarak dudaklarına yumuldum ve üzerinde inip kalkmaya devam ettim. Dakikalar sürdü inip kalkmalarım… Dudaklarını bitirircesine emiyordum. Haluk da ellerini memelerime yapıştırmış, avuçlarında sıkıyor, uçlarını ovalıyordu.
tellmeallyoursexrets:

CUM!
Birde bire müthiş bir zevk dalgasına tutularak sular seller gibi, tam anlamıyla şaldır şaldır boşaldım. Boşalırken attığım çığlık bile beni ürkütmüştü. Ama Haluk daha da azmış, amını suladım götünü de isterim diye tutturmuştu.
20 yaşındaydı ama değme tecrübeli erkeklere taş çıkarırdı. Tam bir erkek ve süper bir sikiciydi. Bu kadar zaman sikinin üstünde zıplamama rağmen daha boşalmaya niyeti yoktu… Hemen yarağının üzerinden kalkarak am sularımla vıcık vıcık kayganlaşmış yarağını elimle kavrayarak göt deliğime dayadım. Bunu isteyerek hislerime tercüman olmuştu.
Daha kafasını dayamamla birlikte, Haluk’un ilk hamlesiyle yarrağının başı içime girmişti bile… Ona yardımcı olmak için ıkınarak yarağın üzerine yüklenince tamamı götümün içinde kayboldu. Arka deliğimde hissettiğim acı ve kalınlık yüzünden dudaklarımı ısırdım. İnliyordum.

Bu sefer ben hareketsizken o alttan bana geçirmeye başladı. Göt deliğimde bir pompa gibi yarağını çalıştırmaktaydı. Minik deliğim iyice açılmış rahatlamıştı. Haluk artık götümden çıkıp amıma, amımdan çıkıp götüme dalıp duruyor, taşakları apışlarımı kasıklarımı dövüp duruyordu.
Haluk birden bire yerinden doğrularak beni koltuğa yüzükoyun yatırdı. Hafif domalmış pozisyonda, bacaklarımı parçalarcasına ayırarak amıma öyle bir yüklendi ki… İşte o an içimde ne var ne yoksa dışarı patlatırcasına, boğuk bir çığlıkla, ağlarcasına boşaldım
Vücudum hala titriyor, orgazmın doruklarını yaşıyordum ki Haluk amımda iyice hızlanarak gidip gelmeye başladı. Beni tek bacağımın üzerinde tutup diğer bacağımı kıvırarak göğsüne sıkıştırdı. Amıma geçirmeye başladı. Alttan harika vuruyordu. Birden bire nefesi sıklaşmaya ve kasılmalara başladı.

Korunmuyordum ve içime boşaltamazdım onu… Kendimi ondan kurtararak önünde diz çöktüm ve yarağını hızla sıvazlamaya başladım. Az sonra da Haluk iniltiler eşliğinde sert kasılmalarla boşalmaya başlamıştı. Tüm spermleri ağzımı ve yüzümü doldurmuş, sızanlar çenemden göğüslerime akıyordu. İkimiz de koltuğa yığılıp kaldık. Ağzımdan çıkan tek kelime
”Harikaydın canım…” oldu. Haluk da,
”Aynen, sen de…” diyebildi.

Sonra birlikte öpüşe koklaşa, sevişe sevişe duş aldık ve önümüzdeki uzun geceyi sabaha kadar uyumaksızın sevişerek geçirdik. Gün ışıdığında Haluk hala beni sikiyor, ben ise 5–6 orgazma ulaşmanın mesafelerini kat ediyordum.
O akşamdan sonra Halukla her fırsatta bir araya gelip bir otelde ya da başka bir ıssız köşede, genelde bu benim arabamda oluyordu, sık sık sevişiyoruz. Bir gün kızgınlıkla oğluma “ananı sikerim” dese hiç de yalan söylememiş olacak.

Tekrardan merhabalar,

Pasif-Aleyna – Tırcı [Şile Gidiş], adlı hikayenin 2. ve son serisi olan bu seriyi sizlerle paylaşıcam. Umarım beğenirsiniz.

Biraz dinlendikten sonra, tamamdır hadi yola koyulalım dedi. Üstünü giydi direksiyonun başına geçti. Ben hala arkada uzanıyordum. Boşalmak bilmedin gerçekten ama çok iyiydin diyordum. Söylemiştim sana dedi gülerek, sende harikaydın götün inanılmaz sana 1 kere daha yaparız dedim ama galiba 2 defa yapmamız gerekecek çünkü beni bitiriyorsun dedi. Güldüm ve sen iste yeter ki dedim.

Daha sonra altıma yanımda getirdiğim şortlardan birini giydim üstüme de bir t-shirt giydim ve öne geçtim. Muhabbet ediyorduk, işte havadan sudan derken Şile’ye az kaldığını söyledi tamam dedim ne kadar sürer işin dedim. 20 dk sürmez halledip hemen çıkarız dedi. Tamam dedim. Bir süre sonra istersen sen arkaya geç görmesinler şimdi ben içeri gidicem işimi halledip yiyecek birşeyler alıp dönücem dedi. Tamam ama kapıyı kitle dedim. Tabi dedi çıktı. 20 25 dk sonra bu kadardı bitti dedi. Arabayı çalıştırdı ve ilerde istop ederiz şuan sikim kırılacak gibi inmiyor bi türlü dedi. Güldüm tabi dedim.

Ben arkaya geçtim nereye dedi geliyorum dedim. Üstümü tekardan çıkardım ve iç çamaşırları giydim ve öne geçtim. Sağ taraftaki kapıya doğru sırtımı dayadım ve bacaklarımı havaya diktim elimle tangamı kenara çekip deliğimi okşamaya başladım. Offf süpersin diyordu, ben hem kalçalarımı hem deliğimi okşuyor onu azdırmaya çalışıyordum. Çok hoşuna gittiği belliydi eliyle sikini okşuyordu. Bir süre sonra ona doğru yaklaştım ve domaldım o şekilde deliğimi okşuyordum. Elini tükürükledi ve elini deliğime getirdi kendi okşamaya başladı bende ayaklarımı dışarı çıkardığı sikine sürüyordum.

Ayakların harika bebeğim hadi devam et dedi. Bense hala devam ediyordum ayaklarımla muamele çekmeye o ise arada eğilip kalçamı öpüyor ve durmadan eliyle deliğimi yokluyordu, parmaklıyordu. Off bebeğim inanılmazsın, nerden öğrendim bunu diyordu ben cevap vermiyordum. Daha sonra döndüm ve sikini ağzıma aldım. Yavaşça yalıyordum. Dudaklarıma sürüyor dilimle kafasını yalıyordum daha sonra yavaşça tekrardan ağzıma alıp dilimle içerdi sikine hükmediyordum. Devam et süpersin diyordu. Ohhluyordu her hamlemde.

Sikini ağzımdan çıkarıyor taşaklarını yalıyordum. Daha sonra taşaklarından yukarıya doğru dondurma yalar gibi çıkıyordum. Devam devam diyordu. Sikini bir vakkum gibi emiyordum siki ağzımdan çıktığında (şlap) diye bir ses çıkıyordu. Eliyle sikini yukarı kaldırıp araladığı bacaklarının arasındaki taşaklarını yalamamı söylüyordu. Onun emirlerine uyuyordum ve inanılmaz bir haz yaşıyorduk.
İçime girmesini istiyordum ama araba kullanıyordu. Bir an araba sürerken beni becerebilir misin dedim. Nasıl yani dedi, kucağında zıplıcam dedim. Ama önümü göremem çok sakat dedi. Direk önüne durmicam dedim kenarda durucam sadece götümü sikine yaklaştırıcam sende içime gireceksin ben orda zıplicam dedim.

