Sitenizi arkadaşlarımın tavsiyesiyle inceleme şansına sahip oldum. çoğunun ufuksuz, sıradan ve duygudan yoksun, gerçekleşmemiş ve ucuz düş ürünü hikayelerden oluştuğunu belirtmeliyim. Ancak arada bazılarının incelenmeye değer olduğunu söyleyebilirim. Uzun zamandır yazıp yazmama arasında tereddütte kaldım.Aynı boyutta hisseden insanların da olabileceğini düşünüp, anımı paylaşmaya karar verdim. Duygusuz, ruhsuz bir seks, vitrinde .    sergilenen bir et parçasıyla beraber olmaktan öteye gidemiyor. Hepimiz yaşadığımız süre boyunca, şöyle yada böyle diye tabir edilebilecek birliktelikler yaşıyoruz. Ama içerisinde dizginlerinden koparılmış bir aşk varsa, beyninizin tüm hücrelerinde    doyumu hissedebiliyorsunuz.Aşk`sız doyum sabun köpüğünden öteye gidemiyor. Gelelim yaşadığım anıya 1998 yılından başlayıp bugüne kadar uzanan anılar silsilesini kapsıyor aslında. .    Halen sürdürmekte olduğum mesleğimin stajyerlik evresini tamamlamış ve meslek sınavlarına girmek için, kırk günlük sınava hazırlık kurslarına kayıt yaptırmıştım. Kışın    bütün soğukluğunu iyiden iyiye hissettirdiği kasım ayıydı. Cuma günü 7,5 saatlik bir yolculuktan sonra mersin`den ankara`ya gittim. Ankara daha da bir soğuktu. Kalın giysilerimle bir penguen` den farksızdım. çok kasvetli ve fazla gri bulmuştum ankara`yı. Planıma göre cuma akşamı ankara`da    olacaktım ve kızılay`da bir otele yerleştikten sonra biraz gezip dolaşacaktım. Eşyalarımı yüklendiğim gibi yola koyulup kalacağım bir otel aramaya başladım. kızılay bembeyaz kar altındaydı, kaldırımlar yer yer buzlanmıştı. Düşmemek için zor duruyordum ayakta. Nihayet güzel bir otel bulmuştum. Kayıt yaptırdıktan sonra odama çıkıp güzel bir duş aldım, üstümü değiştirdiğim gibi kendimi dışarıya attım. Soğuğa rağmen her yer çok kalabalık ve ışıl ışıldı!. Yollarda birbirlerine kartopu atanlar, birbirlerini güven park`ta karların içine yatırıp şakalaşanlarla ankara sanki kasvetini üstünden atmaya çalışıyor, gülümsüyordu.    Tatlı bir huzur kaplamıştı içimi, kente ısınmaya başlamıştım. Bu sıcaklık .    karnımı acıktırmıştı. Büfeden ekmek arası döner ve yanına da ayran almıştım ki değmeyin keyfime. Açlığımı yatıştırdıktan sonra oturup bir-iki kadeh içebileceğim bir yer aramaya başladım. Sakarya caddesinde bir bar`a oturup    havanın soğuğuna inat rakımı yudumlamaya başladım. 2 saat kadar sonra otele tekrar döndüm. Ertesi ve ondan sonraki gün oldukça yoğun    geçecekti. Kurs sabah saat 08:00`de başlayıp, akşam 18:00` de bitiyordu ve 40 gün boyunca her hafta sonu aynı şeyi yaşayacaktım. Döndükten sonra biraz tv izleyip, biraz kitap okuyup uykuya daldım. sabah kalkıp tıraş olup, duşumu aldıktan sonra güzel bir kahvaltı yaptım ve yola koyuldum. Hala kar yağıyordu, sokaklarda insanların bir .    yerlere yetişmek için gösterdiği tatlı bir telaş, arabalardan yükselen klakson    sesleriyle ankara güne hazırlanıyordu. On dakikalık yolculuktan sonra kurs yerindeydim. Kantine inip nescafe`mi aldım ve saat`in dolmasını bekledim. Henüz yeni yeni geliyordu insanlar. Kantin masalarında kızlar ve erkekler ayrı ayrı gruplanmış sohbet ediyorlar, birbirlerini tanımaya çalıyorlardı. Bir şeyler okuyor, oyalanıyordum    ve sonradan çok iyi dost olduğum bir sesle kendime geldim: – merhaba, günaydın. – merhaba – adım ali, oturabilir miyim? – memnun oldum, adım ulaş, buyurun lütfen. Tanışma merasiminden sonra kurs salonuna çıktık. Sevecen, sıcak biriydi. Yerimize geçtik. Ankara`dan tanıdığı    arkadaşlarıyla tanıştırdı. Derken ders başladı. Hayatımızdaki en önemli şeyi gerçekleştirime ciddiyetiyle hocamızın anlattıklarını pür dikkat kesilmiş, hipnotize bir vaziyette dinliyorduk. 10 dk. Geçmişti ki kapı çalındı. Kısık, mahcup ve ürkek bir ses – özür dilerim, geç kaldım, girebilir miyim? -buyurun    lütfen anfiyi topuklarından yükselen hızlı ve panik adımlama sesleriyle inleterek arka sıralardan birine ilişti ürkek ceylan yavrusu. Ders devam ediyordu. .    Nihayet 10 dk. Lık mola. Ali`yle kantine inip çaylarımızı alıp masalardan birine iliştik. Ali`nin tanıştırdığı ve adının özlem olduğunu öğrendiğim bir afet-i devran oturuyordu masada. Kahvaltısını henüz yapamamış, evden börek getirmişti. Sıcak ikramına dayanamayıp biz de ikramından bir parça aldık. Nişanlıydı özlem; ama bakışları, edası, girişkenliği, rahat tavırları, ses tonuyla fazla çapkın biri olduğunu gösteriyordu. Yakınlaşmıştık. Espriler, sıcak diyaloglarla kahkahalar    yükseliyordu masamızdan. Mizacım gereği, soğuk durmayı, çekimser kalmayı sevmem. Ortamdan olumlu elektrik aldıysam katılımcılığı severim. Isınmıştık birbirimize ama nişanlı olması bir yerlerde durmamı sağlıyordu. Fasılalarla devam eden ders aralarında birçok insanla tanışma şansım olmuştu. Masamız artık epey kalabalıklaşmıştı. Sıcak bir    grup olmuştuk. Akşam için programlar bile yapılmaya başlanmıştı. Bir yerlere gidilecek ve eğlenilecekti. özlem ve ali yapıyordu programı. O gün için son dersti artık. Son arada, anfiye gelen bayanın kantinin en arka masalarından birinde ürkek, kendi halinde oturduğunu gördüm. öyle    güzel, öyle masum bir yüzü vardı ki saatlerce oturup izlenilesi bir tabloyu andırıyordu. Tepkisinin ne olacağına aldırmaksın yanına gittim, yüzünün    yaydığı ışıktan kendimi alamıyordum. Ay`a inat yansıyan mavi bir ışık hüzmesi. – merhaba. Dediğimde kafasını kaldırıp ürkek bir tavır ve ses tonuyla – merhaba dedi. Dokunsam kaçacaktı sanki. – adım ulaş, sizin de bir adınız vardır umarım. Yarı gülümser, yarı mahcup ses tonuyla, – b. Dedi. – rahatsız etmek istemem ama, katılmak ister misiniz bize? – yooo. Teşekkür ederim, böyle daha iyi. – peki, siz bilirsiniz. Tekrar memnun oldum. Masama döndüm ama özlem bir yandan benimle sohbet ederken, diğer yandan    göz ucuyla b. `ye bakıyordu. Rahatsız olmuş gibiydi. Akşam ders .    bittikten sonra toplandık. Beni özlem götürecekti gideceğimiz yere. Ali eve    uğrayıp eşini de alıp öyle gelecekti. Aklım hâlâ “b. “deydi. Yolda özlem`le sohbet ediyorduk şuradan buradan. Derinliğime inen meraklı soruları vardı. Evli olup olmadığım veya bir sevgilim olup olmadığı türünden sorular. çankaya`ya doğru ilerliyorduk. özlem`in nişanlısı askerdeymiş, 4 ay`ı kalmış    dönmeye, yaz`a doğru evleneceklermiş.Babası ankara`da emekli olduktan sonra ailesi asıl memleketleri olan kırklareli`ne taşınmış. üniversiteyi bitirdikten sonra özlem babasının da yardımıyla ankara`da bir firmaya girmiş ve yıllar sonra müdür olmuş. Muhasebe müdürü özlem. özlem alımlı kız, özlem güzel, özlem fettan, özlem yanardağlardan süzülen lav. Yakıp kavuruyor değdiği yerleri. Nihayet geldik .    programlanan yere. Oldukça şık ve güzel bir yer. Sohbet etmeye devam ettik, bir süre sonra ali ve eşi geldi. Kendisi gibi ali`nin eşi.Sıcak, sarıp sarmalayan, sevecen mi sevecen bir    insan. çabuk kaynaştık. Yeme-içme faslı ağırdan alınıyor, demleniyorduk, gece uzayacak gibiydi. Harika bir müzik çalıyordu. Ali ve eşi dansa kalktılar ve ardından ben ve özlem. öyle sarılmıştı ki özlem, tanımayanlar bizi sevgili sanırdı. Ali`nin gözünden kaçmamış, liseden arkadaşı özlem ve    çok iyi tanıyor. Arada; – bu kıza dikkat et, baştan çıkarabilir seni demişti.Ama kızın durdurak dinlediği yoktu, mesafeli yaklaşmama, henüz    birkaç saatlik tanışmamıza rağmen fazla sokulgan davranıyordu. Göğüslerini göğsüme iyice yazlamış, sımsıkı sarılmıştı. Arada, bilinçli yaptığını kesinlikle biliyorum, göbeğiyle penisime    baskı yapıyor, sallandıkça iyice sürtünüp tahrik olmamı sağlıyordu. Iri gözlerini gözlerime dikmiş, tepkimi bekliyordu. Ateş basmıştı her yanımı. Istem dışı    titriyordum. Yüzünde hınzır bir gülümseme vardı. Ama yine de dikkatli olmaya çabalıyordum.Gece bitti ve dönüyorduk artık, güzel bir gece yaşatmışlardı bana, sağolsunlar. Dönmek için arabalarımıza ilerlediğimizde ali bu gece onlarda da kalabileceğimi bütün sıcaklığı ve dostluğuyla söylemişti. özlem; bende de kalabilir dedi. Ama otele döndüm. özlem beni buruk bir şekilde bıraktı otele. Ertesi gün görüşmek üzere vedalaştık. Sıcak bir    duş ve güzel bir uykudan sonra ankara`nın yine karlı yüzüne merhaba dedim. Yine aynı telaş ve ders faslı. Kurs yerine    yine erken gelmiştim. Kantine indiğimde (bir gün öncesinin geç kalmışlığını telafi edercesine) bir masada sadece b. Otuyordu. Yanına gittim –    merhaba, günaydın. – günaydın – hayırdır, dünün geç kalmışlığını telafi ediyorsun sanırım – evet, dün utandım biraz, ayıp oldu – çay içelim mi – ben alabilir miyim? – ilk ben teklif ettim ama. – peki, şekersiz olursa sevinirim – baş    üstüne prenses hazretleri. Gülümsedi, kısık bir tonla. Gün aydınlandı yüzünde ve gönlümde, çok güzel gülümsüyordu. Uçarak gidip aldım çayları – teşekkür ederim, zahmet oldu. – ne önemi var prenses, emir .    kabul ederim. – estağfurullah ama bana prenses demeseniz!!!! – bir prenses`e başka türlü nasıl hitap edilir ki. Gülümsedi yine, kısık kısık güldü. Gün yansıdı gönlüme, ışıklar içindeydim. Yavaş yavaş kursiyerler    gelmeye başlamıştı. özlem uçarak girdi içeri ama beni b. `yle görünce yüzünün haritası değişti. Yavaş ve emin adımlarla masamıza geldi.    Elinde folyoya sarılmış bir şey vardı, söze girdi – günaydın, rahatsız etmiyorum ya!!! B. Yine o bildik mahcup ve tedirgin yüz haline büründü. Sessizdi, bir şey söylemedi. Sözü aldım: – günaydın, gel, otur lütfen. Tanıştırayım sizi; b. Bu da özlem özlem baştan aşağı süzüyordu b. `yi, b. Rahatsız olmuştu, özlem .    kendinden son derece emin, mağrur bir edayla kuruluverdi masaya. Derken hafifçe kalktı ve bana doğru eğildi ve iki yanımdan öptü; – dün geceden beri nasılsın? B. `nin yüzü değişti, ışığı sönmüştü sanki, karanlığa gömüldü. – iyiyim sağolun, ali`yle beraber çok güzel bir konukseverlik gösterdiniz, çok teşekkür ediyorum, bunu unutmayacağım. Nişanlınla, .    ki kısmetse eşin olacak, mersin`e geldiğinizde sizi ağırlamaktan müthiş keyif alacağım. özlem belli etmemeye çalışıyor ama her halinden verdiğim cevaptan rahatsız olduğunu davranışlarıyla gösteriyordu. – kıymalı börek yapmıştım, belki kahvaltı yapmamışsındır diye düşündüm. – çok incesin, kahvaltı yapmıştım ama tabiki    hayır demem. Ali geldi bu arada, uykulu mahmuru gözlerle. – günaydın, – günaydın ali, hadi buyur bak özlem börek yapmış,    soğutma. – valla kaçırmam, hanım erkenden gitti işe, kahvaltı yapmaya üşendim. Yeniden kahvaltı faslı, ders derken öğle arasını bulduk. özlem`i iş yerinden çağırdılar, gidip dönecekti. Ali`de eşiyle yemek yemek için çıktı, davet etti ama kabul etmedim. Yalnız kalmıştım. B. Yoktu ortalıklarda. Yakınlarda yemek yiyebileceğimiz bir yer aradım. “harran kebap salonu”, neyin nesidir anlamadım ama bir şeyler atıştırmak gerekiyordu. Içeri girdiğimde    b. `de ordaydı, bir mükafattı sanki benim için. Yanına yaklaştım: – beklediğin kimse yoksa beraber yiyelim mi? – tabiki buyur    lütfen, özlem yok galiba!! Dedi, ses tonu çok manidar ve .    iğneleyiciydi. – hayır, işe gitti. Yemeklerimizi yedik ve bir saatlik    arada sohbet edebileceğimiz kadar sohbet ettik. Yumuşamıştı. Ilgilendiğimin farkına varmıştı. Hatta oradan ayrılırken muzipliğini takınıp şemsiyemi o almıştı ve tutmuştu bize. Buzlar erimişti. özlem ve ali gelmediler derse, beraber oturmuştuk aynı masaya. Yakınlaşmaya başlamıştık. Kursun o gün bitmesine yakın ali .    