Herkese merhabalar..

Uzun bir süre sonra Hakan’la yaşadığım ilişkiyi yazacağım umarım beğenirsiniz. [Edit: Bu hikaye aslında, Olgun Market’çi hikayesinden 3 – 4 gün önce yayınlanması lazımdı ama nedense bir sorun çıktı o yüzden yayınlanmadı tekrardan atıyorum.]

Uzun bir süre Hakan’la görüşmedim belki yeni arayışlarda olmam belki de artık çok monotonlaşan ilişki olması sebebiyleydi ama Hakan benim ilkimdi o yüzden o kadar kolay kopamayacağımı biliyordum ve öylede oldu. Spor salonuna artık gelmiyordu, tek başıma can sıkıntısı olarak spor yapıyordum ama gerçekten özlemiştim uzun da bir müddet olmuştu telefonda bile konuşmadık. Bir akşam spor salonu çıkışımda telefon çaldı. Arayan Hakan’dı. Alo dedim. Sitem dolu sözlerle konuşmaya başladı, bende cevap veriyordum ben hiç birşey yapmadım sen aramadın diye falan derken sanki sevgili modundaydık. Kimlerle sikiştin bu zamandır kimlere siktiriyorsun kendini gibi laflar etmeye başladı inanılmaz kırıcı konuşuyordu. Bense şok olmuş bir ses tonuyla benden hesap soramayacağını falan söylüyordum derken biraz tartıştık ve ben telefonu kapadım. Şok olmuştum sanki gerçekten sevgilimdi ve beni azarlıyordu.

Bir iki gün ne aradı ne sordu. İki gün sonra, spor salonuna doğru yola koyuldum dolana dolana salona vardım kabinlerde üstümü değiştirip içeri girdim. Koşu bandında koşmaya başladım. Kulağımda kulaklık müzik dinliyorum. Derken yanımda biri bana bakarak koşu bandında koşmaya başladı ilk önce pek umursamadım ama kafamı çevirdiğimde Hakan’ı görmüştüm. Uyuz herif, beni görmek için gelmişti çok ilginçti. Kulaklığı çıkardım, Merhaba dedi. Merhaba falan dedim öyle muhabbet ettik ben kısa kısa cevaplar veriyordum. Trip atıyordum resmen. Neyse banttan indim biraz ilerdeki bisiklete doğru yöneldim, ve bindim.

Arkamdan oda geldi, yanımdaki bisiklete geçerken bir eliyle kalçama dokundu. Özledim seni dedi. Belli çok özlemişsin o küfürler belli etti dedim. Bir an içim bi hoş olmuştu. Beni ellemesi çok hoşuma gitmişti. Daha sonra neden öyle sinirli konustuğunu falan anlattı. Beni özlemiş olması ve hiç görüşmememiz onu sinirlendirmiş falan. Peki böyle konuşmasının hoş mu olduğunu sordum. Özür falan diledi. Pişman olduğu belliydi çünkü aslında öyle biri olmadığını zaten biliyordum.

Zamanı varsa benle görüşmek istediğini falan söyledi, şuanda olmadığını söyledi lütfen falan dedi. Çok özledim lütfen gel aşağıya gidelim en azından 10 dk bile bana yeter şimdilik dedi. Bakarız dedim. İlk fantezimiz unuttun mu çok zevk alırız yine ilk baştaki gibi dedi. İlk zamanlar harikaydı şöyle bir hatırlamaya çalışınca. Olabilir dedim bakarız. Neyse 10 15 dk sonra aşağıya iniyorum dedim. Gülerek süper dedi.

Aşağıya indim, üstümü çıkardım, duşa girecektim. Hemen peşim sıra geldi, kolumdan tuttu hadi en sondaki kabine dedi. Tamam geliyorum dedim. O kabine girdi bense üstümü tamamen çıkardım hızlıca çamtama koydum kimse görmeden koşa koşa son kabine girdim. Hakan suyu açmıştı bile. Ohh bebeğim seni çok özledim ya dedi. Hemen kabinin kapısını kitledik. Suyunda ısısını ayarladık. Hakan’ın elleri kalçalarımda benim ellerimse onun sikindeydi. Özlemiştim onu gerçekten. Biraz elledikten sonra Hakan’ın ıslak gögüslerini öpe öpe göbeğinden aşağıya sikine kadar indim. Hakan kendini duvara yasladı. Kalçalarını biraz öne itti. Sikini tuttu ve ağzıma verdi. Hafif hafif kalkan sikini sömürmeye başladım. Sikini kaldırıp taşaklarını yalıyordum tekrardan o güzel sikini ağzıma alıyordum. Ellerimle sikini sıvazlarken hem taşaklarını hemde baldırlarını öpüp yalıyordum. Üstümüzden akan su daha da bir iştahlandırıyordu bizi özellikle beni. Hakan’ın siki artık yavaş yavaş hazır ola geçiyordu. Ben bu esnada sikini boğazıma kadar almaya çalışıyor daha hızlı kalkması için tüm hünerlerimi sergilemeye çaba sarfediyordum. Biraz uğraştıktan sonra Hakan’ın sikini kaldırmayı başarmıştım.

Hakan sikinin hazır olda beklediğini fark etti ve beni kollarımdan çekip yukarı kaldırdı. Beni yüzüm duvara dönük şekilde domalttı. Tam domalamamıştım çünkü kabin biraz dardı. Kabini çaprazlama kullanıyorduk yer açılsın diye. Hakan yukardan gelen suyu tam kalçalarımın üstüne getirdi kökünden tuttuğu sikini yavaş yavaş içime gömmeye başladı. Tamamiyle girdiğinde, gitgellere başladı. Hakan’ın suratında tebessümle beni sikmeye başladı. Kalçalarımı sıkıyor omuzlarımdan beni çekiyor daha da sert vuruyordu. Neden gülüyorsun dedim. Karımı sikerken gülemezmiyim dedi. Çok sevmiştim bu lafını. Hakan’ın vücudu bana yapıştıkça daha da zevke geliyordum. Ellerimle kalçalarına uzanıyor sıkıyordum. Hakan ise kalçalarmı okşaya okşaya suratındaki tebessümle sikmeye devam ediyordu. Ben ise kimsenin duymaması için hafif hafif inliyordum. Devam et bebeğim, sik beni devam et diyordum Hakan ise üstümde Aahhh, ıfffffffff diye sesler çıkara çıkara beni sikmeye devam ediyordu. Bir süre durup daha da seri sikiyor bir süre durup sikini dışarı çıkarıp bir anda içime gömüyordu. Kalçalarımı sıkmaları okşamaları yüzünden kıpkırmızı yapmıştı ama performansı süperdi. Ayakta artık yorulmuştum pozisyon değiştirmenin zamanı gelmişti 10 dkdır aynı pozisyonda sikiyordu.