Deneyelim ama çok riskli olursa bitirelim canım dedi. Tamam dedim. Sırtımı ona döndüm. Yan taraftaki koltuğa ayaklarımın üstünde ona doğru hamle yapmayı denedim ama olmuyordu bir türlü denk olmuyordu. Olmuyor dedim. Direk gel bana dönük olarak kucağıma otur dedi. Nasıl olucak dedim. Yol boşken gel otur sikime dedi. Hemen bir hamlede sikine oturdum. Vücudumu ona yapıştırdım. Kafamı omuzunun sağ tarafına yasladım hafifçe zıplamaya başladım. İşte böyle dedi gülerek. Zıpla canım dedi. Dizlerimi oturduğu koltuğun köşelerine koydum ve yavaşça zıplamaya başladım. Çok iyi dedi devam diyordu. Çok tehlikeliydi ön camdan herşey görüne bilirdi belk**e görüyorlardı karşı taraftan az da olsa gelen arabalar ama inanılmaz zevkliydi ama istediğim gibi zıplayamıyordum bende kalçalarımı oynatıyordum. Oda eliyle kalçamı sıkıyor tokat atıyordu. 1-2 dk sonra üstünden kalktım ve kenara geçtim pek olmadı ama güzeldi dedim.
Evet dedi. Birazdan arabayı durdururum o zaman daha da güzelleşir dedi. Tamam dedim. 5 dk sonra yine bir mola yerine geldik ve hadi bebeğim şimdi devam edelim dedi. Arkaya geçtik kapıları kitledik ve perdeyi kapadık. Işığı açtık. Yatağa oturdu ve gel kaldır şu yaramazı da seni biraz yorsun dedi. Tamam dedim hemen önüne domaldım ve sikini ağzıma aldım yalamaya başladım. Off devam yavrum diyordu. Siki zaten hafif kalkıktı. Sikini eliyle kaldırıyor taşaklarını emdiriyor daha sonra tekrardan azğıma veriyordu sikini. Siki kalktıktan sonra hadi yavrum, sıra bende dedi.

Önümden kalktı ve beni dizlerim yerde göğsüm ve kollarım yatağa uzanmış bir şekilde domalttı. Eline tükürdü ve deliğime sürdü. Sikini kökünden tuttu ve yavaşça deliğime soktu ve dibini gördü. Çok güzel diyordum devam et bebeğim diyordum. O git gellere başlamıştı bile. Elleriyle kalçalarımı sıkıyor, tokat atıyor arada sikini çıkarıp deliğime sürtüp tekrardan içime sokuyordu. Süper kalçaların bebeğim diyordu bende devam et sik beni daha sert diyordum. Sert dedikçe o daha da sert vurmaya başlıyordu. Arkamda sanki bir makine vardı kısmen yavaşlıyordu ama geri kalan tüm sürede durmadan sert sert sikiyordu. Çok iyiydi. Süpersin canım süper diyordum. Oda arada tokatlıyordu kalçalarımı. Bir süre sonra yorulduğunu söyledi. Kalktı ve yatağa uzandı bende hemen kalktım ve kucağına doğru yüzüm ona dönük şekilde oturdum.

Sikini yavaşça tuttum ve deliğime yasladım ve bir hamlede içime aldım ve ohh diye inlettirdim. Zıpla güzelim hadi artık sendeyim diyordu. Süpersin diyordu kalçalarımı sıkıyor tokatlıyordu bende zıplarken arada elimi taşaklarına götürüp sıkıyordum. Dizlerimin üstünden kalktım ve ayaklarımla durdum aynı pozisyonda sonrasında alttan o vurmaya başladı. ŞLAP ŞALP diye sesler geliyordu. Acıyordu kız gibi inlemelerim onu daha da azdırıyordu mükemmel diyordu. Ooo evet evet daha sert diyordum. Artık kalçalarım kıp kırmızı olmuştu. Elleriyle kalçalarımı okşuyor seviyor mükemmelsin bebeğim durma lütfen diyordu bense onun bıraktığı yerden zıplamaya devam ediyordum. Artık o pozisyonda rahat 15 dk olmuştu ve artık yorulmuştum.

Yorulduğumu anladı ve kalk güzelim yoruldun sen dedi. Beni yatağa sırt üstü yatırdı. Bacaklarımdan tuttu ve yatağın kenarına doğru çekti. Bacaklarımı yukarı kaldırıp bana doğru bastırdı ve kabak gibi açılan götüme tek eliyle sikini yerleştirdi. Sik beni becer diyordum. O ise baldırlarıma yüklenip sertçe vurmaya başlıyordu. Bense daha seri sikmesi için kalçalarına elimi uzatıyordum. Süpersin bebeğim harikasın diyordum. Siki arada delikten çıkıyor tekrardan eliyle içeri sokuyordu. Vücutlarımız her birleştiğinde terin neden olduğu o ses mükemmeldi. Bir süre sonra beni yan yatırdı o pozisyonda içime girdi. Bir bacağını yatağa koydu ve inanılmaz seri bir biçimde sikmeye devam ediyordu. Artık gerçekten içim yanıyordu. Bu kadarıda fazlaydı ama durmasını istemiyordum devam et diyordum geliyorum diyordu.

Sikini çıkardı ve üstüne inanılmaz bir biçimde tükürdü o tükürüklü sikini tekrardan içime soktu o tükürük içimi ferahlattı ama bir yandan da seriliğini katladı. Geliyorum bebeğim diyordu. İçime boşal dedim. Tamam dedi. Kalçalarımı sıkı sıkı tuttu ve son hamlelerini seri seri vurmaya başladı. Ahhhh dedi ve sikini içime kökledi. Sıcak sıcak içime boşalıyordu çıkarma kalsın diyordum o zaten çıkarmaya gönüllü değildi, dibinde tüm hepsini bırakana kadar bekledi ve siki ufalınca çıkardı. Mükemmelsin bebeğim dedi. Ben de güldüm ama için çok feci yanıyordu. Biraz oturdu 5 dk sonra hadi yola çıkalım dedi gidip içecek bir şeyler aldı ve döndü arabayı çalıştırdı ve yola koyulduk. Bense 10 dk sonra kalktım ve bir kağıdın üstüne doğru oturdum ve içimdekileri kağıda boşalttım. Üstüme bir şeyler giydim ve öne geçtim.

Nasılsın iyi misin diye sordu, çok feciydi iyi olmaya çalışıcam dedim. Gitmeden önce bir kez daha yapar mıyız dedi. Yuh dedim hala mı dedim. Evet dedi belki görüşemeyiz o yüzden son birkez daha istiyorum dedi. Lütfen dedi. Bakarız söz veremem dedim. Tamam dedi istersen tabiî ki dedi. Tamam dedim ve yola tekrardan koyulduk.

Uzun bir müddet sohbet ettik aldığı abur cuburları yedik, ve sonunda İstanbul’a varmıştık. Yapalım mı dedi, bilmiyorum ki dedim pek istemiyorum gibi ama dedim. Sikini çıkardı bunu mu istemiyorsun dedi. Bilmiyorum dedim gülerek hafifçe kalkmış olan sikine elineki gofreti sürdü ve bak çikolata oldu üstü, bari temizle dedi gülerek.

Bende güldüm ve off tamam dedim ve sikine doğru hamle yaptım yalamaya başladım. Oda nereye parketsem diyordu kocaman araba, artık İstanbul’daydık öyle her yerde de duramazdık. Ümraniye taraflarında bir yola girdi ve bir arsanın yanına çekti kapıları kitledi. Gel arkaya geçelim dedi.
Ben ise bıraktığım yerden yalamaya devam ediyordum. Oda yatağa uzanmış ellerini 2 yana açmış kendini bana bırakıyordu. Sikini artık kaldırdım ve hadi gir içime dedim ama bu sefer daha erken boşal gerçekten acıyor dedim çok sert sikiyorsun dedim. Güldü tamam kusura bakma bebeğim dikkatlı olucam dedi.
Beni yere domalttı ellerimi dimdirek yere uzandırdı. Kalçalarım bir kule gibi çıkmıştı ortaya. Eline biraz tükürdü deliğime sürdü ve kalkmış sikini içime soktu. Hızla git gele başladı çok sert vurmuyordu bu sefer ama hızlıydı yine. Elleriyle kalçalarımı okşuyor arada sikini içime gömüp kalçalarını oynatıyor sikini içimde yuvarlıyordu. Daha sonra tekrardan hızlanıyordu. 5 – 10 dk aynı pozisyonda gittik ve beni kaldırdı yatağa sırt üstü uzandırdı ve bacaklarımı bana yasladı içime girdi. Senin için erken boşalıcam kendimi tutmiycam dedi. Tamam dedim.