ve özlem beraber geldiler, b. `yle dışarı çıkıyorduk. Biletimi alıp gece 24`te mersin`e dönecektim. özlem atıldı hemen: – akşam bir    yerlere gideceğiz, hadi gidelim.B. Yine en mahsun halini almıştı. Masum gözlerle bana bakıyordu. – b. `ye sözüm var, kusuruma bakmayın, onunla bir yerlere gideceğiz. Dediğimde özlem avını parçalamaya hazır bir panteri andırıyordu. B. Gün aydınlığı yüzüne tekrar kavuşmuştu. Ama    nezaketi de elden bırakmak istemiyordu. – sözleştiyseniz sizi alıkoymiyim, ben gidicem zaten dedi. Zaten sözleştiğimiz bir şey yoktu b. `yle ama özlem`i atlatmak istiyordum. Bu durumdam ali daha da keyiflenmişti. -hadi özlem biz gidelim, onların programlarını bozmayalım. özlem istemeyerek de    olsa ayrılmıştı bizden, vedalaşarak ayrıldık onlardan ve b. `yle yürümeye başladık. – neden programımız olduğunu söyledin, program yapmamıştık ki. – ne yani, demek benimle program yapmak istemiyorsun, demek beni bir prensesle program yapmaktan alıkoyucaksın!!! – ya hayır öyle değil ama    sözleşmemiştik. – tamam işte, şimdi sözleştik, istemiyor musun yani? – olabilir ama ben de konya`ya gidicem, fazla vaktim yok. –    olsun, vaktin olduğu kadar. Hemen sıkıldın mı yani benden, istemiyor musun beni? – yo öyle değil!!! – tamam o zaman gidiyoruz – nereye? – çıldırmaya. – ama lütfen geç kalmayalım – emirdir prenses. Demek ki eğlenilecek ve prenses geç kalmayacak. .    Gülüştük ve çankaya`da keyfimize göre bir yer bulduk. Gözlerimi artık alamıyordum ondan, gözüm başka bir şey de görmek istemiyordu. Dünyam o olsun istiyordum, bütün hayatım onunla dolsun istiyordum. Israrlarımla iki kadeh şarap içmişti, yanakları al al olmuştu, şişede kalan şarap daha da kıskanmış b. `nin yanaklarını. Kadehimi yanağına doğru uzattım. – sence hangisi daha kırmızı? – ayyy. Inanmıyorum, çok mu kızardı? – öyle yakışıyor ki. Lâl`in gerçek tonunun bu olması gerekiyor. Ama hangi ressam bu tonu tutturabilir ki. Tanrı bile övünmüştür şimdi kendisiyle. Gün yüze lâl yanak. – utandım. Gece bitmesin istiyordum, prangayla bağlanmıştım adeta ona. Nasıl olabilirdi, bu kadar    kısa sürede, nasıl, nasıl, nasıl. – kaçta kalkıyor otobüsün – 22`de, saat kaç – 21 – gidelim mi? – gitmesek olmaz dimi? Gülümsedi yine, gülümsedikçe ömrümden birkaç ömür yitiriyordum. – peki kalkalım. – her şey için çok teşekkür ederim, benim    için çok farklı bir geceydi. – laf mı prenses, ne yapabildim ki?Telefonunu almamda bir sakınca yoktur umarım, arayabilirim seni değil mi? – tabiki, ben de aliyım seninkini, telefonlaşırız ama telefonumu çaldırdığında rahat konuşamazsam anlayışla karşıla lütfen. Bizimkiler meraklıdır, fazla soru    sorarlar. – demek ki prenses esaret altında. Böyle bir güzellik korumam altında olsa ben de hassaslanır, kimlerin aradığını merak ederdim. .    – şımartma lütfen, abartıyorsun, ben prenses değilim ama bizimkiler fazla meraklı. – ariycam seni prenses telefon numaralarımızı verdik birbirimize. otel`e    uğrayıp eşyalarımı almam gerektiğini beni bekleyip bekleyemeyeceğini sordum. Geç kalıp kalmayacağımızı sordu. Geç kalmayacağımızı, en azından onu uğurlamak istediğimi söyledim. Kabul etti ve otel`e geldik, apar topar eşyalarımı alıp lobi`ye yanına geldim. Yola koyulduk, ama içim gitmesini istemiyordu, yol boyunca    sohbet ettik.Terminalde onun biletini alıp peronlara geldik. Içim böyle göndermeye el vermiyordu. çantalarımı yanına bırakıp 2 dk. Beklemesini, sigaramın bittiğini    söyledim. Peki, dedi. Konya arabasından bir bilet de kendime aldım. 2 saat daha görmek bile kârdı benim için. Ama o    bunu bilmiyordu. Otobüsünün kalkış saati gelmişti, vedalaştık. Yerine kuruldu ve el salladı. El sallayıp yürümeye başladım, birkaç otobüsü geçtikten sonra    arkalarından dolaşıp onun otobüsüne geldim ve muavine eşyalarımı verdim. rta kapıdan içeri girip bir arkasındaki koltuğa oturdum. Beni görmüyordu. Derin derin dalmış uzakları seyrediyordu!. Mesaj yazmaya koyuldum. – prenses, şimdiden .    özledim seni cep telefonunu aldı ve eli titriyordu, aradan görebiliyordum. Bir şeyler yazmaya başladı. Telefonumu titreşime almıştım. Mesaj geldi: – ben de, kendine iyi bak prens inanamıyordum, galiba benden hoşlanıyorduOtobüsün    kalkmasına birkaç dakika kalmıştı, yeniden bir mesaj göndermiştim: – sana eşlik etmemi ister misin? – delisin sen, yapamazsın ki? – .    yaptım bile, arkana dön ve merhaba de. Arkasına döndü ve en gülümser ve en şok haliyle; – inanamıyorum sana dedi    ve oturup gülmeye başladı. Yanındaki kadın ikimize bakıyordu. Eğilip: – yapabiliyor muşum demek, galiba deliyim! Yanındaki kadını yer değiştirmek için ikna edemedim ama olsun 2 saat daha görebilecektim. şimdilik bu .    da yeterliydi. Yol kısa sürdü, bitmesin istiyordum ama bitti. Terminalde abisi ve babası karşıladı, alıp gittiler yüreğimden büyük bir parça kopararak. Bir sonraki hafta sonuna kadar nasıl bekleyecektim, zaman geçer miydi? Onlar ayrıldıktan sonra indim ve mersin`e dönmek için otobüs aramaya başladım. 02:00`de araba vardı. Epey bekleyecektim. Hafızamda olduğu kadarıyla    şiirler göndermeye başladım telefonuna. Müsait değildi sanırım, 01:30 gibi aradı gülümser ve sıcak tavrıyla. Deli olduğuma kanaat getirmişti artık, hala inanamıyordu onunla konya`ya kadar geldiğime. Sıcak ve sarmalayıcı bir sohbetti. Yarım saate yakın konuştuk telefonda ve sonrasında mersin`e döndüm. sabah    uyanır uyanmaz artık ilk işimiz telefona sarılmaktı. Kırk yıldır hasret, kırk yıldır ayrı gibiydim onunla. Telefon yetmiyordu, sesini duymak yetmiyordu. Bir-iki gün içerisinde telefonda sevişmeye başlamıştık. Telefonla dokunabiliyor, mesajlarıyla tenini hissedebiliyordum. Bu şekilde onunla olmak acı veriyordu. Dayanamıyordum artık. Anlaştık    ve perşembe günü ankara`da olacaktık. Sürecin bu kadar hızlı ilerlemesi beni de korkutuyordu ama bir girdaba düşmüş gibiydim ve akıntıya .    bırakmıştım kendimi.Ne olursa olsundu. Sırılsıklam tutulmuştum çünkü, vücudumun kimyasını değiştirmişti ve aynı etkileşimi o da ifade ediyordu bana. Başka türlü bir şey de umurumda değildi. Beğeniyor, beğeniliyor ve yüceltiliyordum. Kaç erkek veya kadın yaşadığı bir beraberlikten dolayı kendini ayrıcalıklı hissedebiliyor. Bal gibi de ayrıcalıklıydım ve ona da ayrıcalıklı olduğunu hissettiriyordum. Perşembe zor geldi, bir ömür beklermişcesine zaman geçmek bilmedi. çarşamba    günü gece yola çıktım, perşembe sabahı orda olacaktım. O da sabahtan izmir caddesinde beni bekliyor olacaktı. Yol boyunca şoförün bütün    silsilesine küfür ettim. Bana göre yavaş gidiyordu ve zaman geçmek bilmiyordu. Yola çıkmadan önce oteli arayıp ikimizin adına yer ayırttırdım.    Nihayet ankara`daydım. Servis`e binip izimir caddesine geldiğimde gözlerime inanamadım. Benden önce ordaydı. Uçarak indim servisten. öyle sarılmıştık ki, iki koca dağın, çölün suya hasreti gibi kenetlenmiştik. Kokusu bambaşkaydı, gün ışığıma kavuşmuştum. Binlerce öpücük konduruyordum yüzüne, alnına boynuna. Hâlâ utangaç ve mahçuptu. Yüzünü aldım avuçlarımın arasına, güneşi avuçlarımın arasında hissediyordum. Gözlerinde binlerce yıldız, sarmaya, öpmeye doyamıyordum.Eşyalarımı aldım ve otele geldik. Yukarıya çıkmak istemedi benimle, utangaçtı, ne kadar ısrar ettiysem nafile. Sorun değildi, yukarıya çıkıp eşyalarımı bırakım, ve çantamda onun için hazırladığım    iki hadiye paketini alıp aşağıya indim. Lobide verdim birinci hediyesini, paketi heyecanla açtı ve ardından yüzünde güller açan bir gülümseme.    Küçük bir ayıcık vardı kucağında, çok mutlu görünüyordu, uzandı ve sıcacık bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Eşyaları hâlâ lobide yanımızdaydı, hazırlanıp    hazırlanmayacağını sordum. Itiraz etmedi ve eşyalarını alıp yukarıya çıktı. heyecanla onu bekliyordum, bir yandan da inanasım gelmiyordu, o artık sevgilimdi. Yarım saat kadar sonra indi lobiye, harika görünüyordu, saçlarını arkadan topuz yapıp toplamış, hafif bir makyaj yapmıştı. üzerinde siyah ve    şık bir manto, altında ince, dar boğazlı bir kazak ve altına da diz kapaklarına kadar uzanan dar bir mini etek giymişti. Gözlerimi alamıyordum, güneş gibi parlıyordu karşımda, ışıklar içerisindeydi. çıkıp akşama kadar dolaştık dışarıda, akşam için program hazırlamıştık. Gidip bir .    yerlerde baş başa eğlenecektik. Ayıcığın patisine dokunduğunda – i love you diyordu. Parmakları aynı ritme alışmışcasına sürekli dokunup duruyordu ayacığın    patisine. Büyülenmiş gibiydi. Söze girdi: – biliyor musun? Sıkılmadan sonsuza kadar dinleyebilirim bu cümleyi. Gülümsedi, gülümsedikçe gün devriliyordu gözlerinin akşamında.    Kahvaltımızı yapıp uzun uzun hasret gideriyorduk. O da hâlâ inanamıyordu yaşadıklarına, ben alamıyordum gözümü yaydığı gün ışığına. Dışarı çıkıp saatlarce dolaştık, çocuklar gibi şendik. Akşam kızılay`da bir bar`a oturup beraberliğimizin tadını çıkardık. Harika bir müzik eşliğinde, belki de bize öyle geliyordu, saatlerce dans ettik. Kollarımda bir bulut kümesinin yumuşaklığını taşıyor gibiydim. Bu kadar duru, bu kadar beyaz. Inanasım gelmiyordu. Dans ederken fısıl fısıl konuşuyorduk: – biliyor musun? Bir erkekle daha önce yaşadığım en ileri şey ele ele tutuşmaktı. şu an    bir erkekle, kollarımda, sarmalamanın yetmediği erkeğimle koyun koyunayım. – biliyor musun? Gün ışığı bu denli hiç yakmamıştı benliğimi, bedenimi. Işığımsın, sebebimsin. Başı omzumdaydı. Sıkı sıkıya sarılmıştı, tek vücut gibiydik. Hiç bu kadar içmediğini söylemişti, arka arkaya şarap kadehlerini bir bir yuvarlamıştı. Yanakları şarabın kızılına inat al aldı.Epey yarılamıştık geceyi ve sevgilim epeyce çakırkeyif olmuştu. Toparlandık, dönme vaktiydi artık ama çakırkeyf olmasına rağmen gecenin nasıl biteceğini biliyor ve tedirginliğini yansıtıyordu. otel yakındı, öpüşerek, sarılarak usul usul kathediyorduk mesafeyi. Lobiden anahtarımızı alıp    asansöre bindik. Ellerimiz, vücutlarımızın her noktasına temas ediyordu. Odamızın bulunduğu kata gelmiştik. Eğilip kucağıma aldım ve koridoru uçarcasına geçtik adeta. Anahtar elimdeydi, kapıyı açıp ayağımla ittim ve içeri girdik.Uzun uzun öpüşüyordukTopuğumla kapadım kapıyı. Oda sokak ışıklarıyla, ben onun yüzüne baktıkça aydınlanıyordum. Usulca yatağa bırakıverdim ve yanına uzandım. Soluksuz kalmış gibiydik, derin derin soluyorduk havayı. Yüzünde, vücudunda dolaşıyordu ellerim. Gözleriyle bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. Adeta, daha fazla ileri gitmeyelim, bu kadarı bile benim için fazla, der gibiydi. Acemi, ama içten öpücükleri vardı.Uzun uzun öpüşüyorduk. En mükemmel mevsim meyvesinden bile alamayacağım tadları, dudaklarından alıyordum. Ama nafile, yavaş yavaş üzerindekileri çıkarmaya başlamıştım. .    Pardesösü, eteği, kazağı, ayakkabıları ve derken iç çamaşırlarıyla kalmıştı. öylece bırakıp doğruldum yerimden. Mini dolaba ilerleyip şarap şişesini aldım. Merakla beni izliyordu yerinden yarı doğrulmuş şekildeMantarını açıp yanına geldim. şişeyi dudaklarına uzattığımda suya hasret çöl gibi yudumlamaya başladı. Dudaklarının kenarlarından süzülenleri dilimle almaya başladım usul usul. Ardından şişeyi doğrultup .    birkaç yudum aldım ve başucumuzdaki komodinin üzerine bıraktım. Dadaklarımız kenetlendi önce, alev parçası dudakları dudaklarımın arasındaydı. Artık hiçbir şeyi umursamıyor gibiydi, rahatlamıştı. Kıvranıp duruyordu kollarımda. Ellerim, pürüzsüz bacaklarında, kadifeden yumuşak vücudunda dolaşıyordu. Kazağımı ve fanilamı çıkarmama yardımcı oldu, üstüm çıplaktı ve üzerine çekmişti beni. Vücuduna vücudumla dokunmak tamamen beni baştan    çıkarmıştı. Sütyenini çıkardım, harika ve dimdik göğüsleri vardı. Uçları yüzüme dönüktü, bir yandan boynunda dilimi gezdiriyor, bir elimle göğslerini avuçluyordum. Avucumdan taşarcasına iriydiler. Işinde mükemmeliyetçi bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına kusursuz bir vücutla karşı karşıyaydım. Dokunmak yetmiyor, öpmek bir o denli    eksik kalıyordu. Göğüslerine uzanırken elinin kemerimi çözmeye çalıştığını fark ettim. Pantolonumu çıkarıp attık bir kenera. Göğüsleri göğüs kafesimi zorlarcasına kenetlenmiştik. Vücudunun vücuduma değen her yeri, çıplaklığı yakıp kavuruyordu beni. çılgınca öpüşüyorduk. Elimi külodunun yanından geçirerek aşağıya indirmeye çalıştım, çıkarmamak için    itiraz etti. Tedirgin olmuştu. çenesinin gamzesinden aşağıya, göğüslerine, göbek çukuruna inerek vücudunun her zerresinin tadını almaya çabalıyordum. Kasılıyordu. Göbeğinde dilimi    gezdiriyordum, kadınlığının kokusu artık ciğerlerimin en derin noktasına kadar hissedilebiliyordu. Dilim külodunun üzeri ve kasıklarında dolaştığında yay gibi gerilmişti. Iki elimle külodunu yanlarından çektiğimde artık itiraz etmiyordu. Bacaklarıyla yardımcı olarak çıkarmama izin verdi. Vajinasının o muhteşem kokusu daha da kesif bir hal alarak burnumdan ciğerlerime dolmuştu. Sağ ayak bileğini tutmuş ve usul öpücükler kondurmaya başlamıştım. Ayağının baş parmağı dudaklarımın arasındaydı,    dilimi etrafında döndürüyordum. Yavaş yavaş ayağından yukarı dilimle hareket edip baldırlarına, diz kapağına ve bacağını kendime çekerek kasıklarına ulaşmıştım. Ensemden ve saçlarımdan sıkı sıkıya kasıklarına bastırıyordu beni. Kesik iniltileri yayılıyordu odaya. Bu tat dayanılmazdı.Kasıklarının etrafında dolaşıyordu dilim, sonra vajinasının çevresinde.    