Hemen yere dört ayak pozisyonu olarak domaldım. Hakan’da dizlerinin üstüne çöktü ve sikini içime geçirdi. Sikmeye başladı. Kalçalarımı tokatlıyor ve sıkıyordu. Ohh karıcım çok özlemişim seni bir parçam oldun resmen diyordu ben ise alttan uzanıp taşaklarını okşuyordum ve inlemelerime devam ediyordum. Hakan’ın çıkardığı sesler hafif hafif artıyordu bu artış daha da sert yememe neden oluyordu. Kalçalarıma her vurduğunda dalgalanan kalça etlerim onu daha da azdırıyordu. Hakan sertçe siktikçe içimde o derece yanıyordu. Bebeğim artık boşalacak mısın diye sordum. Boşalıcam canım dedi biraz sabret acıtıyor biliyorum ama biraz sabır dedi. Tamam dedim. Bu pozisyonda sikmeye devam etti ve artık boşalacağını anladım. Geliyorum bebeğim dedi. Hemen çıkardı içimden. Dizlerimin üstüne oturdum ve sikini ağzıma aldım. Yalamaya başladım. Biraz sonra sikini ağzımdan çıkardı kendi sıvazlamaya başladı bende bu arada bacaklarını okşuyor taşaklarını yalıyordum. Derken aç azğını karıcım dedi. Ağzımı açtım sikini biraz azğıma yaklaştırdı ve içindeki tüm menileri azğıma boşalttı tazikli sert boşalmalarla ağzımı doldurdu ağzımdakileri yere bıraktım ve ucunda meni kalmış sikini ağzıma aldım eme eme temizledim.

Yorgunluktan bitmiştik ikimizde, hadi temizlenelim dedim. Gülerek tamam dedi. Duşumuzu almıştık kabinden ilk o çıktı sonra ben çıktım. Dışarda buluştuk. Kalçalarım biraz sızlıyordu ama olsun. Yürümeye başladık. Bugün bir kez daha istiyorum itiraz istemem dedi. Yuh dedim doymadın mı. Nasıl doyabilirim sana ki dedi. Peki yer var mı dedim. Aslında var ama biraz riskli kabul edersen dedi. Neresi dedim. Bizim evin orda hatırlarsan arkada orman var, ormanda yapabiliriz mesela dedi. Yuh dedim o nasıl olacak biraz durdu evet aslında baya bir riskli dedi ve güldü. Daha sonra dur ben düşünüyorum dedi. Tamam dedim düşün sen dedim. Yürüyoruz falan telefonu açtı birşeyler konuştu falan. Tamam gel gidiyoruz dedi. Nereye dedim uzak değil arkadaşın evine boş şuanda evi oraya gideriz dedi. Tamam dedim. Otobüse binmemiz lazımdı. Otobüs geldi bindik arkaya doğru yürüdük. En arka sırada cam köşesine oturduk. Ben cam kenarı oda yanımda muhabbet etmeye başladık ama Hakan rahat durmuyor bacaklarımı okşuyordu. Kolunu arkamdan getirip kalçalarımı okşuyordu. Pantolununun düğmelerini açsana dedi. Yuh dedim nasıl olur görmüyor musun yandakileri. Elidenki çantayı koy üstüne hadi kırma beni dedi. Ben bıraz mırın kırın ederek çantayı koydum yavaş yavaş düğmeleri çözdüm. Hakan elini arkamdan hafif hafif kalçalarıma getirmeye çalışıyordu ama olmuyordu. Biraz daha eğildi poponu kaldırsana ben içine sokayım olmayacak böyle dedi.

Hafifçe popomu kaldırdım, pantolonu hafifçe aşağı çekti ve elini tamamiyle içime soktu bende elinin üstüne oturdum. Suratımızda sinsi bir sırıtmayla yola devam ediyorduk. Altımda sadece parmaklarını oynatabiliyordu parmaklarıyla deliğimi okşuyordu. Biraz daha eğildi sikimi okşa dedi. Yuh dedim o kadar da değil. Güldü üstünden dedi. E yanindakileri görmüyor musun dedi. Hemen çantasını diğer eliyle kucağına koydu. Suratıma baktı ya şimdi dedi. Ben sıkıla sıkıla elimi hafifçe pantolonunun üstünden okşamaya başladım. Yol boyunca böyle devam ettik. Biraz sonra arka sıralar yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı. Bizim 2 sıra önümüzde bir kaç yolcu arka sıra tamamiyle boştu. Hakan diğer eliyle fermuarını açtı ve kalkık sikini tek hamlede çıkardı. Ohaa napıyorsun dedim. Kimse yok görmüyor musun sıvazla kocanı dedi. Bir elime tükürdüm ve sikini okşamaya başladım.

Yol boyunca böyle sürdü derken artık inmemize 2 durak kala toparlandık ve durakta indik. 5 dk yürüme mesafesi sonrası eve vardık. Bir apartmana girdik, evin kapısına geldik duvarda gazete konulan sepetlerden vardı içine elini attı ve anahtarı aldı kapıyı açtı. İçeri girdik işte aşk yuvamız dedi. Gülüştük. Salona geçtik dağınık bir evdi gece neler oluyorsa artık. Üstünü çıkar karıcım hemen geliyorum dedi. Ben çıplak olarak bekliyordum Hakan geldi oda soyunmuştu. Beni yere domalttı. Yalayamadım bunu ağzım sulandı dedi. Dizleri benim yanımda olarak arkama doğru hamle yaptı. Bir eliyle kalçalarımı ayırdı diğer eline tükürdü ve deliğime sürdü ve ardından parmağını içime soktu bense elimle sikini okşamaya başlamıştım. Biraz sonra arkama geçti ve deliğimi yalamaya başladı. Off ne özlemişim seni karıcım dedi. Kalçalarımı deliğimi yalıyordu sırıl sıklam etmişti arkamı tükürüğünden.

Uzun bir müddet yaladıktan sonra koltuğa oturdu gel yala bakalım dedi. Hemen döndüm arkamı koltukta önüne çömeldim ve sikini ağzıma aldım. Yalamaya başladım taşaklarını kasıklarını her tarafını yalıyordum. Hakan sikini kökünden tutup suratıma vuruyordu. Sikini boğazıma kadar alıyor tekrardan çıkarıyordum. O yapışkan tükürüğü sikine tükürüyor tekrardan sıvazlıyıp yalıyordum. Siki artık kalkmıştı ve bana otur bakalım bebeğim dedi. Sırtım ona dönük şekilde sikine oturdum. Tamamen içime gömüldüğünde kalçalarımı kıvırtmaya başladım. Hakan ise vücudumu okşuyordu. Biraz öne eğildim, kendimi ileri geri atmaya başladım. Hakan ise bacaklarını açmış gitgeller yapak kaçlarımı izliyor kalçalarımı sıkıyordu. İnanılmaz bir manzara bebeğim kalçaların gerçekten çok büyük nasıl doyucam ben bunlara dedi, artık beni fazla boşlama dedi. Olur hayatım dedim. İnlemeye devam ediyordum Hakan ise manzara karşısında mest olmuş beni ve kalçalarımı izliyordu. Arada fazla öne gitmem sonucu içimden fırlayan sikini kökünden tutup tekrardan içime sokuyordu. Derken uzun bir süre bu pozisyonda sikti beni artık yorulmuştum. Anlamış olacak ki yoruldun mu bebeğim dedi. Kafamı salladım. Beni tuttu ve oturduğu çekyata yüzü koyun yatırdı. Dur canım şunuda bir açayım dedi ve çekyatı açtı ben nerdeyse düşecektim. Büyüyen koltukta tam ortaya geçtim. Hakan arkama geçti, dizlerini kalçalarımın yanına koydu bir eliyle ayırdığı kalçalarımın arasına sikini yerleştirdi ve yavaşça içime girdi. Tamamiyle içime girdiğinde Hakan şınav pozisyonuna geçti ve üstümde zıplamaya başladı her zıplayıp bana yapıştığında ağırlığıyla birlikte siki en uç noktalarıma kadar giriyor benim canımı çok yakıyordu. Her vücut birleşmemizde çıkan o ŞLAP sesi hafif terleyen vücutlarımızı daha da alevlendiriyordu.