Hızlı hızlı rahat 5 – 10 dakika beni becerdi boşalıcam dedi. Beni kaldırdı ve domalttı. Sikini içime soktu git gellere başladı. Artık nefesleri hızlandı ve sikini çıkardı direk deliğimin üstüne boşaldı. Sikiyle boşaldığı dölleri sikiyle yaymaya başladı. Off diyordu, teşekkürler bebeğim dedi. Çok sağol dedi. Bense artık yorulmuştum rica ederim yorucuydu ama güzeldi dedim. 3 kere birleştik hepside süperdi gerçekten mükemmel yapıyordu işini.
Daha sonra vedalaştık ve arabadan indim. Hatıra olarak iç çamaşırımı bırakmamı istedi bende tangamı bıraktım ve çıktım eve geldim. Götüm ağrıyordu duş alıp erkenden yattım.

Umarım beğenmişsinizdir. Çok teşekkürler…

Yaz aylarinda okul harcligimi cikarmak icin otellerde calisiyordum.Yine sicak yaz aylarinin birinde yeni müsteriler gelmis ve iclerinden bir tek erkek olani odasina cikarmak bana kalmisti.Iki bavulu vardi ikisini de aldim ve önünden yürümeye baslamistim.Odasi Otelin en üst katindaydi.Asansörde ufak bir tanisma fasli olmustu ve asansör kata gelene kadar elimi birakmamis ve konusurken gözlerime bakiyordu ki kendimde sicaklik hissettim baskislarindan.Neyyse odasina girdik biraz otel hakkinda bilgi verirken bu yavastan soyunmaya basladi ki havanin sicakligindan dedim ve anlatmaya devam ettim yatagin kenarina oturdu ve beni kendine dogru cagirdi ve önünde dururken yüzüme bakip birseyler anlatmaya baslamisti ki bacaklarimi ve pantolonomun önünü oksamaya baslamisti ki ates basmaya baslamisti bana.Ve pantolonomu indirdi ve yaragimi agzina alip yalamaya ve emmeye baslamisti ilk defa türk yaraginin tadina bakiyorum dedi dedim bak bak iyidir sonra bayagi yaragima sakso cekti sonra bana dedi yüzü koyun yatta sana masaj yapayim dedi cok güzel sexi bir masaj yapmaya basladi ve ben kendimden geciyordum,sonra kalcalarimda ellerini dolastirirken baska birtürlü heyecan duydum ve kendiligimden bacaklarimi acip ona kolaylik sagladim masajinda sonra ellerini yagladi ve yavas yavas parmagini deligimin üzerinde dolastirmaya basladi sonra baktim abaniyor yaragini kaldirmis iyice deligimin üzeriner bastirdi ve yaglanmis deligime yaraginin kafasini soktu bir hamlee canim acimisti yapma dedim ve kulagima egilip ilk defada türk götü sikiyorum cok süpermis deyip siritti ve yaragini daha da deligimin icine sokup hizli bir tempoda sikmeye basladi ve 10 dakika kadar sonra da bosaldi üzerimden kalkarkende yine gel cok para veririm bu göte dedi.Ben toparlandim disari ciktim görev yerime gidiyordum ama götümde sizlanma vardi yanma vardi o yüzden yürümem de biraz aksaklik vardi arkadan gelen diger bir arkadas da bana ne o ilk defa mi yedin de öyle yürüyon dedi arkama baktigimda eli yaraginda oksuyordu ve pis pis sirtiyordu….SimDiliK Bu kadar…iYi Okumalar…Okuyanlari en güzel yerlerinden KOCAMAN ÖPÜYORUM…Fatih

Tamami ile gerçektir .:)

BDSMMaster Efendim, kız arkadaşı ile tatile çıkarken benim de onlara hizmet etme onuruna ulaşmama karar vermişti. İnanılmaz heyecanlıydım. Emrettiği saatte, sabaha karşı 4 gibi kapısının önündeydim, bana daha önce verdiği talimatlar doğrultusunda onlar uyanmadan Sahibimin verdiği anahtarla eve girip, Sahibim ve sevgilisi uyurlarken öncelikle evin genel temizliğine başladım, ses çıkmaması için öncelikle toz almak ve ortalıktaki dağınıklıkları topladım. Sonrasında Efendimin geceden hazırladığı eşyaları arabaya indirip, arabaya yerleştirdim. Yerleştirme işlemi mutfağa girip, aldığım malzemelerle hem güzel bir kahvaltı sofrası kurmaya başladım, hem de yolda atıştırılacak sandviç gibi şeyler hazırladım. Bu konularda normalde çok isteksiz ve başarısız olan ben, konu Sahibim olunca en titiz şekilde, hızlı hızlı keyifle çalışıyordum. Bir yandan da inanılmaz heyecanlıydım, bize sonra Sahibimin emri ile yapacağım şeyleri düşünürken inanılmaz heyecanlanıyor, ellerim titriyor, nefes almakta zorluk çekiyor, aşırı heyecandan elimden peyniri düşürüyor yahut ekmeği düşürüyor, malzemenin bir kısmını heyecanıma kurban veriyordum. Evin genel ses çıkarmayan temizlik işleri ve kahvaltıyı hazırlama işlerim bittikten sonra Efendimin emrettiği gibi saat 8’de dizlerimin üzerinde, 4 ayak şekilde Efendimin ve sevgilisinin uyudukları odaya girdim.

Sahibim, kendisinden önce taptığım sikini uyandırmamı emretmişti!!!

Odadan içeri girdiğimde Sahibim ile sevgilisinin yatakta çırılçıplak uyuduklarını gördüm ve inanılmaz sevindiğim şey, Sahibimin sırt üstü yatıyor olması nedeniyle gece boyunca çok iş başardığını düşündüğüm taptığım, uzaktan aşk yaşadığım, Sahibimin uyandırmamı emrettiği muhteşem penisi rahatça ulaşabileceğim bir yerdeydi.

Dizlerimin üzerinde, gözlerim o aşık olduğum penise kilitlenmiş şekilde yaklaştım. Zangır zangır titremeye başlamıştım. En büyük korkum Sahibimin penisinden önce kendisini uyandırmaktı. Öyle bir şey olursa belki ilk defa bu kadar yaklaştığım penisini uyandırma şansını kaybedebilirdim.

Penisine doğru yaklaştım, kokusunu ciğerlerime dolduruyordum. Sahibimin kokusu ciğerlerimde dolaşıp, aldığım bu nefesle vücudumdaki kanım temizleniyor, yani Sahibimin kokusu kanıma karışıyor, bana siniyordu…. Ohhhh

Derin derin nefeslerden sonra, o penisin başını yalamaya başladım. Ufak dil darbeleri ile sikinin başını yalamaya başlamıştım. Offfffff dilim o sıcak penise değmişti ve bu an tarihi bir andı benim için. Yıllardır hayalini kurduğum bir andı. Böyle muhteşem bir şekilde gerçekleşmesi ne büyük bir onur ve şanstı benim için.

O sırada Sahibim uyanmamıştı ama o da ne! Yatakta diğer tarafa doğru dönmüştü. Tadını daha yeni yeni tatmaya başladığım penis artık ters taraftaydı. Oraya uzanmaya çalışırsam Hanımefendiye yanlışlıkla değme, rahatsız etme ihtimalim olabilirdi. Ne yapabilirim paniği yaşarken, Sir Master Efendimin taşaklarını gördüm. Yapabileceğim tek şeyi yaptım ve bu sefer Sir Master Efendimin taşaklarına dil darbeleri vurmaya başladım. Heyecandan ölecektim, artık dayanamadım ve dil darbelerinin ötesinde taşakları ağzıma almaya çalıştım. Bu sırada rahatsız mı oldu yoksa keyif mi aldı emin olamadığım Sahibim tekrar döndüğünde kafamdaki kuşku yerini bir tespite bırakmıştı. Sahibim’e keyif vermiştim. Çocuk gibi mutlu oldum. Sahibimin irileşmeye başlayan penisini görür görmez, hemen heyecan içinde ağzıma aldım.

İşteeeee, dudaklarımın arasında o muhteşem Sahibimin, muhteşem penisi vardı. Fotoğraflarından biliyordum, büyüdüğünde neye benzeyeceğini. Bunu düşünmek beni inanılmaz heyecanlandırıyordu. İşte, dudaklarımın arasındaki sıcaklık, yavaş yavaş dilimin üzerinde uzanmaya, santim santim büyümeye başlamıştı. Ağzımın içi gittikçe beni korkutacak kadar dolmaya başlamıştı!!!