Tüylerinin yeni temizlendiği belliydi, klitorisi şişmeye başlamıştı. Usulca dilimi etrafında gezdirmeye başlamıştım. Sonra bacaklarını geriye çektirip yavaş yavaş yanlara doğru    açtırmıştım. Bir kolum kavis çizmiş şekilde göbeğinin üzerindeyken parmaklarımla vajinasının dudaklarını ayırmış, diğer elimle külodumu çıkarmış ve ardından göğüslerini okşamaya    başlamıştım. Yavaş yavaş dilimi vajinasının dudaklarında gezdirmeye başladım.Bu tat dayanılmazdı. Her türlü bildik tadı bastırmaya namzet, dayanılması mümkün olmayan bir tadtı. Titremeye başlamıştı. Kısık kısık çığlıklar atıyor, kalçasını ileri geri hareket ettiriyordu. Demek sevişmek öğrenilmiyordu, acemi olmasına rağmen kendisini içgüdülerine    teslim etmişti. Titremeleri şiddetlenmeye ve ardından kasılıp kalmasına neden olmuştu. Kalçaları bir süre hareketsiz kaldıktan sonra yatağa düşmüştü. Bacak arasından yavaş yavaş dilimle göbeğine, göğüslerine ve oradan da boynuna doğru uzanmıştım. penisim vajinasının hizasındaydı. Yüzünü avuçlarımın arasına alıp dudaklarından öpmeye    başladım, baygın gibiydi. penisimi bir elimle tutup vajinasının dudaklarının, o muhteşem ince çizgisinin arasında gezdiriyordum. Kalçaları yeniden hareketlenmişti. penisim vajinasının üzerinde gezinirken, ıslaklığıyla kremlenmiş gibiydi. Yavaş yavaş penisimin ucunu o ince çizginin arasına yerleştirmeye başlamıştım, korkuyordu. öpüşüyorduk. Hafif hafif ilerlemeye    başlamıştım, yüzü acı çeker bir hal almıştı, öylece bıraktım. Kesik ve ince sesi yükseldi: – yeter artık, ne olacaksa olsun. Biraz daha ilerlemiştim, kaskatı kesildi, penisim prese alınmış gibiydi. – dayanamayacağım, çok acıyor, devam etmeyelim lütfen. – sabret birtanem, az .    kaldı, bitiyor artık omuzlarımdan geriye itiyordu beni. Biraz daha yüklendim, canının çok acıdığı belliydi. – yapamayacağım, canım çok yanıyor, keselim artık. – bitiyor meleğim, biraz daha sabredersen acın sona erecek, emin ol. Bunu söylerken bir dağı iki kulağından ayırıp ortadan    bölmüş gibiydi penisim. Azar azar ilerliyordu. Nihayet son durağa gelmiştik. Ağlar bir vaziyetteydi. – nolur yeter, canım çok yanıyor dudaklarından    öpüp yüzünü avuçlarıma aldım: – kadınsın artık, bitti, kadınımsın. – ulaş, lütfen, bayılmak üzereyim, bırak lütfen deyip kenara çekildi. Yan dönüp bacaklarını karnına çekti, canının çok acıdığı belliydi. Kasıklarını, karnını avuşturuyordu. Arkasından yanına sokulup sarıldım: – meleğim, bitti artık, başardın, canın artık hiç acımayacak. – olmaz olsun böyle bitiş, komaya gireceğimi sandım, canım çok acıyor – hadi gel, sıcak bir    duş sancına iyi gelir, rahatlatır seni. Demek ha deyince olmuyormuş, bunu ilk defa yaşamıyordum, kadınlar mutlaka çok fena bir acıya    katlanmak zorunda kalıyorlar. O esnada zevk yaşamaları pek mümkün görünmüyor. Zar zor yerinden doğrultarak duşa doğru götürdüm onu. Su sıcaklığını    ayarladıktan sonra sifonu omuzlarından başlayarak vücudunda gezdiriyordum. Suyun sıcaklığı yavaş yavaş kasılmasını ortadan kaldırmış, rahatlatmıştı. Sifonu kasıklarında dolaştırıyor, bir elimle de masaj yapıyordum. Su zerrecikleri bir mermerden aşağıya kayar gibi süzülüyor, göbeğinin üzerinden kasıklarına doğru akıyordu. Gevşemiş, rahatlamıştı. – devam    et lütfen iyi geldi. Diyordu, eliyle kasıklarına masaj yapan elimi iyice bastırıyordu. Gözü hala kaskatı yerinde duran penisimdeydi. – seni tatmin edemedimderken yüzü hüzünlü bir hâl almıştı. Neredeyse ağlayacaktı. Küvetin kenarına oturmuş, başı önündeydi. Bacaklarının arasından süzülüp pembeye dönüşen suya    bakıyordu. – artık bir kadınım – evet.Sonra dönüp yukarıya yüzüme .    doğru baktı ceylan gözleriyle – senin kadının – tamamen benim    kadınım. Ama bitmedi, şimdi kadınlığının tadını çıkarmaya başlıycaksın. – yine mi aynı acı, ama canım çok yanıyor, devam etmesek olmaz mı? – artık yanmıycak, geçti artık, göreceksin. Havluyu alıp, usul usul kuruladım onu. Ardından o da beni. Elinden tuttum, odamıza .    yöneldik. Yatağın kenarında ayaktaydık. Belime sarılmıştı, penisim göbeğiyle göbeğim arasında kalmıştı. Uzanıp dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Göğüs uçları göğsüme saplanmak    istercesine zorluyordu. Yavaş yavaş yatağa uzandık. Kulak memelerini emiyor, dilimi kulağının etrafında gezindiriyordum. Eli penisime uzanmış, avucunun arasında ileri geri hareket ettiriyordu. Nabız gibi atıyordu penisim. Omuzlarını öpüyor, aşağıya göğüslerine iniyordum. Ardından dilimle ve dudaklarımla vücudunda kavisler çizerek aşağıya inip    kasıklarına ulaşmıştım. Iki elimi kalçalarının altına koyduğumda bacaklarını iki yana aralayıp arzuyla kadınlığını bana uzatmıştı. Kalçaları yumuşacık ve eriyecek gibiydi avuçlarımın arasında. Dilim kasıklarının arasında, vajinasının üstünde, göbek çukurunda dolaşıyordu. Kalçaları yine dans etmeye başlamıştı. Klitorisini dudaklarımın arasına alıp sulu    bir şeftaliyi emer gibi emiyordum. Ellerimi kalçalarından çekip bacaklarını omzuma aldım. Iki yana iyice ayırarak dilimi vajinasının derinliklerine indiriyor, arada    klitorisine küçük ısırıklar atıyordum. çıldırmış gibiydi, başımı iyice bastırıyordu kasıklarına. Vajinası iyice sulanmış, tadı emsalsiz bir hâl almıştı. Birden doğruldu    yerinden ve: – bana oral seksi öğret lütfen, ben de sana aynısını yapmak istiyorum, bütün sınırları zorlayalım lütfen. Sevgilime en    güzel anları yaşatmak istiyorum. – peki, kendini bana bırak o zaman. Altmışdokuz pozisyonuna geldik yatakta. Kalçaları yüzümün ortasındaydı, biraz daha eğilmesini sağlayıp iki elimle kalçalarını ayırdım. penisimi kökünden yakalayıp usul usul ucunu öpüyordu. Yönlendiriyordum onu. – dilini ucunda, etrafında gezdir, em onu. Dediklerimi birebir yapıyordu. Vajinasını şimdi daha iyi yalıyor, derinliklerine daha rahat ulaşabiliyordum. Etrafında geziniyor, kalçalarının arasını, küçük noktasını    yalıyordum. çıldırmış gibiydi. penisimi deli gibi emiyordu. Kalçalarımla ona yardımcı oluyor, boğazının derinliklerine doğru ileri geri hareket ettiriyordum. Sanırım aldığım alkol, erken boşalmamı engelliyordu. Bir süre sonra onu ters çevirip kucağıma oturttum.Penisim göbeğime yaslanmış, vajinası üzerindeydi. Yerimden doğrulup dudaklarını dudaklarımın    arasına aldım. çıldırasıya öpüşüyorduk, acemi öpüşleri geçmiş, daha arzulu ve yakıcı bir hâl almıştı. Biçimli ve dolgun dudakları dudaklarımın arasında    eriyor gibiydi. öpmeyle doyulacak gibi değildi. Kalçalarını iki elimle yakalayıp penisimin üzerinde ileri geri hareket ettiriyordum. Ritmi anlamıştı. Bir şey    yapmama gerek kalmaksızın kalçalarını kucağımda ileri geri hareket ettiriyor,penisimi vajinasının ince çizgisinin üzerinde gezintiye çıkarıyordu. Dayanamıyordum artık. penisimi ucundan tutup vajinasının o kadife dudaklarının arasından yavaş yavaş içeri doğru hareket ettirmeye başladım. Kalçalarıyla bana yardımcı oluyordu. şimdi daha rahat ilerliyordu    penisim. Canı acımıyordu önceki gibi. Yarıya kadar gelmiştim. Bacaklarını alttan .    tutup kucağımda oturtup kaldırmaya başladım. Her kaldırıp oturtuşumda alt dudağını ısırıyor, inliyordu kesik kesik. – evet, sonunda oldu. Dedikten sonra ellerimi çekip yavaş yavaş sonuna kadar oturmaya başladı penisimin üzerine.    Tamamını almıştı içine, yüzü kaskatı kesilmiş, kesik kesik nefes alıyordu. Elleriyle göğsüme yaslandı sonra fısıltılı bir ses tonuyla kesik kesik .    ve inleyerek konuşmaya başladı. Nefesi ilk baharı tomurcukları açtırıyordu yüreğimin her yerinde, bahar oluyor, bahar kokuyordum: – bunu başarabileceğime inanmıyordum, Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyorkorkutmuştu beni ama şimdi tamamı içimde. – hepsi senindir meleğim, tamamen seninim. Yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı    sonra. penisim ucuna kadar vajinasından çıkıyor, sonra usul usul oturmasıyla .    derinliklerinde kayboluyordu. Baş parmağımla klitorisini okşuyor, ovalıyordum. Sonra ritmini biraz    daha hızlandırıp ileri geri hareket etmeye başladı. Zincirinden koparılmış aç birer hayvan gibiydik. Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyor, uçlarını küçük küçük    ısırıyordum. Artık içgüdülerimiz yönlendiriyordu bizi. Hâlâ boşalamıyor, buna inanamıyordum. Hareketlerimiz iyice hızlanmıştı. Kucağımda deliler gibi hareket ediyor, penisim vajinasının kayganlığıyla    hızla derinliklerine girip çıkıyor, çıkan ses iyice çıldırtıyordu beni. Sonra kucağımdan çekip, yatağın ortasında dizlerinin ve ellerinin üzerinde durmasını sağlayıp    arkasına geçtim. Kalçalarının arasında penisimin ucunu vajinasının etrafında gezindirme başladım.Iyice sabırsızlanmıştı. Usulca ucunu yerleştirdim, dudaklarının arasına, yavaş yavaş ilerledi penisim.    Menzilini biliyor, kendinden emin ilerliyordu derinliklerinde. Sonunda tüm derinliğine kadar .    saplandı. Etrafımda binlerce yıldız dans ediyor gibiydi, bir cennet bahçesine    dalmış gibiydim. Kalçalarımız artarak hızlanmaya başladı, ritmi öğrenmişti artık sevgilim. Harika sevişiyordu. Canı yanmıyordu, zevk alıyordu, tüm benliğiyle eşlik ediyordu.    