Hakan bir müddet sonra kollarım yoruldu diyere üstüme uzandı. Pozisyon değiştirelim dedi, hemen dört ayak pozisyonu domalttı beni ve içime girdi. Kalçalarıma vura vura sikmeye devam etti arada sikini çıkarıyor götümü eğilip yalıyor sikini tükürükleyip tekrardan içime giriyordu. Harikasın bebeğim becer beni diyordum. Sikicem bebeğim daha çok hemde diyordu. Suratı mutluluktan yine gülüyordu ama benim suratım acıdan büzüşmüştü. Hakan durmadan sikmeye devam ediyordu bitmeyen bir enerjisi vardı. Kalçalarımı ayırıyor off bu nedir böyle diyordu. Sert sert sikiyor bu kalçalar birgün beni bitirecek diyordu.

Daha sonra arkamdan çıktı tekli koltuğa oturdu ve gel bebeğim otur dedi. Yanına gittim, ayaklarımı koltuğun minderlerine koydum yüzüm ona dönük şekilde sikine oturdum. Hakan kalçalarımdan tuttu ve beni sikmeye başladı. Ben zıplıyordum Hakan ise bana yardımcı olmak için elleriyle bana alttan destek veriyordu. Arada içimden fırlayan sikini elimle tekrardan içime sokuyordum ve zıplamaya devam ediyordum. Off bebeğim süpersin sik beni ahh diyordum, Hakan ise altımda mayışmış bir şekilde ohhh ıfffffff diye sesler çıkarıyordu nefes alışverişleri hızlanmıştı. Hakan boşalmak bilmiyor fakat benim artık bir an önce onu boşaltmam lazımdı zira içim alev alev yanıyordu. Uzun bir süre siktiten sonra beni kaldırdı ve sırt üstü çekyata yatırdı.

Önüme geldi bir bacağımı kaldırdı ve sikini içime soktu. Tam vuramadığı için altıma bir minder vedi ve tekrardan girdi. Bu pozisyonda Hakan kan ter içinde beni sikmeye devam ediyordu ben ise ellerimle onu kalçalarından sıkıyor daha seri hareket etmesini sağlıyor bacaklarını okşuyordum. Hakan arada sikini çıkarıp üstten deliğime tükürüyor tekrardan içime sokuyordu. Artık Hakan’ın boşalacağı belliydi. Geliyorum hayatım diyordu. İçime gel dedim. Hakan bacağımı sıkıca kavradı çok sert ve hızlıca sikmeye ve aahhlamaya başladı bense acıdan altında inliyordum çok sertti çünkü, ve dakikalar geçmeden içimde sıcak sıvıların gezdiğini hissettim. Hakan tamamiyle bitine kadar içimde pompalamaya devam etti.

Hakan işini bitirince kalktı ve koltuğa oturdu. Ben ise bitik bir şekilde orda öylece kaldım biraz sonra kendimi toparlayıp ayağa kalktım Hakan nefes nefese bana bakıp gülüyordu. İnanılmazdı keşke biraz daha yapabilsek dedi. Artık yeter bu kadarı çok geldi dedim. Biliyorum bebeğim çok teşekkür ederim dedi. Biraz dinlendik ve evden hazırlanıp çıktık…

merhabalar bundan 2 ay önceydi.Üniversitede tanıstıgım biri oldu.M. 22 yasında iri göğüslü çıkık kalçalı tam bir afetti. Her zaman bana bakıyodu bende onun vucuduna ama arkadaş gibiydik.Birgün benim evime kalmaya geldi.Minicik bir etek giymiş ve dekolteli bir tişört giymişti. bunu görür görmez benim alet kazık gibi olmustu belli etmemek elde degıldi.Neyse yemek yapıyodum ben arada bi onu kesiyodum o ise facebook a bakıyordu. en sonunda dayanamadım içeri gittim 31 çekmeye basladım kapıyı çaldı gelebilirmiyim dedi bende bi sn dedim boxserımı giydim gel dedim girdi ve beni ve boxserın yanından sarkan yarragımı görünce agzı acık kaldı.o ne dedi. bende yarrak ne yani hoşuna gitmezmi dedim . oda bilmemki daha önce hiç görmedim elleyebilrmiyim dedi bende tabiki dedim bi açtı agzı acık kaldı.31 cekmeye basladı elıyle bende dudaklarına yapstım.yavasca göğülerini acmaya calıstım ve meme ucları kapkara olmustu ısırdım snra yataga uzattım minisini indirip kilodunu actım sırılsıklam olmustu bende dedim sende azmısın baya dedım evet dedı yemek yaparken farketmeden bakıyordum sikini dimdikti bende azdım dedi sonra kılodunu acıp pespembe amcıgını dilimle yaladım fena zevklenmişti.Bakire olmadıgı belliydi amı yırtıktı baya sasırdım. agzına tekarr verdim sikimi emdi.çok fenaydım boşalmak üzereydim.ama tuttum kendimi amına girdim bir kerede kökledim altımda inim inim inliyordu çok buyuk diyerek 5 dk sonra gögüslerine döllerimi fıskırttım. sonra yıkandık yemek yedık ve tekrar sikimi elledi bu sefer agzına boşaldım. haftada 3 kere sikiyorum m.yi. Şimdi tatildeyiz oda memleketinde gözümde tütüyo geri dönmelerini beklıyorum dört gözle.

Tamami ile gerçektir .:)

BDSMMaster Efendim, kız arkadaşı ile tatile çıkarken benim de onlara hizmet etme onuruna ulaşmama karar vermişti. İnanılmaz heyecanlıydım. Emrettiği saatte, sabaha karşı 4 gibi kapısının önündeydim, bana daha önce verdiği talimatlar doğrultusunda onlar uyanmadan Sahibimin verdiği anahtarla eve girip, Sahibim ve sevgilisi uyurlarken öncelikle evin genel temizliğine başladım, ses çıkmaması için öncelikle toz almak ve ortalıktaki dağınıklıkları topladım. Sonrasında Efendimin geceden hazırladığı eşyaları arabaya indirip, arabaya yerleştirdim. Yerleştirme işlemi mutfağa girip, aldığım malzemelerle hem güzel bir kahvaltı sofrası kurmaya başladım, hem de yolda atıştırılacak sandviç gibi şeyler hazırladım. Bu konularda normalde çok isteksiz ve başarısız olan ben, konu Sahibim olunca en titiz şekilde, hızlı hızlı keyifle çalışıyordum. Bir yandan da inanılmaz heyecanlıydım, bize sonra Sahibimin emri ile yapacağım şeyleri düşünürken inanılmaz heyecanlanıyor, ellerim titriyor, nefes almakta zorluk çekiyor, aşırı heyecandan elimden peyniri düşürüyor yahut ekmeği düşürüyor, malzemenin bir kısmını heyecanıma kurban veriyordum. Evin genel ses çıkarmayan temizlik işleri ve kahvaltıyı hazırlama işlerim bittikten sonra Efendimin emrettiği gibi saat 8’de dizlerimin üzerinde, 4 ayak şekilde Efendimin ve sevgilisinin uyudukları odaya girdim.

Sahibim, kendisinden önce taptığım sikini uyandırmamı emretmişti!!!