Boğazıma Sahibimin, Efendimin, her şeyimin sikinin başının dayandığını ve nefessiz kaldığımı hissettiğim an panik oldum. Panikle kafamı çektim, dilimin üzerinden tekrar bu sefer dışarı doğru kayan penisin kökünden tutup, ağzımdan çıkarmıştım. Offff ıslanmış hali ile parlayan harika bir penis elimdeydi. Sahibimin penisine zevk veriyordum. Bu inanılmaz bir şeydi. İşte diye düşünüyordum, ben bunun için yaratıldım. Bunu yapabilmek için…

O muhteşem penisin tekrar boğazıma dayandığını hissetmek istedim. Yine tuttuğum siki ağzıma doğru çevidim, kocaman başını gördüm ve ağzımı açıp, o başı dudaklarımın içine aldım. Dudaklarımla hafifçe sıktım, adeta suyunu çıkarıp emmek, tadını almak istiyordum. Boğazıma doğru ilerliyordu… Yani pardon, tam tersine boğazım sikin başına doğru ilerliyordu. Çünkü Sahibim yatıyor, siki de sabit duruyordu. Ben Sahibime doğru ilerliyordum. Boğazım Sahibimin sikinin başına doğru ilerliyordu. Boğazıma dayandığında kusacak gibi oldum ama kendimi inanılmaz şekilde tuttum. Normalde parmağımı boğazıma yaklaştırsam kusardım. Ama şu anın muhteşemliğini bozmak istemiyor olmam böğürmemi bile kontrol etmişti adeta. Boğazımdan nefes alamayınca burnumdan nefes alıp vermeye başladım.

Ağzımdaki sikin muhteşemliği beni ürkütüyordu. Onu ağzımdan tekrar çıkarıp, tekrar ağzıma aldım. Dilimin üzerinden kayıp boğazıma doğru ilerlerken dilimle yalamaya devam etmeye çalışıyor, bir yandan da emmeye çalışıyordum. Biraz hızlanırken bir an kalbim duracak gibi oldu… Boşalır mıydı acaba????

Sahibim ağzıma boşalır mıydı? BDSMMaster Efendim, bu kölesi olduğum erkek, siki şuan ağzımı dolduran bu güçlü erkeğin spermleri ağzımı dolduracak mıydı yoksa biraz sonra??? Öleceğim sandım, hızlanmaya başladım, kafamı yukarı aşağı indirip çıkarıyordum. Ağzımın içinden kocaman sik girip girip çıkyordu.

Tam tempoyu yakalamıştım ki, ensemden tutulması ile çekildim. Sahibimi kızdırdım korkusu ile doğrulurken, beni tutanın Hanımefendi olduğunu gördüm. Göz göze gelir gelmez “defol” azarı ile irkildim. Hemen refleks olarak “Özür dilerim Efendim” diyerek geri çekildim. Oysa o kadar yaklaştığımı hissediyordum, şimdi hissederim belki diyordum, ağzımın dolup taşması duygusunu… Ama iznim olmamıştı… 🙁

Hemen toparlanıp, tekrar tekrar özür dileyerek odadan çıkmaya hazırlanırken Efendim “Dur köle” dedi. Durdum. “Gel buraya” emri ile hemen deminki bulunduğum yere geldim ama bu sefer Efendimin önüne doğru eğilmemiştim. Dizlerimin üzerinde dik duruyordum. “Ama aşkım” dedi Sahibimin sevgilisi Hanımefendi. “Sen karışma” dedi ve “ben izin vermediğim sürece kölelerime emir verme karışmam” diye ekledi. Hanımefendi bozulmuştu ama cevap veremedi. Bu sefer çok daha güçlü bir el ensemden yakaladı beni, tuttu, sikini bana doğru çevirdi, yine o kocaman başını görüyordum sikin. Ve bir şey dememe gerek kalmadan o sik, ensemden tutulduğum için sabit kalan, kıpırdayamayan kafama doğru yaklaştı ve ben daha açamadan dudaklarımı yardığı gibi ağzıma giriverdi.
Ölmüş olmalıyım.

Sarhoştum… Kendimde değildim… Dizlerimin üzerinde duramıyordum, dizlerimin üzerinde sahibim beni ensemden tutuyordu adeta.

Ağzımın içine girip çıkan bir penis vardı, gözlerim kararmış, tansiyonum düşmüştü.

Evet, evet fark ettim, şu an, Sahibim, BDSMMaster Efendim ağzımı sikiyordu!!! Evet, bunun başka açıklaması yoktu. Ağzıma bir tat geldi… Boşaldı mı diye bir rüya gördüm ama yok değidi, sadece zevk sıvısı ağzımın içinde bir tabaka oluşturuyordu. Mumumsu bir tabakaydı. Ağzımın içine yayılmaya başlayan. Artık ne olduğunu bile anlamıyordum. Bi nefessiz kalıyordum, bir sarsılıyordum, dudağım acıyordu, boğazım acıyordu, yutkunamıyordum, ağzımdan boğazıma doğru bir takım salyalar akıyordu. Ensem sıkılmış durumda sanki ensesinden yakalanmış bir kedi gibi kalmıştım.

Derken bir anda bırakıldım, yıkıldım yere. Gözlerim resmen kararmıştı, tansiyonum düşmüş olmalı, yerdeydim. Seslerden anladığım kadarı ile de Sahibim, sevgilisi ile benim bıraktığım işi devam ettiriyordu.

Biraz kendimde güç bulunca, dizlerimin üzerinde doğruldum ve gördüm, işte az önceki pozisyonumda Hanımefendi vardı. Benzer şekilde çaresiz bir görünümde ağzı Sahibim, belki de Sahibimiz demeliyim, Sir Master Efendim tarafıdan sikiliyordu. Demek ben de demin böyleydim. Ağzımdan benim de acaba böyle şak şak şlap şlup sesler mi çıkıyordu penis ağzıma girip çıkarken. İstemsiz bir tebessüm oluştu dudağımda ama bir yandan da dayak yemiş gibiydim. Sanki içki içmiş gibi sarhoştum. Ağzımın içindeki Sahibime ait tadı, mumsu dokuyu, adeta ağzımın iç kaplamasını hissedince mutlu oldum, dakikalarca bu mumsu dokunun tadını çıkarabilirdim. Ne şanslıydım…

Onları rahatsız etmeden çıkmam gerekeceğini düşünüp, parmak ucunda az önce benim olduğum pozisyonumu izlemeyi bırakıp çıkarken, “Ben git demedim köle, gel izle” emri ile “Çok özür dilerim Efendim” diyip mutlu mesut şekilde dizlerimin üzerinde izlemeye başladım.

Offf offff Hanımefendi çok başarılıydı, ben boğazımda sınırladığım Sahibimizin sikini boğazına da misafir ediyordu. Boğazının şiştiğini dışarıdan bile fark ediyordum. Harika bir manzaraydı, aşık olduğum Sahibimin penisini bu sertliğe benim ulaştırdığımı bilmek de harikaydı. Keyifle izliyordum, keşke aynı pozisyondayken kendimi de izleyebilseydim. Keşke…

Sahibim zevk alıyordu, gözlerini kapatmıştı, boşalacak mıydı acaba? Acaba benim ağzımı sikerken de böyle gözünü kapatmış mıydı acaba? Ben de aynı zevki verebilmiş miydim acaba??? Kafamda bu sorularla izlerken Hanımefendinin nefessiz kalıp, bir an ağzından siki çıkarmaya çalıştığını fark ettim. Sir Master Efendim sanırım fark etmemişti ki, sikmeye devam ediyordu. Hanımefendi adeta ölmemeye çalışır gibi kendisini geri çekmeye çalışıyordu ki Sir Master Efendim, onu bıraktı, Hanımefendi nefes nefese, öksürerek geri düşmüştü yatağa. Sahibim, onun üzerine doğru uzandı, penisini sallanırken gördüm. Özlediğimi hissettim, kıskandığımı hissettim, keşke ben emebilseydim halen…

Sonra penisini Hanımefendinin kadınlığına dayadı, kadının vajinasının girişi genişledi, vajina dudakları o başın etkisi ile iki yana açıldı. Bir iki gidip gelmeden sonra o tapılası penis Hanımefendinin inlemesi ile birlikte içeri girdi. Tamamı girmemişti, başı ve biraz devamı girmişti. Hafif hafif girip çıktıkça her seferinde bir öncekinden daha derine gidişini gözlemliyordum. Biraz sonra şak şak diye iki terlemiş vücudun birbirine çarpışını izlemeye, arada çıkan penisin kökünü, Sahibimin sallanan taşaklarını izlemeye başladım. Keşke beni de çekseydi yanına, o taşaklarına doğru. Ama burada olmak bile büyük şanstı. İzliyordum…

Büyülenmiştim, adeta Hanımefendinin vajinasına değil de, halen benim ağzıma girip çıkıyormuş gibi o tempoya uyun şekilde ağzımın içindeki Sahibime ait tadı emiyordum. İnanılmaz etkilenmiştim. Eğer kızmayacağını bilsem, yahut daha doğrusu böyle bir şeye izni olsa, saldırıp o penisi tutup, ben emmek isterdim. Bu arzularla izlemeye devam ettim.