Göğüslerini okşuyordum bir elimle ve hızla sokup çıkarıyordum penisimi. Epeyce bir vakit geçmişti, zaman zaman yığılıp kalacak gibi oluyor, kasılıyor, vajinası penisimi kas katı kavrıyor, orgazmlar yaşıyor, artık yüksek sesle çığlıklar atıyordu. Doyamıyordum. Boşalmam çok fazla gecikmişti. penisim içinde nabız    gibi atıyordu. Yüzü koyun uzanmış, penisim içindeydi. Yatağın iki yanına ellerimi dayamış hızlı hızlı sokup çıkarıyordum penisimi. Testislerim kalçalarında şaklıyor,bu hem ona hem bana ayrı keyif veriyordu. Yüzü yastığa dayalı, bugüne kadar görmediğim farklı bir tebessüme bürünmüştü. Mutluydu sevgilim halinden,    keyifliydi. Terlemiştik. Işıl ışıl parlıyordu vücudu, doyumsuz bir görünüm sergiliyordu bu haliyle. Alnında çiğ taneleri vardı adeta. penisimi çekip vücudunu kendime doğru çevirip üzerine uzandım. Bacaklarını iki yana biraz daha ayırıp penisimi vajinasının derinliklerine ittim.Artık zorlanmıyordu. Yüklenmemle birlikte yine kasılmaya    başladı, bir süre öylece kaldık. Vajinasından süzülen sıvıları kasıklarımda hissedebiliyordum. Onu deliler gibi öpüyor göğüs uçlarını emiyordum. Yavaş yavaş tekrar hareketlenmeye başladım. penisim içine hızla girip çıkıyor, kalçalarıyla o bunu daha da hızlandırıyordu. öyle hızlı hareket etmeye başlamıştım ki, bacaklarını belime iyice sarmalayıp elleriyle kendine iyice çekiyordu. Prangaya alınmış gibiydim.Gözümden şimşekler çakmaya başlamıştı, kasılmaya başladı tekrar öyle sıkı sıkıya kenetlemişti ki beni, penisim tümüyle içinde kaybolmuştu. Bu orgazmı diğerlerinden daha şiddetliydi. Vajinası penisimin etrafında kasılıp duruyordu. Kaskatı kesilmiş, gerilmişti. Göğsümü    çok feci ısırıyordu, canım yanıyordu ama umurumda değildi. Bir süre sonra bacakları ve sırtıma doladığı elleri gevşemeye başladı.Usul usul hâlâ penisim vajinasında bir ileri bir geri hareket ediyordu. Dudakları dudaklarımın arasındaydı, dilini emiyordum. Bir süre sonra kasılmaya başladım. Hızla çıkardım penisimi içinden. Göbeğine doğru boşalmaya başladım. Bir yandan bana, bir yandan penisimden boşalan sıvılara bakıyordu. şaşırmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Yanına, köküne yediği son balta darbesiyle yıkılmış kavak gibi düştüm.Terden sırılsıklamdım. penisimi okşuyor, bir yandan da beni öpüyordu. –    buna inanamıyorum, neler hissettiğimi anlatamam, kelimelerle ifade edilecek gibi değil. Sımsıkı sarıldı sonra yan dönüp. Her tarafıma öpücükler konduruyordu. Komodinin    üzerindeki peçetelerden alıp üzerini temizledim. Itiraz etti önce temizlememe, dokunup algılamaya çalışıyordu – seni tatmin ettim, bu benim için tarifsiz bir duygu şu an. Imzanı taşıyorum üzerimde. Bu tanımı hoşuma gitmişti. Beraber imzalarımızı atmıştık bedenlerimizin ötesinde benliklerimizin üzerine. Sonra üzerine    boylu boyunca uzandı. Başını göğsümün üzerine koyup sımsıkı sarıldı. Muzaffer bir komutan gibi gururluydum. Sonra o muhteşem, güne inat yüzünü    avuçlarının arasına alıp, dirseklerini göğsüme dayadı. Gözlerimin içine bakıyordu ceylan gözleri. Tarifsiz bir mutluluk ve tebessüm vardı dudaklarında ve yüzünde. Tarifsiz kokusu yayılmıştı odanın her yerine, inanılmaz bir kokuydu. – biliyor musun, seni daha önce tanıyamamış olmaktan dolayı çok şey    kaybetmişim. Seni anlayamayacağın derecede, her şeyden öte seviyorum. çok şanslıyım. Tarifsiz duygular yaşıyorum. Yüzünü göğsüme iyece yaslayıp, yüzünü, saçlarını okşamaya    başladım. – bulutlara, yıldızlara dokunuyor gibiyim. Hayatıma girdiğin günden beri bir peygamber edasıyla dolaşıyorum ortalıkta. Daha önceleri nerelerdeydin? Seni seviyorum demek nereye kadar yeterli, ne kadar anlamlıdır ki!!!. şimdi yaslandığın yer zehir zıkkım bir cehennem, eşkıya iniydi. Dokundun, cennet bahçesine çevirdin. Dilediğince hüküm sür. Var olmasını, çarpmasını dilediğin, istediğin sürece .    senindirUsul usul inci taneleri dökülüyordu gözlerinden. Yanıma uzanıp sıkı sıkı sarıldı. – beni hep böyle sev, bırakma olmaz mı? Alnından öpüp göğsüme iyice yasladım. Göz yaşlarıma hâkim olamıyordum. Koyun koyuna deliksiz bir uykuya daldık. Hiçbir zaman bu denli huzurlu ve mutlu uyuduğumu hatırlamıyorum. sabah uyandığımızda yeniden tarifsiz ve emsalsiz .    bir sevişme yaşadık. Devamı mı? Daha sonra. Hâlâ devam edip etmediğini soruyorsanız, ayrıldık. şaşırmayın, gerçekten ayrıldık. O şimdi evli ve bir çocuk annesi. Neden diye sormayın lütfen, epeyce vaktinizi aldım zaten!!!! Başka zaman devam etsek olmaz mı? Mail yazmak isteyenleri    bekliyorum. Onunla yaşadığım diğer anılara gelince. Yazmaya çalışacağım mutlaka. Sevgiyle kalın. Gönlünüzden ışık ve sevgi eksik olmasın. Gönderen: burakk_19
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

birgun hamama gıtmeye karar vermıştım.tek basıma gıdecektım.daha once gıtmedım bı hamam gıttım.ve pek kımsenın gıtmedıgı bı yer oldunu duymuştum.içeri gırdımde kımseler gorunmuyordu.her yer buhardan kapanmıştı.soyunma odasına gırdım ve camasırlarımı cıkarmaya basladım dısarıdan bı ıkı ses duydum erkek sesı ıdı.ve o an aklımdan sahane dusunceler gecmeye basladı.vedısarı tangam ve sutyenımle cıktım ıcerıye yoneldım dogru tahmın etmıstım ıcerıde ıkı erkek vardı ve baska kımse yoktu.vucutları nemden parlıyordu.goguslerıne boncuk boncuk terler yapışmıştı.derın bı nefes aldım bu goruntuden cok etkılenmıştım.ve uzerlerınde sadece bellerıne sarılı bı havlu vardı ve yarakları sankı kalkmış gıbı cok buyuk gorunuyordu sanıyelerce takılı kaldım bı an o muhtesem ıkı yarakla sıkış yapmayı dusundum ve kucuk bı oyun oynamaya karar verdım.bı an ırkıldım. onlara dogru baktımı anlayan adamlar da bana bakmaya basladı ve oyun baslamıştı.ve onları etkılemek ıcın kucuk bı sov yapmaya karar verdım.tangamın uzerıne gıydım bıkını etegımıonlara gtumu donerek bı strıptızcı edasındaagır ve kıvrak hareketlerlebacaklarımdan sasagı dogru yere bıraktım.gotum ortada ıdı ve benı ızledıklerınden o kadar emındım kı devam ettım.adamların nefes seslerı hamanın ıcın de buharlasıyor bedenımı esır alıyordu sankı.ve bılerek onları gormezden gelıordum.ve ıkıncı hamleyıde yaptım elımı sırtıma goturup yıne onlara sırtı donuk sekılde sutyenımın baglarını cozup yere bıraktım.ve omuz hızasındanda onları suzuyordumve ılk gordum ve tek ılgılendım seye yanı yarklarına dogru baktımda sankı havluyu delecek sekılde dıkıldıklerını gordum. yavas yavas amacıma ulastıgımın farkında ıdım.ve o an o ıkı kocaman yaragı azımda delıcesıne cıglık cıglıga yalamayı o kadar ıstedım kı.ve gerı dondum ozel odalardan bırıne dogru yoneldım geleceklerını bılıordum bu hamadan sıkılmeden cıkmayacaktım.odaya gırdım cesmeyı actım ve suları basımdan asagı dogru nefesım kesılene kadar soguk suları boca ettım.aklımda tek bıse vardı oda sıkılmek cok azmıştım.buhar nefesımle bırlesmış oda buram buram amcık kokmaya baslamıştı.amcımın kokusu ve aklıma dusen yaraklar benı azdırmış kendımden gecırmıştı.tam kapının karsısına bacaklarımı sonuna kadar acarak oturdum.bı elımle gosuslerımı oksarken dıger elımle yarak dıe kıvranan fındık kadar amcımı oksuyor parmaklıyordum.amcıma kan pompalanmaya baslamıştı bıle.her kapıdan ıcerı gıreceklerının heyecanı benı cıldıtıyor ve daha cok azıyordum.akan su ıle bırlıkte zevk suyumuda akıtmak ıstıorsum.belkıde hamada sıkış ılk olacaktı.ve ayak seslerı hamamın ıcınde yankılanmya basladı evet bana dogru gelıorlardı.basarmış ve onları bastan cıkarmıştım.sımdıden harıka bı seks yasayacamı dusunup kalbımın rıtımlerıne ayak uyduruyor sıkılırcesıne kasılıyor kıvranıyordum.ve sonunda kapı aralandı.ve içeri sikicilerım gırdı.ve bana düsündukk kı bosalmana yardımcı olabılırız.bızde sana fazlası ıle yetecek ama susamış yarak var ve amcının da bıze cok zevk verecegını gotunun kıvrak hareketlerınden anladık benı sıkın dıe kıvranıyordu bıraz once gotun dedılerbu kadar acık konuşmaları hosuma gıtmıştı.ve ne duruyoruz o zaman dedım.sıkılmek ıcın yerınde duramayan azmış bı am sızı beklıyor dedımde benı kaygan zemıne cektıler.ve bellerındekı havluları bı cırpıda cektım aldım karsımda duran goruntu bnefes kesıyordu.resım gıbı ıkı yarak harıkaydılar.aman allahım ne buyuk ve kalındı lar.ve bırazdan ıkısınıde amcımda gotumde mısafır edecektım.ve bırı esmer bırı beyaz tenlı ıdı yaraklarım cesıtlı sunulmuştu bana daha ne ısteyebılırdım kı.adlarını bıle sormadan sevısmeye basladık esömer yaragı kendıme cekıp amcımı yalamasını ıstedım kabarana kadar yala em amcımın sızlamasını ıstıorum ve amcımı sıkınle sakınlstıreceksın dedım.su damlacıkları esmer tenınde harıka gorunuyordu.yaragıda bı o kadar puruzsuz ve serttı.bakarken bıle ınsanı cıldırtan bı havası vardı.beyaz tenlı olan ıse yıne koca yaraklı ıdı ama bı farkla dmarları patlayacak gıbı bellı ıdı elımın ıcınde oksadıkca tıtırıyordun amcım ne yapacaktı kım bılır.bu damarlı yaragı amcımı sıkerken gormelıyıdım.esmer yaragım benı coktan yalamaya baslamıştı.dıl darbelerı ıle benı yerımden hoplatıyordu.dıgrı ıse benı delı gıbı opuyor goguslerımın suyunu emıyor yalıyor ısırıyordu.daha sıddetlı dıyordm cunku ben sıddet dole seksı sevıyordum ben bı seks kadınıydım.kendımı onlara gonullu bı sekılde bırakmıştım.goz gozu gormuyor buhardan kaybolmuştuk sankı baska bı alemde ıdık.ve ben bundan cok memnundum.ve esmer yaragım amcımı yaamaya devam ederken yaragını amcımın dudaklarında gezdırıyor delıge dokundurup cekıyordu.bu harejket benı delı edıyordu sık benı dıye haykırıyordum.bosalmak uzreyım dıyordum ve oan dassaklarını amcıma dayadı ve beklıorum dedı.dıgerı ıse yaragını azıma sokmuş yala dıe emırler verıyordu.yaşamaz mıyıdım.buyuk bı zekle yaragına kapandım ve ınleye ınleye esmerımın dassaklarına zevk suyumu fıskırttım.oyle bı tazıkle bosaldım kı sasırıp kaldılar benımle bırlıkte ınledıler resmen.hız kesmeden devam edıyordukdıgerını yaragını emıyor opuyordum bogazıma kadar sokuyor zaten zor nefes aldım hamamda hıç nefes alamaz hale geldmıştım kusacak gıbı gozumden yaslar gelıordu ama pes demıordum sonuna kadar yasayacaktım.yaragının delıgınden zevk suyunun sızdını gormuş susuz kalmış ınsanlr gıbı on yutmak ıcın cırpınıyordum.ben sıkılmek ve sıktırmek ıcın yaratılmıstım buna emındım artık.yaragını emmıyor adeta agzımla sıkıyordum onu.sadece amımdan degıl agzımdan bıle zevk suyu akıordu.mukemmelbı tadı vardı yaragınınıkı yaragın ortasında olmak cıldırtan bır zevk verıyordu.artık sıkılmek ıcın dua edıordum.yetmıyordu bu anlar ıllede sıkılecektım doymuyordum.ve esmerım kulagıma egıldı yaragımın sert darbelerıne hazır mısın dıye sordu. kıtlenmıştım caresızce sarılarak boynuna sık benı dedım.bı elımde dıger yarak evet sonuna kakdar dıe haykırıyor ınlıyordum.her ıkısınınde gozlerınden alev fıskırıyordu.elıdekı yargın basında atıyordu sankı kalbı zonkluyordu yarakları ama hıc bırısı benım amcım kadar olamazdı bu azgınlıkla ıkı yaragı bıle alabılırıdım amcıma.evet yıne bosalıyordum ve esmerein kafasını bacaklarımın arasına aldım gelıorum dıeınlıordum agını acmış beklıordu.evet basıncı hıssettım an bıraktım kendımı sankı zevk suyumla bırlıkte amcımda fırlamıştı yerınden. zevk dalgalarının ıçınde yuzuyorum.beynım zonkluyorr amcımı mparmakladıkça bosalmaya devam edıordum.ıkısde amcımı yalaamk ıçın sıraya gırmıltı rwsmen kucuk bı am koca ıkı adamı boyle bırbırıne dusurmutu.buda benım fındık ama yarak kılıfı amcımın en guzel marıfetlerınden bırı ıdı.evet sıkılme anına gelmıştık nıhayet ıonce esmerın sıkmesını ıstedım farklıydı cunkudıger yaraklara asına ıdı amcımkımlere vermemestım kı bu amcı.ve esmeer bacaklarımı omuzuna attı ve yaragını bı kerede soktu amcıma ahhhhhh dıye ırkıldım farklı bı taddı amcım bıraz daha genışlemıştı sankı.kısık kısık ama swrı nefes alışlarım artmış bunula bırlıkte benı sıkmesı de hızlanmıştı arda arda atıyordu kursunları amcıma ınıltılerımi tanıyamıordum ucuyordum resmen offfff ıste bı darbe daha yemıştımamımın sonuna kadar yıtıyordu .amım terden sudan vıcık cıcık olmuş amımın sessı benı rahatlatıyor daha bı sıkılme ıstegı verıyordu.amcımın ates gıbı oldunu soyledı bılıordum yoksa bu ıkı yaragı bıle kendıme nasıl yetelı gormezdım.ve atık gotumude sıktırmek ıstıordum beyaz tenlı yakısıklıyı yere yatıdım ve gotumu parmaklayarak genışletmesını ıstedım parmakları bıle nerede ıse bı yarak kalınlıgında ıdı.ve aahhhh dıe bagırarak acı cekerek oturmuştum yaragına ama acı bıle bana zevk verıyordu. sankı vucudum kıtlanmış yarahga baglanmıştı vucudumun harektlerı bu nasıl bı duyguydu vucudumu yaraklar esır almılştı.ve onc ufak sonra gıttıkce derınlesen darbeler atmaya baladı gotume ıkıye ayrılacak gıbı oluyordu gotum ve kanlar o guzel beyaz teıne akıyordu gotumden .offfff offffff dıe ınlıordu sıkıcılerım.ve esmerımıde cektım oda yaragını amcıma daldırdı ıkı kısı hem onden hem arkadan verıodu yaragı ohhhhhh.yarakları dokunuyormuydu acaba bırbırlerıne sankı amcım ve gotum tek delık olmuştu.aetık ıkı yaragı bı butun olarak goruyordum.sıkılıyorudm sıkıldıkce sok sok sok hadı sıkın bebı daha cok daha hızlı yarak dıe ınlıordum.colde susamış ınsanlar gıbı bende yaraga susuyordum.sıkış sov yapıorduk.aynı anda hem gotten hem amcıktan sıkılmek harıka ve herkse nasıp olmayacak bı duyguydu.saclarım terden yzume yapısmış ıkısının arasında yag gıbı erıyordum.buna zevkın doruk noktasıda dıyebılırdık.goguslerımden terler bosalıyor gpoogus uclarım sızlıyor sınır kaslarım cekılıor delı oluyordum .yarakların gotume amaıma gırıs seslerı o nemden buhardan kaybolmuş goz gozu gormeyen kımsenın olmadı hamamda bı seks melodısı havasında sap sap dıe yankılanması sıkılmırken muhtesem bı arzu uyandırıyordu.sıkıldıkce bosalmaya devam adıyordum onlar ıse bosalmamak bu anının tadını benım gıbı doyasıya cıkarmak ıcın kendılerını zor tutuyorlardı.amcım aetık yanmaya uyusm aya baslamış yavas olmamı telkınlıyordu.amcımın sıcaklıgını butun bedenımde hıssedıordum.benı nakış gıbı ışlıyorlar adete yaraklarını amıma gotume ıslıyorlardı.beyaz tenlı adamım bı yandan sıkıor bı yandan da goguslerımı avuçlyordu sıkma ddıkce daha kuvvetle sıkıordu .patlayacak gıbı kıpkırmızı olmuşlar uclarına kan toplanmış ve kanamışlardı goguslerım sıddet dolu bı seksdı bu.ve esmer adam ayaga kalktı bırı sıkmeye devam edıyo o ıse hama tasıyla soguk suyu basımdan asagı boca edıyordu kan akışım hızlanmış kudurmustum artık ben hopluyordum yarak ustunde ohhhhh.ve ben zıplarken yaragın ustunde bı ınıltı koptu ve ıçımde bı sıcaklık hısseettim .beyaz tenlım saatlaerdır suren zevk dalgasının meyvasını gotumun derınlıklerıne bırakmıştı.sıcacık spermı gotumu oyle bı rahatlatmıştı kı derı bı oh cekmış usune yıgılmıştım amtam drın bı ohhhhh cekerken esmerım benı havaya kaldırdı ve amcımı sıkının ustunde hoplatmaya basladı ne olursa olsun bu cok zevk verıyor azımdan sıkme yeter lafı cıkmıordu.daha oncede soylemıştım ben doyumsuz bırıydım .esmer amcımı sıkerken ılerı gerı yaptıkca gotume dolan spermler gerı akıordu asagı ve elımle onları sılıyor hem sıkılıor hem spermlerı yutuyordum.cunku sperm delısı ıdım.sankı vucudum beynım sıkılmeye ayarlanmıştı.