Odadan içeri girdiğimde Sahibim ile sevgilisinin yatakta çırılçıplak uyuduklarını gördüm ve inanılmaz sevindiğim şey, Sahibimin sırt üstü yatıyor olması nedeniyle gece boyunca çok iş başardığını düşündüğüm taptığım, uzaktan aşk yaşadığım, Sahibimin uyandırmamı emrettiği muhteşem penisi rahatça ulaşabileceğim bir yerdeydi.

Dizlerimin üzerinde, gözlerim o aşık olduğum penise kilitlenmiş şekilde yaklaştım. Zangır zangır titremeye başlamıştım. En büyük korkum Sahibimin penisinden önce kendisini uyandırmaktı. Öyle bir şey olursa belki ilk defa bu kadar yaklaştığım penisini uyandırma şansını kaybedebilirdim.

Penisine doğru yaklaştım, kokusunu ciğerlerime dolduruyordum. Sahibimin kokusu ciğerlerimde dolaşıp, aldığım bu nefesle vücudumdaki kanım temizleniyor, yani Sahibimin kokusu kanıma karışıyor, bana siniyordu…. Ohhhh

Derin derin nefeslerden sonra, o penisin başını yalamaya başladım. Ufak dil darbeleri ile sikinin başını yalamaya başlamıştım. Offfffff dilim o sıcak penise değmişti ve bu an tarihi bir andı benim için. Yıllardır hayalini kurduğum bir andı. Böyle muhteşem bir şekilde gerçekleşmesi ne büyük bir onur ve şanstı benim için.

O sırada Sahibim uyanmamıştı ama o da ne! Yatakta diğer tarafa doğru dönmüştü. Tadını daha yeni yeni tatmaya başladığım penis artık ters taraftaydı. Oraya uzanmaya çalışırsam Hanımefendiye yanlışlıkla değme, rahatsız etme ihtimalim olabilirdi. Ne yapabilirim paniği yaşarken, Sir Master Efendimin taşaklarını gördüm. Yapabileceğim tek şeyi yaptım ve bu sefer Sir Master Efendimin taşaklarına dil darbeleri vurmaya başladım. Heyecandan ölecektim, artık dayanamadım ve dil darbelerinin ötesinde taşakları ağzıma almaya çalıştım. Bu sırada rahatsız mı oldu yoksa keyif mi aldı emin olamadığım Sahibim tekrar döndüğünde kafamdaki kuşku yerini bir tespite bırakmıştı. Sahibim’e keyif vermiştim. Çocuk gibi mutlu oldum. Sahibimin irileşmeye başlayan penisini görür görmez, hemen heyecan içinde ağzıma aldım.

İşteeeee, dudaklarımın arasında o muhteşem Sahibimin, muhteşem penisi vardı. Fotoğraflarından biliyordum, büyüdüğünde neye benzeyeceğini. Bunu düşünmek beni inanılmaz heyecanlandırıyordu. İşte, dudaklarımın arasındaki sıcaklık, yavaş yavaş dilimin üzerinde uzanmaya, santim santim büyümeye başlamıştı. Ağzımın içi gittikçe beni korkutacak kadar dolmaya başlamıştı!!!

Boğazıma Sahibimin, Efendimin, her şeyimin sikinin başının dayandığını ve nefessiz kaldığımı hissettiğim an panik oldum. Panikle kafamı çektim, dilimin üzerinden tekrar bu sefer dışarı doğru kayan penisin kökünden tutup, ağzımdan çıkarmıştım. Offff ıslanmış hali ile parlayan harika bir penis elimdeydi. Sahibimin penisine zevk veriyordum. Bu inanılmaz bir şeydi. İşte diye düşünüyordum, ben bunun için yaratıldım. Bunu yapabilmek için…

O muhteşem penisin tekrar boğazıma dayandığını hissetmek istedim. Yine tuttuğum siki ağzıma doğru çevidim, kocaman başını gördüm ve ağzımı açıp, o başı dudaklarımın içine aldım. Dudaklarımla hafifçe sıktım, adeta suyunu çıkarıp emmek, tadını almak istiyordum. Boğazıma doğru ilerliyordu… Yani pardon, tam tersine boğazım sikin başına doğru ilerliyordu. Çünkü Sahibim yatıyor, siki de sabit duruyordu. Ben Sahibime doğru ilerliyordum. Boğazım Sahibimin sikinin başına doğru ilerliyordu. Boğazıma dayandığında kusacak gibi oldum ama kendimi inanılmaz şekilde tuttum. Normalde parmağımı boğazıma yaklaştırsam kusardım. Ama şu anın muhteşemliğini bozmak istemiyor olmam böğürmemi bile kontrol etmişti adeta. Boğazımdan nefes alamayınca burnumdan nefes alıp vermeye başladım.

Ağzımdaki sikin muhteşemliği beni ürkütüyordu. Onu ağzımdan tekrar çıkarıp, tekrar ağzıma aldım. Dilimin üzerinden kayıp boğazıma doğru ilerlerken dilimle yalamaya devam etmeye çalışıyor, bir yandan da emmeye çalışıyordum. Biraz hızlanırken bir an kalbim duracak gibi oldu… Boşalır mıydı acaba????

Sahibim ağzıma boşalır mıydı? BDSMMaster Efendim, bu kölesi olduğum erkek, siki şuan ağzımı dolduran bu güçlü erkeğin spermleri ağzımı dolduracak mıydı yoksa biraz sonra??? Öleceğim sandım, hızlanmaya başladım, kafamı yukarı aşağı indirip çıkarıyordum. Ağzımın içinden kocaman sik girip girip çıkyordu.

Tam tempoyu yakalamıştım ki, ensemden tutulması ile çekildim. Sahibimi kızdırdım korkusu ile doğrulurken, beni tutanın Hanımefendi olduğunu gördüm. Göz göze gelir gelmez “defol” azarı ile irkildim. Hemen refleks olarak “Özür dilerim Efendim” diyerek geri çekildim. Oysa o kadar yaklaştığımı hissediyordum, şimdi hissederim belki diyordum, ağzımın dolup taşması duygusunu… Ama iznim olmamıştı… 🙁

Hemen toparlanıp, tekrar tekrar özür dileyerek odadan çıkmaya hazırlanırken Efendim “Dur köle” dedi. Durdum. “Gel buraya” emri ile hemen deminki bulunduğum yere geldim ama bu sefer Efendimin önüne doğru eğilmemiştim. Dizlerimin üzerinde dik duruyordum. “Ama aşkım” dedi Sahibimin sevgilisi Hanımefendi. “Sen karışma” dedi ve “ben izin vermediğim sürece kölelerime emir verme karışmam” diye ekledi. Hanımefendi bozulmuştu ama cevap veremedi. Bu sefer çok daha güçlü bir el ensemden yakaladı beni, tuttu, sikini bana doğru çevirdi, yine o kocaman başını görüyordum sikin. Ve bir şey dememe gerek kalmadan o sik, ensemden tutulduğum için sabit kalan, kıpırdayamayan kafama doğru yaklaştı ve ben daha açamadan dudaklarımı yardığı gibi ağzıma giriverdi.
Ölmüş olmalıyım.

Sarhoştum… Kendimde değildim… Dizlerimin üzerinde duramıyordum, dizlerimin üzerinde sahibim beni ensemden tutuyordu adeta.

Ağzımın içine girip çıkan bir penis vardı, gözlerim kararmış, tansiyonum düşmüştü.