Büyülü büyülü bakıyor, hayaller kuruyordum ki kadının inlemeleri sırasında Sahibimin kasılmalarını fark ettim… Ah keşke boşalmasını görebilseydim, içinden çıkarıp Hanımefendinin vücuduna boşalsaydı. Neyse, tatil var önümüzde, bol bol görürüm belki diye ümit ediyordum ki… ki… ki… ki…

Emin değilim, gerçek miydi, rüyay mıydı, yo yo sonrasında emin olmuştum, gerçekti… O vajinadan çıkan penis, ne olduğunu bile anlamadan benim dudaklarımın arasıjnda girdi, bir iki girip çıktı, sonra birden kasıklarda suratımı hissettim, boğazımın şiştiğini…. Yo yo ölürüm demek istiyordum, ölürüm efendim, orada, boğazıma sokup boşalır, patlarsanız ölürüm Efendim demeye çalışıyordum ama büyük olasılık sadece şlap, şlup, glup diye sesler çıkarıyordum. Yüzüm Efendimin kasıklarına yumulmuştu… Tam Edfendim kasılarakk boşalacakken sikini boğazımdan, dilimin üstünden çıkartıp, dudaklarımın arasından da şlap sesi ile penisinin başını çıkarıp, yüzüme doğru fışkırmaya başladı…

Bir damlası bile ziyan olmamalıydı, olmamalıydı……..

Ağzımı o sarhoş halimle açtım açabildiğim kadarı ile, dilim de dışarıdaydı, yüzümden akan damlacıkları tutmaya çalışıyordu. Sonra bitti, Sahibimin sikinin ucunu yüzüme, saçlarıma sürterek sildi. Sonra ucunu bana emdirdi ve “Çık” dedi yorgun bir sesle…

Çıktım kuyruğumu sallayarak… Aynaya gitmeliydim… O da ne giderken yüzümden damlayan spermler oluyordu, elimle yakaladım, avcuma damlamalıydı. Boşa gitmemeliydi.

Aynada kendime baktığımda suçluluk duyarım diye korkuyordum ama kendimi bile tanıyamayacak kadar garip bir surat ve yüzümün her yerinden sarkan Sahibime ait spermlerle gurur duyuyordum. Tek tek hiç bir damlasını ziyan etmeden ağzıma alıp tadını çıkara çıkara yedim onları. Yetmedi avuçlarımdakileri, yetmedi yere damlayan var mı diye kontrol edip yerdekileriii…

2 numaralı hikayemde ( http://16honeys.com/stories/lang/tr/read/moisture/posts/401554.html ) Çin’in Guangzhou şehrinde tanıştığım ve o güne kadar gördüğüm en güzel Çinli hatun olan Monica ile yaşadıklarımı anlatmıştım. Yine o yazımda bahsettiğim gibi Monica Çin’in daha orta kısımlarında yer alan küçük bir şehir olan Chengdu’dan olduğunu söylemişti. Öğrendiğim kadarıyla Chengdu, Guangzhou gibi büyük bir sanayi ve liman kenti değil aksine küçük ve daha turistik bir şehirdi. Havasıyla, bizim de rahatlıkla yiyebileceğimiz sebze ağırlıklı lezzetli yemekleri, tarihi ve otantik şehir merkezi ve en önemlisi güzel kızlarıyla ünlü bir şehir. Çin’in en güzel kızları hep Chengdu’dan çıkarmış. Bunun en canlı kanıtı da milyonlarca vasat Çinli kadın arasında Monica gibi doğa üstü güzellikte bir hatunla tanışmış olmamdı. Bir gün Chengdu’ya gitmeyi kafaya koymuştum ama ne zaman nasıl olabileceğini henüz planlamamıştım. Chengdu küçük bir şehir olduğu için iş seyahati için değil ancak bireysel tatilim için gidebilirim diye düşünüyordum.

Monica ile tanışmadan aylar önce Almanya’da bir fuarda tanıştığım bir Çin’li firma vardı. Firmanın ürünleri diğer Çin üretimi ürünlere göre oldukça kaliteli ve dikkat çekiciydi. Firmanın sahibi diğer tüm Çinli firma sahipleri gibi genç bir kadındı. Evet yanlış okumadınız, özellikle Çin’in güney yarısında neredeyse tüm firma sahipleri genç kadınlar. (Bu benim iş yaptığım sektöre özel bir durum da olabilir. Kendi karşılaştığım durum buydu. Aksi olarak erkek firma sahipleri de vardır elbette) Firmaları ve mülkleri kadınlar üzerine yapmak uzun süredir o bölgede bir gelenekmiş. Genelde iyi giyinen, güzel İngilizce konuşan, bakımlı ve oldukça varlıklı genç kadınlar oluyorlar. Bu firmanın sahibi olan kadın her zaman yüksek topuklu, şık ve seksi ayakkabıları, şık giyimi ve kendine özgü, göz alıcı saçı ile dikkat çekici bir Çinli hatundu. Diğer Çinli’ler gibi onun da adını telaffuz edemeyeceğimiz için Laurel takma adını kullanıyordu. Laurel ile Almanya fuarından sonra Milano’daki bir fuarda da karşılaşmıştık. Her ikisinde de uzun süre sohbet etmiş, bir nevi flörtleşmiştik. Ancak önceki yazılarımda da belirttiğim gibi iş yaptığım kişilerle kişisel olarak yakınlaşmamak gibi bir ilkem vardı ve bu konuda oldukça katıydım. Ne olursa olsun bu kuralım Laurel için de bozmayacaktım. Diğer Çin’li kızlardan fark edilir derece güzel olmasına rağmen beni o kadar da çok etkilememişti zaten.

Monica ile tanıştığım Çin ziyaretimde Laurel’ın firmasını da ziyaret etmiştim ve bu defa onlardan önemli miktarda bir sipariş geçmiştim. Laurel’da beni bir akşam yemeğine çıkarmıştı. Oldukça lüks bir Çin restoranıydı. Benim her şeyi yemediğimi bildiği için benim için özel sebze yemekleri yaptırmıştı. Parmaklarımı da birlikte yediğimi hatırlıyorum hala. Yemekte samimileşen sohbetimizde evli olduğunu çok da şirin küçük bir oğlu olduğunu öğrenmiştim. Oğlunun fotoğraflarını gösterirken iyice bana sokulmuş vücuduma temas etmeye başlamıştı. Bu oldukça hoşuma gitse ve tahrik olsam da içimden “iş iştir” diyerek usulca uzaklaştırmıştım kendimi. Bunu fark edince o da daha fazla devam etmemişti. O gece beni otelime kadar şoförü ile bıraktırmıştı.