ıkımzde ınlıyorduk esmerımle benı asagı ındırdı duvara dayadı tek bacamı kaldırdı ve oyle sıkmeye devam ettıgozgoze gelıor opusuyor duk dudaklarım yarılmıltı acaba hamadan tek parca cıkacak mıyıdım.sık sık dıye kelımler dokuluyordu uyusuk dudaklarımdan.ve benı yere egdı gotum havaya kaldırıd ve bınıcı pozısyonu ıle arkadan yaragını hızla vurmaya basladı darbeler cok kuvvetlı ıdı bu bosalacanı gosterıyoduve ahhhhhh ohhhhhhhhh dıye ınlemeler yukselıyordu hızını kesmeden ve son ıtısı amcımı yerınden sokmuştu sankı bıan yarak orada kalacaks andım oyle bı cıvıledı kı oraya.amcımla yaragını ıcımde sıkıştırıyordum tutuyordum bırak dıordu bırakmıordum vakumluyordum yaragını amcımda.ve gelıorum dedı an benı yere faırlattı.amcımda onunla bırlıkte sokulmuştu yrınden.esmerım bana sperm sov yaptı resmen vucudum saclarım gozlerım dudaklarım agızım spermle dolmuştu.banyoyu spermlerı ıle yapmıştım.her sıkılmeden sonra duydum bırsey var kı oda yarak hastası oldum dur.ve sıkıcılerımı ııı secıyordum.bu hamam sefası cok zevklı gecmıştı.adamlar sıklerını tutyordu. soyulmuştu yarakları resmen. eeee kolay degıldı amcımı yaraga doyurmak.artık baska fantazılere yol almalıydım.ben fantazı kadınıydım cunku…….buda sıkış anılarımdan bırıydı ama sadece bırı..

Olgun seviyorum Selam,ben 19 yaşında 1.80boyunda kumral,yeşil gözlü 65kg da biriyim. Oldum olası hep olgun bayanlardan hoşlanmışımdır. Hikayem de bundan 3 yıl önce yaşandı…O zamanlar yazlıkta yaşça benden bayağı büyüktü ve hep mesafeli davranırdı ama o muhteşem kalçası hep aklımdaydı.Bir    kumsaldan dönerken akşama bişiler yapalımmı dedim İçkinin etkisiyle bayağı rahatlamıştık ikimizde ve ona açılmaya başlayıp hislerimi açıkladım, önce gülümsedi ama `bakalım ne kadar beceriklisin` dedi ve istediğim şansı bulmuştum, bardan sonra eve gittik ve duş almak istedi beklerken dayanamadım ve    üstümde sadece boxerla yanına girdim `oo çok hızlısın` dedi ben de `ne yapayım senin yanında sabretmek zor` diye karşılık verdim.. Duşun altında dudaklarımız birleşti ve ipeksi tenine dokundukça ateş ikimizi de sardı,eğildim önüne ve bakımlı amına dil darbeleri ile yaklaştım,hoşuna gittiği belliydi ve bu konuda çok hünerli olduğumu anladı belki 10 dakika devam edip özellikle çıldırttım onu ve gözleri kapalı    dayanamayıp en sonunda orgazm oldu ve `harikaydın gerçekten işi biliyorsun` dedi. `Hadi sıra sende` dedim ve kafasıyla tamam dediktikten sonra    eğilip benim küçüğü yalamaya başladı bir yandan da `amma büyük ve kalınmış` dedi ben de `seni görünce heyecanlandı herhalde` diye    takıldım. Dilini ve ağzını çok iyi kullanıyordu eliyle de sıvazlaması ayrı zevk veriyordu bir ara başını kaldırıp `nasıl` diye sordu    `çok iyisin bebeğim hep bu anı hayal edip durdum devam et Aşkım` dedim,40 yaşlarında olmasına rağmen vücudu mükemmel ve çok bakımlıydı hele de o kalçası çıldırtıyordu beni. Beni ağzıyla boşalttıktan sonra `içeri geçelim` dedi.. İki bira alıp yanına uzandım bir    süre sonra küçüğüm ayaklandı tabii.. O da fark ederek `hadi dedi biralar da bitti ne duruyoruz ?` dedi Tabii durulur mu hiç..Bu sefer kulak memelerinden başladım boynundan usulca inip göğüs aralarını yalayıp öpüp bir yandan da taş gibi göğüslerini sıkıp    okşuyordum kendinden geçmiş gibiydi ve `harikasın durma ne olur` diye inlemeye başladı ben ıslak amına yaklaşırken `hayır dedi gel hadi seni içimde hissetmek istiyorum` dedi. Bende bacağını aralayıp yerimi aldım hafif hafif bastırdım canı yanmasın diye inlemeleri daha da tahrik    ediyordu beni ve git gellere hız verdim bir yandan da dudaklarına yapışıp göğüslerini okşuyordum biranın da etkisiyle biraz uzun sürdü `hadi` dedi `gelmek üzreyim` bende hızlanarak aynı anda boşalmayı sağladım. Ve titreyerek ayaklarımız yerden kesildi..İki sigara yakıp getirdim ve sohbete    başladık ya dedi `sen bayağı tecrübeliymişsin zevkten uçurdun beni` dedi..Ben de `sayende coşturdun beni epeydir seni arzuluyordum` dedim.. Ama bunu derken bile halen doymamıştım çünkü mükemmel kalçası aklımdan çıkmıyordu.. Ve dayanamadım ya dedim `kızmazsan bir şey söyleyeceğim`. `yoo` dedi `niye    kızayım`. `ne bileyim işte` dedim..`İnan arkadan seni seyretmeye doyamıyorum ve o güzel götünü düşleyerek 31 çekiyorum..Önce şok oldu ama sonra deliiii` dedi.Ne yapayım çok hoş götün var dayanamıyorum..ne dersin dedim.. Bilmem ki ama canım çok yanarsa dedi.Ben de yoo krem    kullanırız korkma acıtmam dedim..ve hemen icraata geçip önce yavaş yavaş götünü okşadım deliğe krem sürüp parmağımla girip çıkmaya başladım,biraz rahatlamıştı ki sikimle götünün yanaklarına sürtmeye başladım arada bir arasına da değdiriyordum hoşuna gitmişti ama hala endişeliydi.. Sikimi kremle sıvazlayıp `hadi    dedim derin nefes al ve serbest bırak sıkma kendini o zaman acımaz.. Peki` dedi ve hafif hafif başını bastırmaya başladım    ama imkansız gibi görünüyordu yine de devam edecektim bu zevki tatmalıydım..Başı girdi hafifçe itiyordum o da bu sırada `yavaş yavaş    lütfen` diye inliyordu ben de tamam Aşkım sabret az kaldı diyordum..Ve ortasına kadar girince abanıp tamamını soktum ama ne sokuş dayanamadı ve bağırmaya başladıelimle ağzını kapattım ve tamam az kaldı bekle derken bir süre gidip geldim ama bağırmasıyla acaip tahrik    olmuştum ve sarsılarak içine boşaldım.. Sanki tüy gibi hafiflemiş rahatlamıştım.. `Tamam hadi bitti Aşkım` diyerek ters çevirdim ve göğsünün arasına sikimi koyarak bekledim anlamıştı başını eğerek yalayıp temizledi sikimi ve bunu da iyi beceriyordu.. Sonra daldık..ama uyanınca devamı geldi tabii..O    da başka sefere…Önemli olan kaliteyi düşürmemek ve karşılıklı saygı ve güven içinde paylaşılan, özgürce cesurca, cinsellik bence..İlgilenenler mail yazabilir sweetteen_ist86
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

Selam arti18hikayeler.blogspot.com.tr okurları ben bu hikayemi artık sizinle burada paylaşmak istiyorum kendi kendime düşündüm ama yine de yazmadan kendimi alıkoyamadım.  Aslında bu yaşadığım olay uzun zaman önce oldu ama şu an olsa yine yaparım diyebileceğim bir durum. Ben tam beş yıl öncesinden evlendim ve gerçek manada kocamı çok seviyordum seviyordum diyorum ama halen de çok seviyorum diyebilirim ki ona ilk günden daha da çok aşığım. Fakat hiç böyle bir şey olacağını düşünemedim. Benim hayalimde her zaman evlenince insanlar sabahlara kadar sikişirler gibi bir durum vardı ben de kocamla sürekli olarak sikişeceğiz her tarafıma attıracak diye düşünüyordum çünkü porno filmlerde her zaman böyle oluyordu ancak bunun yanlış bir düşünce olduğunu evlendikten sonra anladım.  Kocam çok fazla seks düşkünü bir adam değil yatağa yattığımızda arkasını dönüp uyur ben de zorla götümü ona sürte sürte onu azdırmaya çalışırdım. O da azacak keyfe gelecek ve dönüp beni bir posta sikecek tabi bu arada o boşalacak ben ise göt gibi ortada kalacağım ve elimle kendi kendimi boşaltacağım ben bunu özellikle son bir senedir çok denedim ama ne yaptım sa olmuyordu ben de kendime alternatif bir şeyler bulmaya karar verdim artık bana yapacak bir şey kalmıyordu  bizim üst komşumuz Ahmet vardı Ahmet 1,75 boyunda yakışıklı bir çocuktu Ahmet bir zamanlar bady yaptığı için vücudu oldukça yapılı bir genç ti yaşı ise 23 ben 29 yaşında bir kadındım ve evliliğimin hiçbir döneminde zevke gelerek boşalamamış bir kadın.Ben seksi kıyafetler giyinmesini çok severdim Ahmet’ te çapkın bir çocuk belli ben ne zaman mini bir etek giysem sürekli arkamda belirir ve beni keserdi onu kaç kere memelerime bakarken yakalamıştım  artık ondan yardım istemenin vaktinin geldiğini düşündüm ben bir gün apartman içerisindeydim ve bizim apartmanın sığınağına iniyordum tam onların kapısının önünden geçerken Ahmet’ te dışarı çıktı ve ayakkabısını giydi ben de artık yüzsüzlüğü ele alarak Ahmet bana yardım edermisin sığınaktan birkaç bir şey alacağım dedim o da hayırdır tabiî ki neden etmeyim olur mu öyle şey dedi ve birlikte sığınağa indik içerisi karanlıktı ve göz gözü görmüyordu o ışığı ararken ben onun dudaklarına yumuldum ve onu öpmeye başladım sanki o da aylardır yıllardır bu zamanı bekliyormuş gibi elleriyle saçlarımı öyle bir kavraladı ki beni çekip kendine doğru sert bir şekilde okşamaya başladı ben onu öperken düşünüyordum benim kocam bu zamana kadar beni bu şekilde kudurturcasına hiç öpmemişti  Ahmet sanki alt dudağımı yalayıp yutacaktı bir huni gibi kendine çekiyordu beni ben de bir şeker emer gibi onun dudaklarını emiyordum sonra bir kıpırdı duydum ve ışığı yaktım dinledik kimse yoktu ve sığınakta bizim kömürlüğün kapısını açıp girdik oraya içeride benim eskiden kalma bir yatağım vardı eski diye oraya atmıştım beni onun üzerine yatırdı ve altımdakileri çıkararak amımı yalamaya başladı pis bir ortamda mükemmel şeyler yaşıyorduk ve ben tüm korkularımı bırakmış kendimi ona teslim etmiştim o da emanete gerçekten mükemmel bakıyordu ve beni her dokunduğunda azdırmayı başarıyordu sonra pantolonu altından kocaman yarağını çıkardı  gerçekten de o vücuda o yarak çok büyüktü ve elimle aldım tuttum onu sonra dudaklarımın arasına aldım küçücük ağzımı doldurmuştu onun kocaman yarağı ve ben onu emdikçe onun sikinden zevk suları akmaya başlamıştı artık belliki ikimi zde çok azmıştık ve duramıyorduk sonra benim bacaklarımı omzuna altı ve kocaman sikini benim daracık amıma soktu girerken de senin kocan seni hiç mi sikmiyor ne kadar dar bir amın var sanki kız gibi diyerek sikiyordu beni ama benim amım o güne kadar böyle bir yarak görmemişti ve doyumun eşiğine gelmişti kocamın nerdeyse yarısı kadar yaşı olan adam beni çatır çatır sikiyordu memelerimin uçlarını öpmeye başladı o öptükçe ben iyice azıyordum ve amımdan zevk suları akıyordu artık daha fazla dayanamayacaktım ve bıraktım kendimi tam o sırada öyle bir boşalmaya başladım ki inliyordum kömürlükte ama bağırmamak için kendimi de zor tutuyordum ve  mükemmel bir şekilde orgazm olmuştum  sıra Ahmet’ e gelmişti ve bana domalmamı söyledi ben de domaldım ona karşı tertemiz berrak bir götüm vardı hem de kılsız sonra sikini tükrükleyip götümden içeri öyle bir kökledi ki ben kendimden geçmişim göt deliğim kocaman olmuştu bu güne kadar kocam beni götümden hiç sikmemişti ben bu tadın güzelliğini bilmiyordum ve içime gel gitlerle öyle bir boşaldı ki adamın boşalttıkları sanki benim ağzıma doldu beni kömürlükte acayip mutlu etmişti.