Evet, evet fark ettim, şu an, Sahibim, BDSMMaster Efendim ağzımı sikiyordu!!! Evet, bunun başka açıklaması yoktu. Ağzıma bir tat geldi… Boşaldı mı diye bir rüya gördüm ama yok değidi, sadece zevk sıvısı ağzımın içinde bir tabaka oluşturuyordu. Mumumsu bir tabakaydı. Ağzımın içine yayılmaya başlayan. Artık ne olduğunu bile anlamıyordum. Bi nefessiz kalıyordum, bir sarsılıyordum, dudağım acıyordu, boğazım acıyordu, yutkunamıyordum, ağzımdan boğazıma doğru bir takım salyalar akıyordu. Ensem sıkılmış durumda sanki ensesinden yakalanmış bir kedi gibi kalmıştım.

Derken bir anda bırakıldım, yıkıldım yere. Gözlerim resmen kararmıştı, tansiyonum düşmüş olmalı, yerdeydim. Seslerden anladığım kadarı ile de Sahibim, sevgilisi ile benim bıraktığım işi devam ettiriyordu.

Biraz kendimde güç bulunca, dizlerimin üzerinde doğruldum ve gördüm, işte az önceki pozisyonumda Hanımefendi vardı. Benzer şekilde çaresiz bir görünümde ağzı Sahibim, belki de Sahibimiz demeliyim, Sir Master Efendim tarafıdan sikiliyordu. Demek ben de demin böyleydim. Ağzımdan benim de acaba böyle şak şak şlap şlup sesler mi çıkıyordu penis ağzıma girip çıkarken. İstemsiz bir tebessüm oluştu dudağımda ama bir yandan da dayak yemiş gibiydim. Sanki içki içmiş gibi sarhoştum. Ağzımın içindeki Sahibime ait tadı, mumsu dokuyu, adeta ağzımın iç kaplamasını hissedince mutlu oldum, dakikalarca bu mumsu dokunun tadını çıkarabilirdim. Ne şanslıydım…

Onları rahatsız etmeden çıkmam gerekeceğini düşünüp, parmak ucunda az önce benim olduğum pozisyonumu izlemeyi bırakıp çıkarken, “Ben git demedim köle, gel izle” emri ile “Çok özür dilerim Efendim” diyip mutlu mesut şekilde dizlerimin üzerinde izlemeye başladım.

Offf offff Hanımefendi çok başarılıydı, ben boğazımda sınırladığım Sahibimizin sikini boğazına da misafir ediyordu. Boğazının şiştiğini dışarıdan bile fark ediyordum. Harika bir manzaraydı, aşık olduğum Sahibimin penisini bu sertliğe benim ulaştırdığımı bilmek de harikaydı. Keyifle izliyordum, keşke aynı pozisyondayken kendimi de izleyebilseydim. Keşke…

Sahibim zevk alıyordu, gözlerini kapatmıştı, boşalacak mıydı acaba? Acaba benim ağzımı sikerken de böyle gözünü kapatmış mıydı acaba? Ben de aynı zevki verebilmiş miydim acaba??? Kafamda bu sorularla izlerken Hanımefendinin nefessiz kalıp, bir an ağzından siki çıkarmaya çalıştığını fark ettim. Sir Master Efendim sanırım fark etmemişti ki, sikmeye devam ediyordu. Hanımefendi adeta ölmemeye çalışır gibi kendisini geri çekmeye çalışıyordu ki Sir Master Efendim, onu bıraktı, Hanımefendi nefes nefese, öksürerek geri düşmüştü yatağa. Sahibim, onun üzerine doğru uzandı, penisini sallanırken gördüm. Özlediğimi hissettim, kıskandığımı hissettim, keşke ben emebilseydim halen…

Sonra penisini Hanımefendinin kadınlığına dayadı, kadının vajinasının girişi genişledi, vajina dudakları o başın etkisi ile iki yana açıldı. Bir iki gidip gelmeden sonra o tapılası penis Hanımefendinin inlemesi ile birlikte içeri girdi. Tamamı girmemişti, başı ve biraz devamı girmişti. Hafif hafif girip çıktıkça her seferinde bir öncekinden daha derine gidişini gözlemliyordum. Biraz sonra şak şak diye iki terlemiş vücudun birbirine çarpışını izlemeye, arada çıkan penisin kökünü, Sahibimin sallanan taşaklarını izlemeye başladım. Keşke beni de çekseydi yanına, o taşaklarına doğru. Ama burada olmak bile büyük şanstı. İzliyordum…

Büyülenmiştim, adeta Hanımefendinin vajinasına değil de, halen benim ağzıma girip çıkıyormuş gibi o tempoya uyun şekilde ağzımın içindeki Sahibime ait tadı emiyordum. İnanılmaz etkilenmiştim. Eğer kızmayacağını bilsem, yahut daha doğrusu böyle bir şeye izni olsa, saldırıp o penisi tutup, ben emmek isterdim. Bu arzularla izlemeye devam ettim.

Büyülü büyülü bakıyor, hayaller kuruyordum ki kadının inlemeleri sırasında Sahibimin kasılmalarını fark ettim… Ah keşke boşalmasını görebilseydim, içinden çıkarıp Hanımefendinin vücuduna boşalsaydı. Neyse, tatil var önümüzde, bol bol görürüm belki diye ümit ediyordum ki… ki… ki… ki…

Emin değilim, gerçek miydi, rüyay mıydı, yo yo sonrasında emin olmuştum, gerçekti… O vajinadan çıkan penis, ne olduğunu bile anlamadan benim dudaklarımın arasıjnda girdi, bir iki girip çıktı, sonra birden kasıklarda suratımı hissettim, boğazımın şiştiğini…. Yo yo ölürüm demek istiyordum, ölürüm efendim, orada, boğazıma sokup boşalır, patlarsanız ölürüm Efendim demeye çalışıyordum ama büyük olasılık sadece şlap, şlup, glup diye sesler çıkarıyordum. Yüzüm Efendimin kasıklarına yumulmuştu… Tam Edfendim kasılarakk boşalacakken sikini boğazımdan, dilimin üstünden çıkartıp, dudaklarımın arasından da şlap sesi ile penisinin başını çıkarıp, yüzüme doğru fışkırmaya başladı…

Bir damlası bile ziyan olmamalıydı, olmamalıydı……..

Ağzımı o sarhoş halimle açtım açabildiğim kadarı ile, dilim de dışarıdaydı, yüzümden akan damlacıkları tutmaya çalışıyordu. Sonra bitti, Sahibimin sikinin ucunu yüzüme, saçlarıma sürterek sildi. Sonra ucunu bana emdirdi ve “Çık” dedi yorgun bir sesle…

Çıktım kuyruğumu sallayarak… Aynaya gitmeliydim… O da ne giderken yüzümden damlayan spermler oluyordu, elimle yakaladım, avcuma damlamalıydı. Boşa gitmemeliydi.