Yaklaşık 6 ay kadar sonra, çok daha büyük bir sipariş daha vermiştik. Bu sebeple üretim aşamasında fabrikalarına üretim kontrolü yapmak istemiştim. Fabrikalarının Chengdu’da olduğunu duyduğumda yaşadığım keyfi tahmin edebilirsiniz. Muhtemelen o gün akşama kadar yüzümde şapşal bir sırıtma ile gezmiş olabilirim. 3 ay kadar sonra Chengdu’ya gittiğimde Laurel’da “Seni ben ağırlayacağım” demiş, tüm itirazlarıma hatta içten içe gelmesinden dolayı duyduğum kızgınlığa rağmen beni dinlememiş ve daha havaalanından indiğim anda özel şoförlü bir araç ile beni aldırmış ve otelime bıraktırmıştı. Araç ve şoför 3 günlük Chengdu ziyaretimde sürekli benimle olacaktı. O gece için saat oldukça geçti. Çin’in farklı bir şehrinden 3 saatlik uçuşla gelmiş ve yorulmuştum. Odama çekilip uyudum. Sabah erkenden uyandım. Kahvaltıya indiğimde masaların birinde Laurel’ı kahvaltı ederken gördüğümde çok şaşırmıştım. İçimden “ooops!” diye bir ses çıkmış ve sönmüştü. Beni gördüğünde yüzünde gülücükler açtı. Hemen ayağa kalktı ve gelip dostça sarıldı. Beyaz tonlarında kolsuz mini bir elbise giymişti. Ayağında yine her zamanki gibi zarif ve yüksek topuklu ayakkabılar vardı. Sarılırken kollarına dokunmuştum. Teni oldukça hoştu. Sabah kahvaltımı güzel ve bakımlı bir Çin’li hatun ile yapmaya itirazım yoktu elbette. Ancak kahvaltı esnasında benim 3 günlük programımı yaptığını ve bir saniye bile yalnız kalamayacağımı öğrendiğimde resmen yıkılmıştım. Çin’liler misafir ağırlamak konusunda fanatik düzeyde saplantılılar. Her şeyin mükemmel olması ve sizi memnun etmek için akılları zorlayacak düzeyde her şeyi yapabilirler. Halbuki beni memnun etmesi için sadece yalnız bırakması ve benim gönlümce gezerek güzel Chengdu’lu kızlar bulup sabahlara kadar sikişmem yeterliydi. Tabii ki bunu ona söyleyemedim.

Programın ilk gününde kahvaltıdan sonra büyük patroniçe olan kayınvalidesini ziyarete gittik. Eşinin ailesi Chengdu’nun köklü ailelerindenmiş ve bir çok firmaları varmış. Benim iş yaptığım firmayı da işletmesi için Laurel’e vermişler. Laurel benim yanımda hep pozitif, şen şakraktı. Akıcı bir İngilizceyle konuşuyordu. Fakat kayınvalidesinin karşısında farklı bir aksan ile ve neredeyse bir asker edasında hesap vererek konuştuğunu görünce çok şaşırmıştım. Çince konuşması zaten iyice bir tuhaf olmuştu, benim anlamam gereken yerlerde İngilizce konuştuğunda da akıcı İngilizce’si gitmiş, Çinli aksanı ile konuşmaya başlamıştı. Birbirlerine karşı saygıda asla kusur etmiyorlardı, kültürlerini de yozlaştırmıyorlardı. Uzak doğuluların bu özelliği beni her zaman etkilemiştir.

İlk 2 gün yemekler, gösteriler, tarihi yerler, muhteşem ayak ve vücut masajları, bol alkollü eğlenceler eşliğinde geçti. Gittiğimiz her yerde oldukça çekici Chengdu’lu kızlarla karşılaşıyordum ancak Laurel ensemden düşmediği için hiç birisi ile yakınlaşamıyordum. Laurel gerçekten bana müthiş bir turistik deneyim yaşatıyordu ama benim asıl amacım bu değildi ve ben bundan dolayı her gün daha keyifsiz oluyordum. 2 akşam da ayrılırken gözümün içine bakıyordu onu da odama davet edeyim diye ama ben görmezden gelip odama çekilip mutsuz ve azgın bir şekilde uyuyordum.

2. gün üretim kontrolü işini bitirmiştim ve son günü tamamen gezmeye ayırabilirdim. Sabah uyanıp kahvaltıya inerken “ne olur işi falan çıkmış olsun da gelememiş olsun” diye dua ediyordum içimden. Ama tabii ki yine benden önce uyanmış, hazırlanmış ve gelmişti bile. Bugün de açık sarı ve lime tonlarında güzel bir mini elbisesi vardı üstünde. Öğle yemeği için benim acı manyaklığı dediğim bir hot pot restoranında rezervasyon yaptırmıştı. Aklınıza gelen her şeyin türlü türlü acılarla pişirildiği yedikten sonra vücudunuzdan terle bile günlerce acı attığınız sadistçe bir yemek kültürü. Ancak eğlenceli ve lezzetli olduğu da bir gerçek. Restorana giderken artık pes etmiştim, kendimi acının kollarına bırakıp arabesk bir ruh haline girmeye niyetliydim. Restoranın kapısına geldiğimizde yemeğe iki Chengdu güzeli arkadaşının da eşlik edeceğini öğrendiğimde hemen arabeski bırakıp salsa müziklerine hızlı bir geçiş yapmıştım. Laurel çocukluktan beri arkadaş olduklarını söylemiş ve “bugünü birlikte eğlenerek geçirebiliriz” demişti.

Yemekte ben acıdan kıvranırken karşımdaki bir karış hatunların bu kadar acıyı terlemeden yiyor olmaları Türk erkeği gururumu zedelese de altta kalmamaya çalışıyordum. Diğer iki hatun Monica kadar olmasa da gerçekten oldukça güzeldiler. İngilizceleri Laurel kadar akıcı değildi yine de anlaşabiliyorduk. Yemek esnasında ve yemekten sonra gittiğimiz kafede Ashley ve Laurel ağzımın içine düşercesine gözlerini ayırmadan benimle konuşuyorlardı. Diğer hatun Angela benimle fazla ilgilenmediği çok netti. Yine de keyifliydi ve sohbete güzel eşlik ediyordu. Akşam gün batımına doğru Chengdu’nun merkezindeki büyük nehrin yanındaki barlara geçtik. Kaliteli canlı müzik olan, genelde öğrenci ve gençlerin takıldığı mekanlardı. Mekana gittiğimizde bira içmek istediklerini söylediler. Ben de bira ile eşlik etmeye karar verdim. Bir fıçı Heineken söyledik. Zaten gün boyunca hafif hafif ama sürekli alkol almıştık. Bira oldukça iyi gidecekti şimdi. Siparişi vermeden önce kendi aralarında Çince bir şeyler konuştular gülüşerek.

Birayla birlikte shot bardakları ve zarlar geldi masaya. “Bunlar nedir” diye yandan bir bakış atarak sordum. Ashley en güzel bakışlarıyla, beni baştan çıkararak oyun oynayacağımızı ve oyunun kurallarını anlattı. Klasik zar oyunuydu. Her sayının belli bir sonucu vardı. Amaç diğer bütün alkollü oyunlar gibi hızlıca sarhoş olmaktı. Tekila içiyor olsaydık hiç birimizin o geceyi hatırlamayacağı kesindi ancak sonuçta shot bardaklarında bira içecektik. Daha önce hiç shot bardağında bira içmemiş olsam da kesinlikle böyle bir şeyden sarhoş olmayacağımı biliyordum.

Gönül rahatlığıyla oynamaya başladık. Aralarında Çince konuşup sürekli bana içirdiklerinin farkındaydım. Arka arkaya 7 shot, 15 shot, 9 shot böylece devam etti. Çok eğleniyorduk. Masadan gülücükler, kahkahalar, şuh bakışlar eksik olmuyordu. Nasıl olsa sarhoş olup kendimi kaybetme ihtimalim olmadığı için saymadan içiyordum. 45 dk sonra birinci fıçı bitip ikinci fıçıya geçtiğimizde onlar en fazla hatun başına 1-2 shot içmişlerdi. Geri kalan fıçıyı ben bitirmiştim. Birinci fıçıdan sonra sohbet cinsel odaklı olmaya başlamıştı. Uzak doğulular ve westernlerin (bizlere western diyorlar) farklılıkları üzerine cinsel fıkralar, seksi sohbetler devam ediyordu. Bir süre sonra westernleri de bir kenara bırakıp benim üzerimden sohbet dönmeye başlayınca olayın nereye gideceğini fark ettim ancak itiraz edecek organlarım alkol denizinde nefessiz kaldıkları için sesleri çıkamıyordu. Sürekli tuvalete gidip içtiğim miktarı boşaltıp tekrar geliyordum. En son tuvaletten dönüşümde artık düz yürüyemediğimi fark ettim. Bu durumu onlarda fark etmişti. Ashley ve Laurel birer koluma girdiler. Biz sana yardımcı olalım dediler. Masaya oturmama yardım edeceklerini beklerken arabaya inmiş benim otel odama gelmiştik bile. Ben hemen müsaade isteyerek banyoya gittim.