Ben istanbulda oturmaktayım size başımdan geçen güzel bir olayı anlatmak isterim bir gün …….. çay bahçesinde otururken karşımdaki masaya 45 yaşlarında bir hanım oturdu mükemmel bir fiziği vardı üzerinde siyah bir bady ve mini bir siyah etek giymişti gözlerimi ondan alamıyordum. bir an gözgöze kaldık kafaya koymuştum onunla tanışacaktım oda anlamıştı cilve yapmaya başlamıştı sigarasını çıkardığında bu fırsatı kaçırmadım hemen sigarasını yaktım bu sırda ona beraber oturalımmı ne içersiniz dedim şöyle alıcı gözüyle bir baktı ve yanına oturdum ismi mügeymiş.evli olduğunuBEN OKAN 5531-619-12-65-İSTANBUL GÜVEN VE GİZLİLİĞE ÖNEM VEREN 30 VE 50 YAŞ ARASI EVLİ DUL KİLOLU ŞİŞMAN MATURE MİLF OLGUN BAYANLARI BEKLERİM GÜVEN VE GİZLİLİK ŞART.NOT:TEKİM AKTİFİM 30 VE 50 YAŞ ARASI MUTSUZ OLGUN EVLİÇFİTLERE AKTİF OLARAK EŞLİK EDERİM GÜVEN VE GİZLİLİK ŞART 05316191265 NO ÖZELE AÇIK TERCİHİM İSTANBUL LÜTFEN CİDDİ OLANLAR ARASIN SAGILARIMLA OKAN BEN 60 yaşında bir kocası olduğunu ona yetmediğini söylemişti bana yatakta nasıl olduğumu sordu bende oldukça iyiyim dedim çaylarımızı içtikten sonra .mügenin ………..evine gitmek için onun arabasına bindik.evi güzel bir semtteydi kapıdan içeri girdiğimizde birden dudaklarıma yumuldu üstündekileri parçalarcasına çıkardımkendimizi yataga zor attık olgun yaşına ragmen kızlara taş çıkartacak kadar güzel bir vücudu vardı.İlk başta göğüslerini yalamaya başladım daha sonra amına doğru indim zevkten çıldırıyordu artık içime gir diye bagırıyordu bende onu bekletemedim büyük bir hızla amına kökledim çıldırıyordu10 dk sonra ikimizde aynı anda boşaldık çok ateşli bir hanımdı.Sonra sikimi agzına larak hazır hale getirdi onu diz üstüçmelttim daha sonra göt deliğine kremi sürdükten sonra yavaşçana içine girdim daracıktı ben pompaladıkça o çığlıklar atıyordu o güzel götünü .sikmek harikaydı gerçekten olgun hanımla omak daha zevkliymiş dha sonra onu bir kere daha amından siktim artık benim kocam sensin diyordu tel nomuda aldı artık canı ne zaman istese beni arıyordu olgun kadınla omanın tadı başkaymış istanbulda oturan olgun dul tüm

Sitenizi arkadaşlarımın tavsiyesiyle inceleme şansına sahip oldum. Çoğunun ufuksuz, sıradan ve duygudan yoksun, gerçekleşmemiş ve ucuz düş ürünü hikayelerden oluştuğunu belirtmeliyim… Ancak arada bazılarının incelenmeye değer olduğunu söyleyebilirim.Uzun zamandır yazıp yazmama arasında tereddütte kaldım. Aynı boyutta hisseden insanların da olabileceğini düşünüp, anımı paylaşmaya karar verdim. Duygusuz, ruhsuz bir seks, vitrinde sergilenen bir et parçasıyla beraber olmaktan öteye gidemiyor… Hepimiz yaşadığımız süre boyunca, şöyle yada böyle diye tabir edilebilecek birliktelikler yaşıyoruz. Ama içerisinde dizginlerinden koparılmış bir aşk varsa, beyninizin tüm hücrelerinde doyumu hissedebiliyorsunuz. Aşksız doyum sabun köpüğünden öteye gidemiyor. Gelelim yaşadığım anıya 2007 yılından başlayıp bugüne kadar uzanan anılar silsilesini kapsıyor aslında.üniversitenin 1 sınıfında ite kalka derselere giriyorum,Kışın bütün soğukluğunu iyiden iyiye hissettirdiği aralık ayıydı. Cuma günü 16 saatlik bir yolculuktan sonra mardinden ankaraya gittim. Ankara daha da bir soğuktu. Kalın giysilerimle bir penguen den farksızdım. Çok kasvetli ve fazla gri bulmuştum Ankarayı. Planıma göre cuma akşamı Çorumda olacaktım ve urfalı bir arkadaşın evinde kaldıktan sonra biraz gezip dolaşacaktım. Eşyalarımı yüklendiğim gibi yola koyuldum. Çorum bembeyaz kar altındaydı, kaldırımlar yer yer buzlanmıştı. Düşmemek için zor duruyordum ayakta. Nihayet arkadaşın evine geldim.Eve geldikten sonra odama çıkıp güzel bir duş aldım, üstümü değiştirdiğim gibi kendimi dışarıya attım. Soğuğa rağmen her yer çok kalabalık ve ışıl ışıldı!. Yollarda birbirlerine kartopu atanlar, birbirlerini pir baba parkında karların içine yatırıp şakalaşanlarla Çorum sanki kasvetini üstünden atmaya çalışıyor, gülümsüyordu. Tatlı bir huzur kaplamıştı içimi, kente ısınmaya başlamıştım. Bu sıcaklık karnımı acıktırmıştı. Büfeden ekmek arası döner ve yanına da ayran almıştım ki değmeyin keyfime… Açlığımı yatıştırdıktan sonra oturup bir-iki sıcak bişey içebileceğim bir yer aramaya başladım. Bahçelievler caddesinde bir cafeye oturup havanın soğuğuna inat nescafemi yudumlamaya başladım. 2 saat kadar sonra arkadaşın evine tekrar döndüm. Ertesi ve ondan sonraki gün oldukça yoğun geçecekti. Ders sabah saat 08:00de başlayıp, ikindi 4:00 de bitiyordu ve 40 gün boyunca her hafta sonu aynı şeyi yaşayacaktım. Döndükten sonra biraz internete takılıp, biraz kitap okuyup uykuya daldım. Sabah kalkıp tıraş olup, duşumu aldıktan sonra güzel bir kahvaltı yaptım ve yola koyuldum. Hala kar yağıyordu, sokaklarda insanların bir yerlere yetişmek için gösterdiği tatlı bir telaş, arabalardan yükselen klakson sesleriyle Çorum güne hazırlanıyordu. On dakikalık yolculuktan sonra fakülteye vardım. Kantine inip Çayımı aldım ve saatin dolmasını bekledim. Henüz yeni yeni geliyordu insanlar. Kantin masalarında kızlar ve erkekler ayrı ayrı gruplanmış sohbet ediyorlar, birbirleriyle şakalaşıyorlardı. Bir şeyler okuyor, oyalanıyordum ve sonradan çok iyi dost olduğum bir sesle kendime geldim: – Merhaba, günaydın. – Merhaba – Adım hasan, oturabilir miyim? – Memnun oldum, adım ibrahim, buyurun lütfen. Tanışma merasiminden sonra 104. sınıfa çıktık. Sevecen, sıcak biriydi. Yerimize geçtik.o sırada ders başladı.makro iktisat dersiydi.. Hayatımızdaki en önemli şeyi gerçekleştirime ciddiyetiyle hocamızın anlattıklarını pür dikkat kesilmiş, hipnotize bir vaziyette dinliyorduk. 10 dk. Geçmişti ki kapı çalındı. Kısık, mahcup ve ürkek bir ses – Özür dilerim, geç kaldım, girebilir miyim? – Buyurun lütfen Anfiyi (anfiye benzemiyor ama anfi biçimi düz sıralardan oluşuyor) topuklarından yükselen hızlı ve panik adımlama sesleriyle inleterek arka sıralardan birine ilişti ürkek ceylan yavrusu. Ders devam ediyordu. Nihayet 10 dk.lık mola. hasanla kantine inip çaylarımızı alıp masalardan birine iliştik. Hasan ın tanıştırdığı ve adının Özlem olduğunu öğrendiğim bir afet-i devran oturuyordu masada. Kahvaltısını henüz yapamamış, evden börek getirmişti. Sıcak ikramına dayanamayıp biz de ikramından bir parça aldık. Nişanlıydı Özlem; ama bakışları, edası, girişkenliği, rahat tavırları, ses tonuyla fazla çapkın biri olduğunu gösteriyordu. Yakınlaşmıştık. Espriler, sıcak diyaloglarla kahkahalar yükseliyordu masamızdan. Mizacım gereği, soğuk durmayı, çekimser kalmayı sevmem. Ortamdan olumlu elektrik aldıysam katılımcılığı severim. Isınmıştık birbirimize ama nişanlı olması bir yerlerde durmamı sağlıyordu. Fasılalarla devam eden ders aralarında birçok insanla tanışma şansım olmuştu. Masamız artık epey kalabalıklaşmıştı. Sıcak bir grup olmuştuk. Akşam için programlar bile yapılmaya başlanmıştı. Bir yerlere gidilecek ve eğlenilecekti. Özlem ve Hasan yapıyordu programı. O gün için son dersti artık. Son arada, sınıfa gelen bayanın kantinin en arka masalarından birinde ürkek, kendi halinde oturduğunu gördüm. Öyle güzel, öyle masum bir yüzü vardı ki saatlerce oturup izlenilesi bir tabloyu andırıyordu. Tepkisinin ne olacağına aldırmaksın yanına gittim, yüzünün yaydığı ışıktan kendimi alamıyordum. Aya inat yansıyan mavi bir ışık hüzmesi. – Merhaba.dediğimde kafasını kaldırıp ürkek bir tavır ve ses tonuyla – Merhaba dedi. Dokunsam kaçacaktı sanki. – Adım ibrahim, sizin de bir adınız vardır umarım. Yarı gülümser, yarı mahcup ses tonuyla, – B. dedi. – Rahatsız etmek istemem ama, katılmak ister misiniz bize? – Yooo. teşekkür ederim, böyle daha iyi. – Peki, siz bilirsiniz. Tekrar memnun oldum. Masama döndüm ama Özlem bir yandan benimle sohbet ederken, diğer yandan göz ucuyla B.ye bakıyordu. Rahatsız olmuş gibiydi. Akşam ders bittikten sonra toplandık. Beni Özlem götürecekti gideceğimiz yere. Hasan yurt kurra gidip uğuru alacağını söyledi. Aklım hâlâ B.deydi. Yolda Özlemle sohbet ediyorduk şuradan buradan. Derinliğime inen meraklı soruları vardı. Evli olup olmadığım veya bir sevgilim olup olmadığı türünden sorular. Saat kulesini doğru ilerliyorduk. Özlemin nişanlısı askerdeymiş, 4 ayı kalmış dönmeye, yaza doğru evleneceklermiş. Babası Ankarada emekli olduktan sonra ailesi asıl memleketleri olan Kırklareli e taşınmış. Üniversiteyi bitirdikten sonra Özlem babasının da yardımıyla Ankarada bir firmaya girecekmiş ve müdür olmak istiyormuş. Muhasebe müdürü Özlem. Özlem alımlı kız, Özlem güzel, Özlem fettan, Özlem yanardağlardan süzülen lav. Yakıp kavuruyor değdiği yerleri. Nihayet geldik programlanan yere. Oldukça şık ve güzel bir yer. Sohbet etmeye devam ettik, bir süre sonra hasan ve uğur geldi.uğur Sıcak, sarıp sarmalayan, sevecen mi sevecen bir insan. . Yeme-içme faslı ağırdan alınıyor, demleniyorduk, gece uzayacak gibiydi. Harika bir müzik çalıyordu beylerbeyi konağında… Ben ve özlem dansa kalkık.. Öyle sarılmıştı ki Özlem, tanımayanlar bizi sevgili sanırdı. Hasan in gözünden kaçmamış, Özlemi iyicene süzüyordu. Arada; – Bu kıza dikkat et, baştan çıkarabilir seni demişti. Ama kızın durdurak dinlediği yoktu, mesafeli yaklaşmama, henüz birkaç saatlik tanışmamıza rağmen fazla sokulgan davranıyordu. Göğüslerini göğsüme iyice yazlamış, sımsıkı sarılmıştı. Arada, bilinçli yaptığını kesinlikle biliyorum, göbeğiyle penisime baskı yapıyor, sallandıkça iyice sürtünüp tahrik olmamı sağlıyordu. İri gözlerini gözlerime dikmiş, tepkimi bekliyordu. Ateş basmıştı her yanımı. İstem dışı titriyordum. Yüzünde hınzır bir gülümseme vardı. Ama yine de dikkatli olmaya çabalıyordum. Gece bitti ve dönüyorduk artık, güzel bir gece yaşatmışlardı bana, sağolsunlar. Onlar gitmek Yurtkur arabasına ilerlediğimizde hasanın sert bakışları üzerimdeydi.. Ertesi gün görüşmek üzere vedalaştık. Sıcak bir duş ve güzel bir uykudan sonra Çorumun yine karlı yüzüne merhaba dedim. Yine aynı telaş ve ders faslı. iibf fakülresine yine erken gelmiştim. Kantine indiğimde bir gün öncesinin geç kalmışlığını telafi edercesine bir masada sadece B.. otuyordu. Yanına gittim – Merhaba, günaydın. – Günaydın – Hayırdır, dünün geç kalmışlığını telafi ediyorsun sanırım – Evet, dün utandım biraz, ayıp oldu – Çay içelim mi – Ben alabilir miyim? – İlk ben teklif ettim ama. – Peki, şekersiz olursa sevinirim – Baş üstüne Prenses hazretleri… gülümsedi, kısık bir tonla. Gün aydınlandı yüzünde ve gönlümde, çok güzel gülümsüyordu. Uçarak gidip aldım çayları – Teşekkür ederim, zahmet oldu. – Ne önemi var Prenses, emir kabul ederim. – Estağfurullah ama bana Prenses demeseniz!!!! – Bir Prensese başka türlü nasıl hitap edilir ki. Gülümsedi yine, kısık kısık güldü. Gün yansıdı gönlüme, ışıklar içindeydim.Yavaş yavaş öğrenciler gelmeye başlamıştı. Özlem uçarak girdi içeri ama beni B.yle görünce yüzünün haritası değişti. Yavaş ve emin adımlarla masamıza geldi. Elinde folyoya sarılmış bir şey vardı, söze girdi – Günaydın, rahatsız etmiyorum ya!!! B. yine o bildik mahcup ve tedirgin yüz haline büründü. Sessizdi, bir şey söylemedi.Sözü aldım: – Günaydın, gel, otur lütfen. Tanıştırayım sizi; B. bu da Özlem Özlem baştan aşağı süzüyordu B.yi, B. rahatsız olmuştu, Özlem kendinden son derece emin, mağrur bir edayla kuruluverdi masaya. Derken hafifçe kalktı ve bana doğru eğildi ve iki yanımdan öptü; – Dün geceden beri nasılsın? B. in yüzü değişti, ışığı sönmüştü sanki, karanlığa gömüldü. – İyiyim sağolun, arkadaşlarla berbaber unutmayacağım bir anı yaşattınız.. ,.