Aynada kendime baktığımda suçluluk duyarım diye korkuyordum ama kendimi bile tanıyamayacak kadar garip bir surat ve yüzümün her yerinden sarkan Sahibime ait spermlerle gurur duyuyordum. Tek tek hiç bir damlasını ziyan etmeden ağzıma alıp tadını çıkara çıkara yedim onları. Yetmedi avuçlarımdakileri, yetmedi yere damlayan var mı diye kontrol edip yerdekileriii…

2 numaralı hikayemde ( http://16honeys.com/stories/lang/tr/read/moisture/posts/401554.html ) Çin’in Guangzhou şehrinde tanıştığım ve o güne kadar gördüğüm en güzel Çinli hatun olan Monica ile yaşadıklarımı anlatmıştım. Yine o yazımda bahsettiğim gibi Monica Çin’in daha orta kısımlarında yer alan küçük bir şehir olan Chengdu’dan olduğunu söylemişti. Öğrendiğim kadarıyla Chengdu, Guangzhou gibi büyük bir sanayi ve liman kenti değil aksine küçük ve daha turistik bir şehirdi. Havasıyla, bizim de rahatlıkla yiyebileceğimiz sebze ağırlıklı lezzetli yemekleri, tarihi ve otantik şehir merkezi ve en önemlisi güzel kızlarıyla ünlü bir şehir. Çin’in en güzel kızları hep Chengdu’dan çıkarmış. Bunun en canlı kanıtı da milyonlarca vasat Çinli kadın arasında Monica gibi doğa üstü güzellikte bir hatunla tanışmış olmamdı. Bir gün Chengdu’ya gitmeyi kafaya koymuştum ama ne zaman nasıl olabileceğini henüz planlamamıştım. Chengdu küçük bir şehir olduğu için iş seyahati için değil ancak bireysel tatilim için gidebilirim diye düşünüyordum.

Monica ile tanışmadan aylar önce Almanya’da bir fuarda tanıştığım bir Çin’li firma vardı. Firmanın ürünleri diğer Çin üretimi ürünlere göre oldukça kaliteli ve dikkat çekiciydi. Firmanın sahibi diğer tüm Çinli firma sahipleri gibi genç bir kadındı. Evet yanlış okumadınız, özellikle Çin’in güney yarısında neredeyse tüm firma sahipleri genç kadınlar. (Bu benim iş yaptığım sektöre özel bir durum da olabilir. Kendi karşılaştığım durum buydu. Aksi olarak erkek firma sahipleri de vardır elbette) Firmaları ve mülkleri kadınlar üzerine yapmak uzun süredir o bölgede bir gelenekmiş. Genelde iyi giyinen, güzel İngilizce konuşan, bakımlı ve oldukça varlıklı genç kadınlar oluyorlar. Bu firmanın sahibi olan kadın her zaman yüksek topuklu, şık ve seksi ayakkabıları, şık giyimi ve kendine özgü, göz alıcı saçı ile dikkat çekici bir Çinli hatundu. Diğer Çinli’ler gibi onun da adını telaffuz edemeyeceğimiz için Laurel takma adını kullanıyordu. Laurel ile Almanya fuarından sonra Milano’daki bir fuarda da karşılaşmıştık. Her ikisinde de uzun süre sohbet etmiş, bir nevi flörtleşmiştik. Ancak önceki yazılarımda da belirttiğim gibi iş yaptığım kişilerle kişisel olarak yakınlaşmamak gibi bir ilkem vardı ve bu konuda oldukça katıydım. Ne olursa olsun bu kuralım Laurel için de bozmayacaktım. Diğer Çin’li kızlardan fark edilir derece güzel olmasına rağmen beni o kadar da çok etkilememişti zaten.

Monica ile tanıştığım Çin ziyaretimde Laurel’ın firmasını da ziyaret etmiştim ve bu defa onlardan önemli miktarda bir sipariş geçmiştim. Laurel’da beni bir akşam yemeğine çıkarmıştı. Oldukça lüks bir Çin restoranıydı. Benim her şeyi yemediğimi bildiği için benim için özel sebze yemekleri yaptırmıştı. Parmaklarımı da birlikte yediğimi hatırlıyorum hala. Yemekte samimileşen sohbetimizde evli olduğunu çok da şirin küçük bir oğlu olduğunu öğrenmiştim. Oğlunun fotoğraflarını gösterirken iyice bana sokulmuş vücuduma temas etmeye başlamıştı. Bu oldukça hoşuma gitse ve tahrik olsam da içimden “iş iştir” diyerek usulca uzaklaştırmıştım kendimi. Bunu fark edince o da daha fazla devam etmemişti. O gece beni otelime kadar şoförü ile bıraktırmıştı.

Yaklaşık 6 ay kadar sonra, çok daha büyük bir sipariş daha vermiştik. Bu sebeple üretim aşamasında fabrikalarına üretim kontrolü yapmak istemiştim. Fabrikalarının Chengdu’da olduğunu duyduğumda yaşadığım keyfi tahmin edebilirsiniz. Muhtemelen o gün akşama kadar yüzümde şapşal bir sırıtma ile gezmiş olabilirim. 3 ay kadar sonra Chengdu’ya gittiğimde Laurel’da “Seni ben ağırlayacağım” demiş, tüm itirazlarıma hatta içten içe gelmesinden dolayı duyduğum kızgınlığa rağmen beni dinlememiş ve daha havaalanından indiğim anda özel şoförlü bir araç ile beni aldırmış ve otelime bıraktırmıştı. Araç ve şoför 3 günlük Chengdu ziyaretimde sürekli benimle olacaktı. O gece için saat oldukça geçti. Çin’in farklı bir şehrinden 3 saatlik uçuşla gelmiş ve yorulmuştum. Odama çekilip uyudum. Sabah erkenden uyandım. Kahvaltıya indiğimde masaların birinde Laurel’ı kahvaltı ederken gördüğümde çok şaşırmıştım. İçimden “ooops!” diye bir ses çıkmış ve sönmüştü. Beni gördüğünde yüzünde gülücükler açtı. Hemen ayağa kalktı ve gelip dostça sarıldı. Beyaz tonlarında kolsuz mini bir elbise giymişti. Ayağında yine her zamanki gibi zarif ve yüksek topuklu ayakkabılar vardı. Sarılırken kollarına dokunmuştum. Teni oldukça hoştu. Sabah kahvaltımı güzel ve bakımlı bir Çin’li hatun ile yapmaya itirazım yoktu elbette. Ancak kahvaltı esnasında benim 3 günlük programımı yaptığını ve bir saniye bile yalnız kalamayacağımı öğrendiğimde resmen yıkılmıştım. Çin’liler misafir ağırlamak konusunda fanatik düzeyde saplantılılar. Her şeyin mükemmel olması ve sizi memnun etmek için akılları zorlayacak düzeyde her şeyi yapabilirler. Halbuki beni memnun etmesi için sadece yalnız bırakması ve benim gönlümce gezerek güzel Chengdu’lu kızlar bulup sabahlara kadar sikişmem yeterliydi. Tabii ki bunu ona söyleyemedim.

Programın ilk gününde kahvaltıdan sonra büyük patroniçe olan kayınvalidesini ziyarete gittik. Eşinin ailesi Chengdu’nun köklü ailelerindenmiş ve bir çok firmaları varmış. Benim iş yaptığım firmayı da işletmesi için Laurel’e vermişler. Laurel benim yanımda hep pozitif, şen şakraktı. Akıcı bir İngilizceyle konuşuyordu. Fakat kayınvalidesinin karşısında farklı bir aksan ile ve neredeyse bir asker edasında hesap vererek konuştuğunu görünce çok şaşırmıştım. Çince konuşması zaten iyice bir tuhaf olmuştu, benim anlamam gereken yerlerde İngilizce konuştuğunda da akıcı İngilizce’si gitmiş, Çinli aksanı ile konuşmaya başlamıştı. Birbirlerine karşı saygıda asla kusur etmiyorlardı, kültürlerini de yozlaştırmıyorlardı. Uzak doğuluların bu özelliği beni her zaman etkilemiştir.