Elimi yüzümü yıkadım, kendime gelmeye çalıştım. Hala birayla nasıl böyle sarhoş olduğumu anlayamıyordum. Sarhoş olup her şeyi berbat ettiğim için özür dilemeyi ve hepsine bu güzel gece için teşekkür etmeyi planladım, aklımı toparlayabildikçe. Bir süre ayılmaya çalıştıktan sonra banyodan çıktım. “Belki de gitmişlerdir bile” diye içimden düşünüyordum.

Ama tuvaletin kapısını açınca dantelli ve jartiyerli açık mavi iç çamaşırları ve elinde küçük siyah bir kırbaç ile Ashley karşımda duruyordu. Durumun şaşkınlığına varamadan güzelliğinden bir kat daha sarhoş olmuştum. Ashley’i ilk gördüğüm andan itibaren çok beğenmiştim. Yarın öğlen uçağa binip başka bir şehre geçmeden önce Chengdu’lu hatun emelime ulaşacağım için de oldukça memnun olarak dudaklarına yapışmak için bir adım attım. Elindeki kırbacı havada savurarak “şlak!” ses çıkarmasını sağladı. O anda neyle karşı karşıya olduğumu anlamaya başlamıştım. İtiraz etmeye de pek niyetim yoktu açıkçası. Banyodan yatak odasına dönen bir kaç adımlık bir koridor vardı. Parmaklarıyla gel işareti yaptı. Topuklu ayakkabılarının üstünde seksi bir kedi gibi kalçalarını kıvırarak yürümeye başladı. Onu takip ettiğimde karşımdaki sahneyi hiç beklemiyordum. Laurel çırılçıplak yatakta sırt üstü uzanmıştı ve deri iç çamaşırlarıyla kalan Angela göğüslerini iştahla yalıyordu. Ashley’de yatağın yanağına gitti ve Laurel’ın bir göğsünü yalamaya başladı. Laurel bundan çok zevk alıyordu. Gözlerini kapamış tadını çıkarıyordu. Bu noktadan sonra zaten iş ilişkisini falan düşünecek değildim. Ancak bu hatunların beni bilerek sarhoş ettiğini, deri iç çamaşırları, kırbacı, yatağın yanında duran kelepçeleri, strapon ve vibratör gibi bir sürü oyuncağı da görünce bu gece bu hatunların tecavüzüne uğrayacağım anladım. Ancak ne karşı koyacak gücüm ne de arzum vardı. Bu anın tadını çıkarmak istiyordum. Tecavüz kaçınılmazsa keyif almaya bakacaksın. “Götü kaybetmem umarım” diye düşünerek yatağa doğru sallana sallana yürüdüm.

Laurel’ın açık bacaklarının arasına başımı gömerek küçük amcığını yalamaya emmeye, ısırmaya başladım. Ben sırılsıklam olmuş amına dudaklarımı yapıştırdığım anda sessiz inlemeleri duyulur hale gelmişti. Amının her noktasını yalayıp, sularını emdikçe üçümüzün altında kıvranıyordu. Bir taraftan da Ashley’nin bana doğru domalmış güzel kalçalarını okşuyordum. Üçünün vücudunda da en ufak bir yağ zerresi yoktu. Vücutları oldukça diri, ciltleri gergin ve aynı zamanda yumuşacıktı. Yarışlar için yetiştirilen cins atları yakından görünce nasıl da o iş için kusursuzca yaratıldıklarını hemen anlarsınız ve bu kusursuz güzellik sizi çok heyecanlandırırsa bu hatunlarda kusursuz vücutları ile bende seks için yaratılmış kusursuz varlıklar oldukları hissini uyandırdı. Monica’dan alışkın olduğum gibi bu hatunlar da oldukça esnek ve sportiftiler. Laurel ve Ashley ile ilgileniyordum. Ancak Angela kendisine dokunmama izin vermemişti. Onun lezbiyen olduğunu anladığımda kendisinden ümidi kestim. Angela daha çok benim asistanım gibiydi ben Laurel ve Ashley ile ilgilenirken benden kalan boşlukları dolduruyor ve zevklerinin artmasını sağlıyordu. Laurel ve Ashley ise biseksüeldi. Benimle, birbirleriyle ve Angela ile ilgileniyorlardı. Tam anlamı ile sarhoş olduğum için ön sevişmelerin ne kadar sürdüğünü net olarak hatırlamıyorum açıkçası. Yine de şunu söyleyebilirim ki müthiş bir deneyimdi. Daha önce 2 hatun ile grup deneyimim olmuştu ama burada yaşadığım çok daha farklı bir şeydi. Bu hatunlar birbirlerini uzun yıllardır tanıyorlardı. Ayrıca western bir erkeği o gece orospuları yapmaya karar verecek kadar da yakındılar birbirlerine. Hava atacağım büyük bir aletim yok. Küçük de olmayan orta büyüklükte orta kalınlıkta bir aletim var. Ancak bu bile uzak doğuda bir hatunun gözlerinin yerinden sökülmesi için yeterli. Beni yatağa yatırıp ellerimi kelepçelediklerinde artık olacak her şeye razı olmak durumundaydım. İki hatun sikimin her zerresini, testislerimi, kasıklarımı, meme uçlarımı, boynumu, dudaklarımı öpüyor küçük ve narin ellerini vücudumda gezdiriyorlardı. Bu böylece saatlerce bile devam etmiş olabilir. Cennette gibi hissediyordum. Zaman kavramım kalmamıştı.

Sikim emilmekten renk değiştirmişti ki Laurel bir hamle yaparak kucağıma çıktı ve sikimin üstüne oturdu. Ben önce Ashley’i sikmek istiyordum aslında ancak sesimi bile çıkaracak halde değildim. Daracık amcığına giren taş gibi sikimin gücüyle Laurel çığlığı bastı. Bunu gören Ashley yüzü Laurel’a dönük bir şekilde amını ağzımın üstüne dayayıp onunla öpüşmeye başladı. İki hatun üzerimde şevişirken bir taraftan am sikiyor, diğer taraftan başka bir amı yalayıp sularını emiyordum. Ellerim bağlı olduğu için acımaya başlamıştı. Ellerimi çözmelerini istiyordum ancak ağzımın üstündeki amdan sesimi duyuramıyordum. O anda gerçekten tecavüze uğruyormuşum gibi hissettim. Ancak o kadar keyif alıyordum ki bundan hiç pişman olmayacağım kesindi. Bir süre sonra Laurel sikimin üstünden kalktı ve kendini strapon takmış Angela’ya teslim etti. Boşta kalan sikimi devralma sırası Ashley’deydi. Aslında ben Chengdu’ya gelirken sadece bunu hayal etmiştim ama çok daha iyisini bulmuştum. Ashley sikimin üstünde kalkıp indikçe daracık amının duvarlarını zorluyordum. Her defasında çığlıklar ve sesli inlemeler ile kendini bana siktiriyordu. Benim de artık dayanacak gücüm kalmamıştı. İnlemeler eşliğinde şiddetli bir şekilde amının içine boşaldım. Ashley henüz boşalmamıştı. Sikimin üstünde hızla oturup kalkmaya devam ediyordu. İçine dolan sıcak döllerimin de etkisiyle olsa gerek o da bir kaç saniye sonra boşaldı. Bir süre bekledikten sonra sikimin üstünden inip yatağın kenarına oturdu ve bacaklarını Laurel’a doğru açtı. Angela’nın straponlar sikmeye devam ettiği Laurel, Ashley’nin amından sızan döllerimi yalayıp temizledikten sonra amını büyük bir iştahla yalamaya devam etti. Kısa bir süre sonra Laurel’da boşalmıştı. Hepimiz tatmin olmuştuk ancak Angela olamamıştı.

Ashley bana doğru geldi. Ellerimi çözdü ve rahatça oturmamı ve izlememi söyledi. Eline bir vibratör alarak Angela’nın yanına gitti. Bu arada Laurel’da straponu devralmıştı. İki hatun birlikte Angela’nın amını, götünü sikip göğüs uçlarını emip ısırıyorlardı. Angela çığlıklar atıyordu. Bu sahne beni çok etkilemişti. Uzak durmak istemedim. Onlar Angela üzerinde çalışırken ben de gidip Ashley’in amını yalamaya başladım. Bu döngü sabaha kadar devam etti. Yorulanın arada dinlenme şansı bulabildiği ama odadaki şehvet dolu seksin hiç durmadan aralıksız devam ettiği Angela ile benim aramdaki sınırın dışında hiç bir sınırın muhteşem bir döngüydü. Herkes birisininin amını ya da götünü sikiyor aynı zamanda bir şeyler emiyordu. Üzerinden en az 2 yıl geçti ancak şu anda bile hatırladığımda sikim taş gibi sertleşiyor.