Özlem belli etmemeye çalışıyor ama her halinden verdiğim cevaptan rahatsız olduğunu davranışlarıyla gösteriyordu. – tost aldım, belki kahvaltı yapmamışsındır diye düşündüm. – Çok incesin, kahvaltı yapmıştım ama tabiki hayır demem. Hasan geldi bu arada, uykulu mahmuru gözlerle. – Günaydın, – Günaydın Hasan, hadi buyur bak Özlem tost almış, soğutma. – Valla kaçırmam, yurt kantinine gitmedim.. kahvaltı yapmaya üşendim. Yeniden kahvaltı faslı, ders derken öğle arasını bulduk. Özlemi sınfı arkadaşları çağırdılar.. gidip dönecekti. Hasan özlemle yemek yemek için çıktı, davet etti ama kabul etmedim. Yalnız kalmıştım. B. yoktu ortalıklarda. Yakınlarda yemek yiyebileceğimiz bir yer aradım. urfa sofrası, neyin nesidir anlamadım çorumda urfalıların işi ne diye kendime kendime soruyordum derken bir şeyler atıştırmak gerekiyordu. İçeri girdiğimde B..de ordaydı, bir mükafattı sanki benim için. Yanına yaklaştım: – Beklediğin kimse yoksa beraber yiyelim mi? – Tabiki buyur lütfen, Özlem yok galiba!! Dedi, ses tonu çok manidar ve iğneleyiciydi. – Hayır, işe gitti. Yemeklerimizi yedik ve bir saatlik arada sohbet edebileceğimiz kadar sohbet ettik. Yumuşamıştı. İlgilendiğimin farkına varmıştı. Hatta oradan ayrılırken muzipliğini takınıp şemsiyemi o almıştı ve tutmuştu bize. Buzlar erimişti. Yakınlaşmaya başlamıştık. Dersin o gün bitmesine yakın hasan ve Özlem beraber geldiler, B.yle dışarı çıkıyorduk. Biletimi alıp gece 17.00 e mardine gidecektim. Özlem atıldı hemen: – Akşam bir yerlere gideceğiz, hadi gidelim.B. yine en mahsun halini almıştı. Masum gözlerle bana bakıyordu. – B.ye sözüm var, kusuruma bakmayın, onunla bir yerlere gideceğiz.dediğimde Özlem avını parçalamaya hazır bir panteri andırıyordu. B. gün aydınlığı yüzüne tekrar kavuşmuştu. Ama nezaketi de elden bırakmak istemiyordu. – Sözleştiyseniz sizi alıkoymiyim, ben gidicem zaten dedi. Zaten sözleştiğimiz bir şey yoktu B.yle ama Özlemi atlatmak istiyordum. Bu durumdam Hasandan daha da keyiflenmişti. – Hadi Özlem biz gidelim, onların programlarını bozmayalım.Özlem istemeyerek de olsa ayrılmıştı bizden, vedalaşarak ayrıldık onlardan ve B.yle yürümeye başladık. – Neden programımız olduğunu söyledin, program yapmamıştık ki. – Ne yani, demek benimle program yapmak istemiyorsun, demek beni bir Prensesle program yapmaktan alıkoyucaksın!!! – Ya hayır öyle değil ama sözleşmemiştik. – Tamam işte, şimdi sözleştik, istemiyor musun yani? – Olabilir ama ben de Konyaya gidicem, fazla vaktim yok. – Olsun, vaktin olduğu kadar. Hemen sıkıldın mı yani benden, istemiyor musun beni? – Yo öyle değil!!! – Tamam o zaman gidiyoruz – Nereye? – Çıldırmaya. – Ama lütfen geç kalmayalım – Emirdir Prenses. Demek ki eğlenilecek ve Prenses geç kalmayacak. Gülüştük ve bahçelievlerde keyfimize göre bir yer bulduk. Gözlerimi artık alamıyordum ondan, gözüm başka bir şey de görmek istemiyordu. Dünyam o olsun istiyordum, bütün hayatım onunla dolsun istiyordum. Israrlarımla iki kadeh şarap içmişti, yanakları al al olmuştu, şişede kalan şarap daha da kıskanmış B. in yanaklarını. Kadehimi yanağına doğru uzattım. – Sence hangisi daha kırmızı? – Ayyy. inanmıyorum, çok mu kızardı? – Öyle yakışıyor ki. Lâlin gerçek tonunun bu olması gerekiyor. Ama hangi ressam bu tonu tutturabilir ki. Tanrı bile övünmüştür şimdi kendisiyle. Gün yüze lâl yanak. – Utandım.. Gece bitmesin istiyordum, prangayla bağlanmıştım adeta ona. Nasıl olabilirdi, bu kadar kısa sürede, nasıl, nasıl, nasıl. – Kaçta kalkıyor otobüsün – 22de, saat kaç – 21 – Gidelim mi? – Gitmesek olmaz dimi? Gülümsedi yine, gülümsedikçe ömrümden birkaç ömür yitiriyordum.. – Peki kalkalım.. – Her şey için çok teşekkür ederim, benim için çok farklı bir geceydi. – Laf mı Prenses, ne yapabildim ki? Telefonunu almamda bir sakınca yoktur umarım, arayabilirim seni değil mi? – Tabiki, ben de aliyım seninkini, telefonlaşırız ama telefonumu çaldırdığında rahat konuşamazsam anlayışla karşıla lütfen. Bizimkiler meraklıdır, fazla soru sorarlar. – Demek ki Prenses esaret altında. Böyle bir güzellik korumam altında olsa ben de hassaslanır, kimlerin aradığını merak ederdim. – Şımartma lütfen, abartıyorsun, ben Prenses değilim ama bizimkiler fazla meraklı. – Ariycam seni Prenses Telefon numaralarımızı verdik birbirimize. arkadaşa uğrayıp eşyalarımı almam gerektiğini beni bekleyip bekleyemeyeceğini sordum. Geç kalıp kalmayacağımızı sordu. Geç kalmayacağımızı, en azından onu uğurlamak istediğimi söyledim. Kabul etti ve otele geldik, apar topar eşyalarımı alıp yurta yanına geldim. Yola koyulduk, ama içim gitmesini istemiyordu, yol boyunca sohbet ettik. Terminalde onun biletini alıp peronlara geldik. İçim böyle göndermeye el vermiyordu. Çantalarımı yanına bırakıp 2 dk. beklemesini, sigaramın bittiğini söyledim. Peki, dedi. Konya arabasından bir bilet de kendime aldım. 2 saat daha görmek bile kârdı benim için. Ama o bunu bilmiyordu. Otobüsünün kalkış saati gelmişti, vedalaştık. Yerine kuruldu ve el salladı. El sallayıp yürümeye başladım, birkaç otobüsü geçtikten sonra arkalarından dolaşıp onun otobüsüne geldim ve muavine eşyalarımı verdim. Orta kapıdan içeri girip bir arkasındaki koltuğa oturdum. Beni görmüyordu. Derin derin dalmış uzakları seyrediyordu!. Mesaj yazmaya koyuldum. – Prenses, şimdiden özledim seni Cep telefonunu aldı ve eli titriyordu, aradan görebiliyordum. Bir şeyler yazmaya başladı. Telefonumu titreşime almıştım. Mesaj geldi: – Ben de, kendine iyi bak Prens inanamıyordum, galiba benden hoşlanıyordu. Otobüsün kalkmasına birkaç dakika kalmıştı, yeniden bir mesaj göndermiştim: – Sana eşlik etmemi ister misin? – Delisin sen, yapamazsın ki? – Yaptım bile, arkana dön ve merhaba de. Arkasına döndü ve en gülümser ve en şok haliyle; – inanamıyorum sana dedi ve oturup gülmeye başladı. Yanındaki kadın ikimize bakıyordu. Eğilip: – Yapabiliyor muşum demek, galiba deliyim! Yanındaki kadını yer değiştirmek için ikna edemedim ama olsun 2 saat daha görebilecektim. Şimdilik bu da yeterliydi. Yol kısa sürdü, bitmesin istiyordum ama bitti. Terminalde abisi ve babası karşıladı, alıp gittiler yüreğimden büyük bir parça kopararak. Bir sonraki hafta sonuna kadar nasıl bekleyecektim, zaman geçer miydi? Onlar ayrıldıktan sonra indim ve Mardine dönmek için otobüs aramaya başladım. 02:00de araba vardı. Epey bekleyecektim. Hafızamda olduğu kadarıyla şiirler göndermeye başladım telefonuna. Müsait değildi sanırım, 01:30 gibi aradı gülümser ve sıcak tavrıyla. Deli olduğuma kanaat getirmişti artık, hala inanamıyordu onunla Konyaya kadar geldiğime. Sıcak ve sarmalayıcı bir sohbetti. Yarım saate yakın konuştuk telefonda ve sonrasında Mersine döndüm. Sabah uyanır uyanmaz artık ilk işimiz telefona sarılmaktı. Kırk yıldır hasret, kırk yıldır ayrı gibiydim onunla. Telefon yetmiyordu, sesini duymak yetmiyordu. Bir-iki gün içerisinde telefonda sevişmeye başlamıştık. Telefonla dokunabiliyor, mesajlarıyla tenini hissedebiliyordum. Bu şekilde onunla olmak acı veriyordu. Dayanamıyordum artık. Anlaştık ve Perşembe günü Ankarada olacaktık. Sürecin bu kadar hızlı ilerlemesi beni de korkutuyordu ama bir girdaba düşmüş gibiydim ve akıntıya bırakmıştım kendimi. Ne olursa olsundu. Sırılsıklam tutulmuştum çünkü, vücudumun kimyasını değiştirmişti ve aynı etkileşimi o da ifade ediyordu bana. Başka türlü bir şey de umurumda değildi. Beğeniyor, beğeniliyor ve yüceltiliyordum. Kaç erkek veya kadın yaşadığı bir beraberlikten dolayı kendini ayrıcalıklı hissedebiliyor. Bal gibi de ayrıcalıklıydım ve ona da ayrıcalıklı olduğunu hissettiriyordum. Perşembe zor geldi, bir ömür beklermişcesine zaman geçmek bilmedi. Çarşamba günü gece yola çıktım, Perşembe sabahı orda olacaktım. O da sabahtan İzmir caddesinde beni bekliyor olacaktı. Yol boyunca şoförün bütün silsilesine küfür ettim. Bana göre yavaş gidiyordu ve zaman geçmek bilmiyordu. Yola çıkmadan önce oteli arayıp ikimizin adına yer ayırttırdım. Nihayet Ankaradaydım. Servise binip İzimir caddesine geldiğimde gözlerime inanamadım. Benden önce ordaydı. Uçarak indim servisten. Öyle sarılmıştık ki, iki koca dağın, çölün suya hasreti gibi kenetlenmiştik. Kokusu bambaşkaydı, gün ışığıma kavuşmuştum. Binlerce öpücük konduruyordum yüzüne, alnına boynuna. Hâlâ utangaç ve mahçuptu. Yüzünü aldım avuçlarımın arasına, güneşi avuçlarımın arasında hissediyordum. Gözlerinde binlerce yıldız, sarmaya, öpmeye doyamıyordum. Eşyalarımı aldım ve otele geldik. Yukarıya çıkmak istemedi benimle, utangaçtı, ne kadar ısrar ettiysem nafile. Sorun değildi, yukarıya çıkıp eşyalarımı bırakım, ve çantamda onun için hazırladığım iki hadiye paketini alıp aşağıya indim. Lobide verdim birinci hediyesini, paketi heyecanla açtı ve ardından yüzünde güller açan bir gülümseme. Küçük bir ayıcık vardı kucağında, çok mutlu görünüyordu, uzandı ve sıcacık bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Eşyaları hâlâ lobide yanımızdaydı, hazırlanıp hazırlanmayacağını sordum. İtiraz etmedi ve eşyalarını alıp yukarıya çıktı. Heyecanla onu bekliyordum, bir yandan da inanasım gelmiyordu, o artık sevgilimdi. Yarım saat kadar sonra indi lobiye, harika görünüyordu, saçlarını arkadan topuz yapıp toplamış, hafif bir makyaj yapmıştı. Üzerinde siyah ve şık bir manto, altında ince, dar boğazlı bir kazak ve altına da diz kapaklarına kadar uzanan dar bir mini etek giymişti. Gözlerimi alamıyordum, güneş gibi parlıyordu karşımda, ışıklar içerisindeydi. Çıkıp akşama kadar dolaştık dışarıda, akşam için program