İlk 2 gün yemekler, gösteriler, tarihi yerler, muhteşem ayak ve vücut masajları, bol alkollü eğlenceler eşliğinde geçti. Gittiğimiz her yerde oldukça çekici Chengdu’lu kızlarla karşılaşıyordum ancak Laurel ensemden düşmediği için hiç birisi ile yakınlaşamıyordum. Laurel gerçekten bana müthiş bir turistik deneyim yaşatıyordu ama benim asıl amacım bu değildi ve ben bundan dolayı her gün daha keyifsiz oluyordum. 2 akşam da ayrılırken gözümün içine bakıyordu onu da odama davet edeyim diye ama ben görmezden gelip odama çekilip mutsuz ve azgın bir şekilde uyuyordum.

2. gün üretim kontrolü işini bitirmiştim ve son günü tamamen gezmeye ayırabilirdim. Sabah uyanıp kahvaltıya inerken “ne olur işi falan çıkmış olsun da gelememiş olsun” diye dua ediyordum içimden. Ama tabii ki yine benden önce uyanmış, hazırlanmış ve gelmişti bile. Bugün de açık sarı ve lime tonlarında güzel bir mini elbisesi vardı üstünde. Öğle yemeği için benim acı manyaklığı dediğim bir hot pot restoranında rezervasyon yaptırmıştı. Aklınıza gelen her şeyin türlü türlü acılarla pişirildiği yedikten sonra vücudunuzdan terle bile günlerce acı attığınız sadistçe bir yemek kültürü. Ancak eğlenceli ve lezzetli olduğu da bir gerçek. Restorana giderken artık pes etmiştim, kendimi acının kollarına bırakıp arabesk bir ruh haline girmeye niyetliydim. Restoranın kapısına geldiğimizde yemeğe iki Chengdu güzeli arkadaşının da eşlik edeceğini öğrendiğimde hemen arabeski bırakıp salsa müziklerine hızlı bir geçiş yapmıştım. Laurel çocukluktan beri arkadaş olduklarını söylemiş ve “bugünü birlikte eğlenerek geçirebiliriz” demişti.

Yemekte ben acıdan kıvranırken karşımdaki bir karış hatunların bu kadar acıyı terlemeden yiyor olmaları Türk erkeği gururumu zedelese de altta kalmamaya çalışıyordum. Diğer iki hatun Monica kadar olmasa da gerçekten oldukça güzeldiler. İngilizceleri Laurel kadar akıcı değildi yine de anlaşabiliyorduk. Yemek esnasında ve yemekten sonra gittiğimiz kafede Ashley ve Laurel ağzımın içine düşercesine gözlerini ayırmadan benimle konuşuyorlardı. Diğer hatun Angela benimle fazla ilgilenmediği çok netti. Yine de keyifliydi ve sohbete güzel eşlik ediyordu. Akşam gün batımına doğru Chengdu’nun merkezindeki büyük nehrin yanındaki barlara geçtik. Kaliteli canlı müzik olan, genelde öğrenci ve gençlerin takıldığı mekanlardı. Mekana gittiğimizde bira içmek istediklerini söylediler. Ben de bira ile eşlik etmeye karar verdim. Bir fıçı Heineken söyledik. Zaten gün boyunca hafif hafif ama sürekli alkol almıştık. Bira oldukça iyi gidecekti şimdi. Siparişi vermeden önce kendi aralarında Çince bir şeyler konuştular gülüşerek.

Birayla birlikte shot bardakları ve zarlar geldi masaya. “Bunlar nedir” diye yandan bir bakış atarak sordum. Ashley en güzel bakışlarıyla, beni baştan çıkararak oyun oynayacağımızı ve oyunun kurallarını anlattı. Klasik zar oyunuydu. Her sayının belli bir sonucu vardı. Amaç diğer bütün alkollü oyunlar gibi hızlıca sarhoş olmaktı. Tekila içiyor olsaydık hiç birimizin o geceyi hatırlamayacağı kesindi ancak sonuçta shot bardaklarında bira içecektik. Daha önce hiç shot bardağında bira içmemiş olsam da kesinlikle böyle bir şeyden sarhoş olmayacağımı biliyordum.

Gönül rahatlığıyla oynamaya başladık. Aralarında Çince konuşup sürekli bana içirdiklerinin farkındaydım. Arka arkaya 7 shot, 15 shot, 9 shot böylece devam etti. Çok eğleniyorduk. Masadan gülücükler, kahkahalar, şuh bakışlar eksik olmuyordu. Nasıl olsa sarhoş olup kendimi kaybetme ihtimalim olmadığı için saymadan içiyordum. 45 dk sonra birinci fıçı bitip ikinci fıçıya geçtiğimizde onlar en fazla hatun başına 1-2 shot içmişlerdi. Geri kalan fıçıyı ben bitirmiştim. Birinci fıçıdan sonra sohbet cinsel odaklı olmaya başlamıştı. Uzak doğulular ve westernlerin (bizlere western diyorlar) farklılıkları üzerine cinsel fıkralar, seksi sohbetler devam ediyordu. Bir süre sonra westernleri de bir kenara bırakıp benim üzerimden sohbet dönmeye başlayınca olayın nereye gideceğini fark ettim ancak itiraz edecek organlarım alkol denizinde nefessiz kaldıkları için sesleri çıkamıyordu. Sürekli tuvalete gidip içtiğim miktarı boşaltıp tekrar geliyordum. En son tuvaletten dönüşümde artık düz yürüyemediğimi fark ettim. Bu durumu onlarda fark etmişti. Ashley ve Laurel birer koluma girdiler. Biz sana yardımcı olalım dediler. Masaya oturmama yardım edeceklerini beklerken arabaya inmiş benim otel odama gelmiştik bile. Ben hemen müsaade isteyerek banyoya gittim.

Elimi yüzümü yıkadım, kendime gelmeye çalıştım. Hala birayla nasıl böyle sarhoş olduğumu anlayamıyordum. Sarhoş olup her şeyi berbat ettiğim için özür dilemeyi ve hepsine bu güzel gece için teşekkür etmeyi planladım, aklımı toparlayabildikçe. Bir süre ayılmaya çalıştıktan sonra banyodan çıktım. “Belki de gitmişlerdir bile” diye içimden düşünüyordum.

Ama tuvaletin kapısını açınca dantelli ve jartiyerli açık mavi iç çamaşırları ve elinde küçük siyah bir kırbaç ile Ashley karşımda duruyordu. Durumun şaşkınlığına varamadan güzelliğinden bir kat daha sarhoş olmuştum. Ashley’i ilk gördüğüm andan itibaren çok beğenmiştim. Yarın öğlen uçağa binip başka bir şehre geçmeden önce Chengdu’lu hatun emelime ulaşacağım için de oldukça memnun olarak dudaklarına yapışmak için bir adım attım. Elindeki kırbacı havada savurarak “şlak!” ses çıkarmasını sağladı. O anda neyle karşı karşıya olduğumu anlamaya başlamıştım. İtiraz etmeye de pek niyetim yoktu açıkçası. Banyodan yatak odasına dönen bir kaç adımlık bir koridor vardı. Parmaklarıyla gel işareti yaptı. Topuklu ayakkabılarının üstünde seksi bir kedi gibi kalçalarını kıvırarak yürümeye başladı. Onu takip ettiğimde karşımdaki sahneyi hiç beklemiyordum. Laurel çırılçıplak yatakta sırt üstü uzanmıştı ve deri iç çamaşırlarıyla kalan Angela göğüslerini iştahla yalıyordu. Ashley’de yatağın yanağına gitti ve Laurel’ın bir göğsünü yalamaya başladı. Laurel bundan çok zevk alıyordu. Gözlerini kapamış tadını çıkarıyordu. Bu noktadan sonra zaten iş ilişkisini falan düşünecek değildim. Ancak bu hatunların beni bilerek sarhoş ettiğini, deri iç çamaşırları, kırbacı, yatağın yanında duran kelepçeleri, strapon ve vibratör gibi bir sürü oyuncağı da görünce bu gece bu hatunların tecavüzüne uğrayacağım anladım. Ancak ne karşı koyacak gücüm ne de arzum vardı. Bu anın tadını çıkarmak istiyordum. Tecavüz kaçınılmazsa keyif almaya bakacaksın. “Götü kaybetmem umarım” diye düşünerek yatağa doğru sallana sallana yürüdüm.