Sabah kahvaltıya indiğimizde hepimiz yorgunluktan tükenmiş aynı zamanda kurtlar gibi acıkmıştık. Kahvaltıdan sonra odama çıkıp duş alıp hazırlandım. Kızlara bu muhteşem deneyim için çok teşekkür ettim ve havaalanına doğru yola çıktım.

Bu arada götü kaybetmedim. En azından hatırladığım kadarıyla 🙂

Birbirinden güzel sex hikayeleri Size bu yaz başımdan gecen bir olyayı anlatayım. Son 6 yazımı Bodrum’da gecirdim.Önceleri pek gay eğilimim olduduğunu ciddi anlamda farketmemiştim taki borumun gece hayatına karısana kadar.Dans ederken yakısıklı turistlerden gözlerimi alamıyordum.Kimisi beyaz keten pantolonun altına don giymiyordu ve kalcaları belli oluyordu ben de delirirdim bunu gördükce.Genelde Fransız erkekleri sahilde slip mayolarının arkasını sıyırıp kalcalrını bronzlaştırmak için yüzüstü uzanırlardı kafayı yerdim.muhtesem vücutlu ıngiliz erkeklerinin suda yaptıkları oyunlar sex hikayesi inanılmaz tahrik ederdi. Böyle gecen yazlardan sonra artık herkesi etkileyebilcegim yaşa (18) geldigime inandım ve bu yaz değişiklik yapıp erkekleri de etkilemeye karar verdim..Giyim kuşamımda hiçbir zaman falso olmadı, Türkçe dışında 3 dil de biliyordum tek ihtiyacım hareketlerdi yani “vücut dili”. O zamana kadar mı farketmedim yoksa o yaz mı değişti herşey bimiyorum ama senelerce seyrine doyamadıgım milletlein erkekleri dans ederken bana sürtünüyorlardı, farkettiğimi anlayınca da sırıtıyorlardı.Bir gece bir tanesiyle uzunca sürtüştük ikimizde erekte ; sex hikaye 😉 olmuştuk. kendileri Almanya’dandı.
Tuvalete gitmemizi teklif etti ben de reddettim.çünkü yapacagımız en ileri saftaki sey oral sex olacaktı ve boşaldıktan sonra isteksizlesecektim bense tam tersini istiyordum,yani bütün gece tahrik olup en sonunda hedefi vurmak. Saat 02:00’da gec klübü Halikarnas’ta köpük partisi başlayacaktı. Oraya gittik arkadaslarla boyun hizzama kadar köpük içindeydik ve cılgınca dans ediyorduk. Alkolün de verdiği cesaretle ellerimi serbest bıraktım.kimse kimin kime dokundugunu göremmiyordu.Zaten be de 2-3 kere taciz edildim ki cok hoşumagiiti.Hoşuma giden erkeklerin kalcalarına hafifce avuc içimle dokunuyordum ama avuclamaya korkuyordum. genelde şort seyrek olarak da şortunu cıkarmış slip mayo ya da slip boxer ile dans edenler oluyordu köpüğün içince özellkikle slip mayolulara dokununca cıldırıyordum.Arkadasları bulamıyordum köpüğün içinde onalara bakınrken hayatımda gördüğüm en yakısıklı en şeker canlıyı gördüm tahminimce ıngilizdi, (öyleymiş). onu da yoklamak üzere elimi uzattıgımda bir şok daha oldum,sadece erkek tangası vardı üzeindekini de cıkarmıştı,resmen sex ilahı ibi duruyordu.Nasıl olduysa beni farketti ve 2.dokunusumda elimi tuttu,cok korkmuştum kavga cıkcak arkadaslara da rezil olacagım diye ame öyle olmadı elimi aldı ve tangasının önüne dokundurdu.Adeta alev alev yanıyordum,kalbim agzımdan fırlayacak gibiydi.Elimden tuttugu gibi köpük makinasınn altına götürdü hiç konusmuyorduk zaten o müzikte ne desek duymazdık birbirimizi.Makinanın altı köpüğün kafa hizzasında oldugu bir yerdi.
Millet öpşmeye oraya giderdi.Bana “take your breath” yani “nefesini tut” dedi ve sarılıp köpüğe daldık.Sadece boynumu yalıordu.Bende cesaret bulup elimi tangasının arkasından içeri soktum ilk defa bir erkegin kalcalarını okşuyordum,kılsızdı.Parmaklarımı deliğinde gezdirmeye basladım bastırdıkca zevkten titreme dalgaları yayılıyordu vücuduna.O da köpükten bacaklarıma ve kalcama yapısmıs olan kotumun üzerinden kalcarımı avucluyordu. Böyle olmayacağını anladık.”Kaldıgım otel yakında oraya gidelim” dedi beni kenara cekip. Kabul ettim. Elinde tutugu şortunu diydi ve normal arkadas gibi cıktık. Yürürken sohbet ediyorduk birbirimizi tanıtıyorduk.Galiba ilk görüşte ask bu oluyordu.Otel odası çift kişilikti ma tek kalıyordu yani zaten 2 kişi için para ödemişti dolayısıyla onda kalmam sorun teşkil etmezdi otel için. Kapıdan girer girmez öpüşmeye basladık deli gibi.Sonra küveti doldurduk ve soyunup içine girdik çünkü köpüğün üzerimizde kurumasından dolayı tenimizde bi gerginlik ve acı bir tat vardı.Küvette sadece sarılıp öpüştük ve ellerimizle karşı tarafın vücudunu tanımaya calısıyorduk, adeta ezberlemiştim vücudunun her kıvrımını. Sonra cıkıp birbirimizi kuruladık. Bellerimize birer havlu sarıp içeri gectik birer sigara içtik ve birkac kadeh şaraptan sonra kıvama gelmiştik. Sigarasını agzından aldım derin bir nefes cektim ve dudagına yapısıp dumanı agzına üfledim.Ne demek istediğimi anladı ve havlusunu cıkarıp üzerime yattı.Ben onun deliğini parmaklarken o da boynumu ve göğüslerimi emiyordu.Sonra ikimiz de yan yatıp öpüşmeye basladık bir bacagını benimkierin arasına soktu ve öbürünü de kalcamın üzerinden belime doladı.Deli gibi öpüşüyorduk.Dizi bacak aramda hareket ettikce kuduruyordum. Onu sırtüstü yatırdım ve göğsünden baslayarak yalayarak sikine indim, elime aldım tam sevdiğim gibiydi pürüzsüz ve kılsız.Boyu da harikaydı 18cm. ılk defa bir erkeğin aleti agzımdaydı.
Aç kalmış gibi emiyordum,dibine kadar ağzıma alıyordum, taşaklarını da istiyorum.Bir yandan da işaret parmağımla orta parmagımı deliğinde ileri geri yapıyordum.Aleti o kadar güzeldi ki yaladıkca yalayasım geliyordu.Sonra üstüme egip domaldı 69 pozisyonundaydık.Ben onun taşaklarını ve deliğini yalarken o da bana sakso cekiyordu.Delirecektim.Hiç bir kız bu kadar iyi yalamamıstı.O zman düşündüm ki bir erkegin vucudunu en iyi bir erkek bilir ve dolayısıyla en iyi bir erkek onu zevklendirebilir. Artık deliği yumuşamış ve açılmıstı. sırtüstü yatırdım onu ve bacaklarını omzuma koydum.Keniminlini dibinden tuttum ve hafifce deliğine bastırdım, ilk defa arkadan alacagını söyledi ben de istemiorsa yapmayacagımı öyledim,reddetti sonuna kadar istiyordu sevgilim. Önce basını sokup biraz bekledim deliği nabız gibi atıyordu ve sıcaklıgını daha iyi hissedioyordum birdn sikimi haffifce iitirdim ve biraz zorlanarak içeri girdi o sırada derin bir ooh cekti bu beni daha da azdırdı ve iyice gidip gelmeyi hızlandırdım.O yakışıklı,şeker,sexy erkek önümde zevk sesleri cıkarıyordu.Kafamı yana cevirdiğimde ayaklarının da cok güzel oldugunu gördüm.Zaten sahilde de kaslı düzgün bacaklı ve ince ayak bilekli erkeklere bakardım.