Laurel’ın açık bacaklarının arasına başımı gömerek küçük amcığını yalamaya emmeye, ısırmaya başladım. Ben sırılsıklam olmuş amına dudaklarımı yapıştırdığım anda sessiz inlemeleri duyulur hale gelmişti. Amının her noktasını yalayıp, sularını emdikçe üçümüzün altında kıvranıyordu. Bir taraftan da Ashley’nin bana doğru domalmış güzel kalçalarını okşuyordum. Üçünün vücudunda da en ufak bir yağ zerresi yoktu. Vücutları oldukça diri, ciltleri gergin ve aynı zamanda yumuşacıktı. Yarışlar için yetiştirilen cins atları yakından görünce nasıl da o iş için kusursuzca yaratıldıklarını hemen anlarsınız ve bu kusursuz güzellik sizi çok heyecanlandırırsa bu hatunlarda kusursuz vücutları ile bende seks için yaratılmış kusursuz varlıklar oldukları hissini uyandırdı. Monica’dan alışkın olduğum gibi bu hatunlar da oldukça esnek ve sportiftiler. Laurel ve Ashley ile ilgileniyordum. Ancak Angela kendisine dokunmama izin vermemişti. Onun lezbiyen olduğunu anladığımda kendisinden ümidi kestim. Angela daha çok benim asistanım gibiydi ben Laurel ve Ashley ile ilgilenirken benden kalan boşlukları dolduruyor ve zevklerinin artmasını sağlıyordu. Laurel ve Ashley ise biseksüeldi. Benimle, birbirleriyle ve Angela ile ilgileniyorlardı. Tam anlamı ile sarhoş olduğum için ön sevişmelerin ne kadar sürdüğünü net olarak hatırlamıyorum açıkçası. Yine de şunu söyleyebilirim ki müthiş bir deneyimdi. Daha önce 2 hatun ile grup deneyimim olmuştu ama burada yaşadığım çok daha farklı bir şeydi. Bu hatunlar birbirlerini uzun yıllardır tanıyorlardı. Ayrıca western bir erkeği o gece orospuları yapmaya karar verecek kadar da yakındılar birbirlerine. Hava atacağım büyük bir aletim yok. Küçük de olmayan orta büyüklükte orta kalınlıkta bir aletim var. Ancak bu bile uzak doğuda bir hatunun gözlerinin yerinden sökülmesi için yeterli. Beni yatağa yatırıp ellerimi kelepçelediklerinde artık olacak her şeye razı olmak durumundaydım. İki hatun sikimin her zerresini, testislerimi, kasıklarımı, meme uçlarımı, boynumu, dudaklarımı öpüyor küçük ve narin ellerini vücudumda gezdiriyorlardı. Bu böylece saatlerce bile devam etmiş olabilir. Cennette gibi hissediyordum. Zaman kavramım kalmamıştı.

Sikim emilmekten renk değiştirmişti ki Laurel bir hamle yaparak kucağıma çıktı ve sikimin üstüne oturdu. Ben önce Ashley’i sikmek istiyordum aslında ancak sesimi bile çıkaracak halde değildim. Daracık amcığına giren taş gibi sikimin gücüyle Laurel çığlığı bastı. Bunu gören Ashley yüzü Laurel’a dönük bir şekilde amını ağzımın üstüne dayayıp onunla öpüşmeye başladı. İki hatun üzerimde şevişirken bir taraftan am sikiyor, diğer taraftan başka bir amı yalayıp sularını emiyordum. Ellerim bağlı olduğu için acımaya başlamıştı. Ellerimi çözmelerini istiyordum ancak ağzımın üstündeki amdan sesimi duyuramıyordum. O anda gerçekten tecavüze uğruyormuşum gibi hissettim. Ancak o kadar keyif alıyordum ki bundan hiç pişman olmayacağım kesindi. Bir süre sonra Laurel sikimin üstünden kalktı ve kendini strapon takmış Angela’ya teslim etti. Boşta kalan sikimi devralma sırası Ashley’deydi. Aslında ben Chengdu’ya gelirken sadece bunu hayal etmiştim ama çok daha iyisini bulmuştum. Ashley sikimin üstünde kalkıp indikçe daracık amının duvarlarını zorluyordum. Her defasında çığlıklar ve sesli inlemeler ile kendini bana siktiriyordu. Benim de artık dayanacak gücüm kalmamıştı. İnlemeler eşliğinde şiddetli bir şekilde amının içine boşaldım. Ashley henüz boşalmamıştı. Sikimin üstünde hızla oturup kalkmaya devam ediyordu. İçine dolan sıcak döllerimin de etkisiyle olsa gerek o da bir kaç saniye sonra boşaldı. Bir süre bekledikten sonra sikimin üstünden inip yatağın kenarına oturdu ve bacaklarını Laurel’a doğru açtı. Angela’nın straponlar sikmeye devam ettiği Laurel, Ashley’nin amından sızan döllerimi yalayıp temizledikten sonra amını büyük bir iştahla yalamaya devam etti. Kısa bir süre sonra Laurel’da boşalmıştı. Hepimiz tatmin olmuştuk ancak Angela olamamıştı.

Ashley bana doğru geldi. Ellerimi çözdü ve rahatça oturmamı ve izlememi söyledi. Eline bir vibratör alarak Angela’nın yanına gitti. Bu arada Laurel’da straponu devralmıştı. İki hatun birlikte Angela’nın amını, götünü sikip göğüs uçlarını emip ısırıyorlardı. Angela çığlıklar atıyordu. Bu sahne beni çok etkilemişti. Uzak durmak istemedim. Onlar Angela üzerinde çalışırken ben de gidip Ashley’in amını yalamaya başladım. Bu döngü sabaha kadar devam etti. Yorulanın arada dinlenme şansı bulabildiği ama odadaki şehvet dolu seksin hiç durmadan aralıksız devam ettiği Angela ile benim aramdaki sınırın dışında hiç bir sınırın muhteşem bir döngüydü. Herkes birisininin amını ya da götünü sikiyor aynı zamanda bir şeyler emiyordu. Üzerinden en az 2 yıl geçti ancak şu anda bile hatırladığımda sikim taş gibi sertleşiyor.

Sabah kahvaltıya indiğimizde hepimiz yorgunluktan tükenmiş aynı zamanda kurtlar gibi acıkmıştık. Kahvaltıdan sonra odama çıkıp duş alıp hazırlandım. Kızlara bu muhteşem deneyim için çok teşekkür ettim ve havaalanına doğru yola çıktım.

Bu arada götü kaybetmedim. En azından hatırladığım kadarıyla 🙂