hazırlamıştık. Gidip bir yerlerde baş başa eğlenecektik. Ayıcığın patisine dokunduğunda – I Love You diyordu. Parmakları aynı ritme alışmışcasına sürekli dokunup duruyordu ayacığın patisine. Büyülenmiş gibiydi. Söze girdi: – Biliyor musun? Sıkılmadan sonsuza kadar dinleyebilirim bu cümleyi. Gülümsedi, gülümsedikçe gün devriliyordu gözlerinin akşamında.Kahvaltımızı yapıp uzun uzun hasret gideriyorduk. O da hâlâ inanamıyordu yaşadıklarına, ben alamıyordum gözümü yaydığı gün ışığına. Dışarı çıkıp saatlarce dolaştık, çocuklar gibi şendik. Akşam Kızılayda bir bara oturup beraberliğimizin tadını çıkardık. Harika bir müzik eşliğinde, belki de bize öyle geliyordu, saatlerce dans ettik. Kollarımda bir bulut kümesinin yumuşaklığını taşıyor gibiydim. Bu kadar duru, bu kadar beyaz. İnanasım gelmiyordu. Dans ederken fısıl fısıl konuşuyorduk: – Biliyor musun? Bir erkekle daha önce yaşadığım en ileri şey ele ele tutuşmaktı. Şu an bir erkekle, kollarımda, sarmalamanın yetmediği erkeğimle koyun koyunayım. – Biliyor musun? Gün ışığı bu denli hiç yakmamıştı benliğimi, bedenimi. Işığımsın, sebebimsin. Başı omzumdaydı. Sıkı sıkıya sarılmıştı, tek vücut gibiydik. Hiç bu kadar içmediğini söylemişti, arka arkaya şarap kadehlerini bir bir yuvarlamıştı. Yanakları şarabın kızılına inat al aldı. Epey yarılamıştık geceyi ve sevgilim epeyce çakırkeyif olmuştu. Toparlandık, dönme vaktiydi artık ama çakırkeyf olmasına rağmen gecenin nasıl biteceğini biliyor ve tedirginliğini yansıtıyordu. Otel yakındı, öpüşerek, sarılarak usul usul kathediyorduk mesafeyi. Lobiden anahtarımızı alıp asansöre bindik. Ellerimiz, vücutlarımızın her noktasına temas ediyordu. Odamızın bulunduğu kata gelmiştik. Eğilip kucağıma aldım ve koridoru uçarcasına geçtik adeta. Anahtar elimdeydi, kapıyı açıp ayağımla ittim ve içeri girdik. Topuğumla kapadım kapıyı. Oda sokak ışıklarıyla, ben onun yüzüne baktıkça aydınlanıyordum. Usulca yatağa bırakıverdim ve yanına uzandım. Soluksuz kalmış gibiydik, derin derin soluyorduk havayı. Yüzünde, vücudunda dolaşıyordu ellerim. Gözleriyle bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. Adeta, daha fazla ileri gitmeyelim, bu kadarı bile benim için fazla, der gibiydi. Acemi, ama içten öpücükleri vardı. Uzun uzun öpüşüyorduk. En mükemmel mevsim meyvesinden bile alamayacağım tadları, dudaklarından alıyordum. Ama nafile, yavaş yavaş üzerindekileri çıkarmaya başlamıştım. Pardesösü, eteği, kazağı, ayakkabıları ve derken iç çamaşırlarıyla kalmıştı. Öylece bırakıp doğruldum yerimden. Mini dolaba ilerleyip şarap şişesini aldım. Merakla beni izliyordu yerinden yarı doğrulmuş şekilde. Mantarını açıp yanına geldim. Şişeyi dudaklarına uzattığımda suya hasret çöl gibi yudumlamaya başladı. Dudaklarının kenarlarından süzülenleri dilimle almaya başladım usul usul. Ardından şişeyi doğrultup birkaç yudum aldım ve başucumuzdaki komodinin üzerine bıraktım. Dadaklarımız kenetlendi önce, alev parçası dudakları dudaklarımın arasındaydı. Artık hiçbir şeyi umursamıyor gibiydi, rahatlamıştı. Kıvranıp duruyordu kollarımda. Ellerim, pürüzsüz bacaklarında, kadifeden yumuşak vücudunda dolaşıyordu. Kazağımı ve fanilamı çıkarmama yardımcı oldu, üstüm çıplaktı ve üzerine çekmişti beni. Vücuduna vücudumla dokunmak tamamen beni baştan çıkarmıştı. Sütyenini çıkardım, harika ve dimdik göğüsleri vardı. Uçları yüzüme dönüktü, bir yandan boynunda dilimi gezdiriyor, bir elimle göğslerini avuçluyordum. Avucumdan taşarcasına iriydiler. İşinde mükemmeliyetçi bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına kusursuz bir vücutla karşı karşıyaydım. Dokunmak yetmiyor, öpmek bir o denli eksik kalıyordu. Göğüslerine uzanırken elinin kemerimi çözmeye çalıştığını fark ettim. Pantolonumu çıkarıp attık bir kenera. Göğüsleri göğüs kafesimi zorlarcasına kenetlenmiştik. Vücudunun vücuduma değen her yeri, çıplaklığı yakıp kavuruyordu beni. Çılgınca öpüşüyorduk. Elimi külodunun yanından geçirerek aşağıya indirmeye çalıştım, çıkarmamak için itiraz etti. Tedirgin olmuştu. Çenesinin gamzesinden aşağıya, göğüslerine, göbek çukuruna inerek vücudunun her zerresinin tadını almaya çabalıyordum. Kasılıyordu. Göbeğinde dilimi gezdiriyordum, kadınlığının kokusu artık ciğerlerimin en derin noktasına kadar hissedilebiliyordu. Dilim külodunun üzeri ve kasıklarında dolaştığında yay gibi gerilmişti. İki elimle külodunu yanlarından çektiğimde artık itiraz etmiyordu. Bacaklarıyla yardımcı olarak çıkarmama izin verdi. Vajinasının o muhteşem kokusu daha da kesif bir hal alarak burnumdan ciğerlerime dolmuştu. Sağ ayak bileğini tutmuş ve usul öpücükler kondurmaya başlamıştım. Ayağının baş parmağı dudaklarımın arasındaydı, dilimi etrafında döndürüyordum. Yavaş yavaş ayağından yukarı dilimle hareket edip baldırlarına, diz kapağına ve bacağını kendime çekerek kasıklarına ulaşmıştım. Ensemden ve saçlarımdan sıkı sıkıya kasıklarına bastırıyordu beni. Kesik iniltileri yayılıyordu odaya. Kasıklarının etrafında dolaşıyordu dilim, sonra vajinasının çevresinde. Tüylerinin yeni temizlendiği belliydi, klitorisi şişmeye başlamıştı. Usulca dilimi etrafında gezdirmeye başlamıştım. Sonra bacaklarını geriye çektirip yavaş yavaş yanlara doğru açtırmıştım. Bir kolum kavis çizmiş şekilde göbeğinin üzerindeyken parmaklarımla vajinasının dudaklarını ayırmış, diğer elimle külodumu çıkarmış ve ardından göğüslerini okşamaya başlamıştım. Yavaş yavaş dilimi vajinasının dudaklarında gezdirmeye başladım. Bu tat dayanılmazdı. Her türlü bildik tadı bastırmaya namzet, dayanılması mümkün olmayan bir tadtı. Titremeye başlamıştı. Kısık kısık çığlıklar atıyor, kalçasını ileri geri hareket ettiriyordu. Demek sevişmek öğrenilmiyordu, acemi olmasına rağmen kendisini içgüdülerine teslim etmişti. Titremeleri şiddetlenmeye ve ardından kasılıp kalmasına neden olmuştu. Kalçaları bir süre hareketsiz kaldıktan sonra yatağa düşmüştü. Bacak arasından yavaş yavaş dilimle göbeğine, göğüslerine ve oradan da boynuna doğru uzanmıştım. Penisim vajinasının hizasındaydı. Yüzünü avuçlarımın arasına alıp dudaklarından öpmeye başladım, baygın gibiydi. Penisimi bir elimle tutup vajinasının dudaklarının, o muhteşem ince çizgisinin arasında gezdiriyordum. Kalçaları yeniden hareketlenmişti. Penisim vajinasının üzerinde gezinirken, ıslaklığıyla kremlenmiş gibiydi. Yavaş yavaş penisimin ucunu o ince çizginin arasına yerleştirmeye başlamıştım, korkuyordu. Öpüşüyorduk. Hafif hafif ilerlemeye başlamıştım, yüzü acı çeker bir hal almıştı, öylece bıraktım. Kesik ve ince sesi yükseldi: – Yeter artık, ne olacaksa olsun.Biraz daha ilerlemiştim, kaskatı kesildi, penisim prese alınmış gibiydi. – Dayanamayacağım, çok acıyor, devam etmeyelim lütfen. – Sabret birtanem, az kaldı, bitiyor artık Omuzlarımdan geriye itiyordu beni. Biraz daha yüklendim, canının çok acıdığı belliydi. – Yapamayacağım, canım çok yanıyor, keselim artık. – Bitiyor meleğim, biraz daha sabredersen acın sona erecek, emin ol.Bunu söylerken bir dağı iki kulağından ayırıp ortadan bölmüş gibiydi penisim. Azar azar ilerliyordu. Nihayet son durağa gelmiştik. Ağlar bir vaziyetteydi. – Nolur yeter, canım çok yanıyor Dudaklarından öpüp yüzünü avuçlarıma aldım: – Kadınsın artık, bitti, kadınımsın. – Ulaş, lütfen, bayılmak üzereyim, bırak lütfen deyip kenara çekildi. Yan dönüp bacaklarını karnına çekti, canının çok acıdığı belliydi. Kasıklarını, karnını avuşturuyordu. Arkasından yanına sokulup sarıldım: – Meleğim, bitti artık, başardın, canın artık hiç acımayacak. – Olmaz olsun böyle bitiş, komaya gireceğimi sandım, canım çok acıyor – Hadi gel, sıcak bir duş sancına iyi gelir, rahatlatır seni. Demek ha deyince olmuyormuş, bunu ilk defa yaşamıyordum, kadınlar mutlaka çok fena bir acıya katlanmak zorunda kalıyorlar. O esnada zevk yaşamaları pek mümkün görünmüyor. Zar zor yerinden doğrultarak duşa doğru götürdüm onu. Su sıcaklığını ayarladıktan sonra sifonu omuzlarından başlayarak vücudunda gezdiriyordum. Suyun sıcaklığı yavaş yavaş kasılmasını ortadan kaldırmış, rahatlatmıştı. Sifonu kasıklarında dolaştırıyor, bir elimle de masaj yapıyordum. Su zerrecikleri bir mermerden aşağıya kayar gibi süzülüyor, göbeğinin üzerinden kasıklarına doğru akıyordu. Gevşemiş, rahatlamıştı. – Devam et lütfen iyi geldi.Diyordu, eliyle kasıklarına masaj yapan elimi iyice bastırıyordu. Gözü hala kaskatı yerinde duran penisimdeydi. – Seni tatmin edemedimDerken yüzü hüzünlü bir hâl almıştı. Neredeyse ağlayacaktı. Küvetin kenarına oturmuş, başı önündeydi. Bacaklarının arasından süzülüp pembeye dönüşen suya bakıyordu. – Artık bir kadınım – Evet … Sonra dönüp yukarıya yüzüme doğru baktı ceylan gözleriyle – Senin kadının – Tamamen benim kadınım. Ama bitmedi, şimdi kadınlığının tadını çıkarmaya başlıycaksın. – Yine mi aynı acı, ama canım çok yanıyor, devam etmesek olmaz mı? – Artık yanmıycak, geçti artık, göreceksin. Havluyu alıp, usul usul kuruladım onu. Ardından o da beni. Elinden tuttum, odamıza yöneldik. Yatağın kenarında ayaktaydık. Belime sarılmıştı, penisim göbeğiyle göbeğim arasında kalmıştı. Uzanıp dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Göğüs uçları göğsüme saplanmak istercesine zorluyordu. Yavaş yavaş yatağa uzandık. Kulak memelerini emiyor, dilimi kulağının etrafında gezindiriyordum. Eli penisime uzanmış, avucunun arasında ileri geri hareket ettiriyordu. Nabız gibi atıyordu penisim. Omuzlarını öpüyor, aşağıya göğüslerine iniyordum. Ardından dilimle ve dudaklarımla vücudunda kavisler çizerek aşağıya inip kasıklarına ulaşmıştım. İki elimi kalçalarının altına koyduğumda bacaklarını iki yana aralayıp arzuyla kadınlığını bana uzatmıştı. Kalçaları yumuşacık ve eriyecek gibiydi avuçlarımın arasında. Dilim kasıklarının arasında, vajinasının üstünde, göbek çukurunda dolaşıyordu. Kalçaları yine dans etmeye başlamıştı. Klitorisini dudaklarımın arasına alıp sulu bir şeftaliyi emer gibi emiyordum. Ellerimi kalçalarından çekip bacaklarını omzuma aldım. İki yana iyice ayırarak dilimi vajinasının derinliklerine indiriyor, arada klitorisine küçük ısırıklar atıyordum. Çıldırmış gibiydi, başımı iyice bastırıyordu kasıklarına. Vajinası iyice sulanmış, tadı emsalsiz bir hâl almıştı. Birden doğruldu yerinden ve: – Bana oral seksi öğret lütfen, ben de sana aynısını yapmak istiyorum, bütün sınırları zorlayalım lütfen. Sevgilime en güzel anları yaşatmak istiyorum. – Peki, kendini bana bırak o zaman. Altmışdokuz pozisyonuna geldik yatakta. Kalçaları yüzümün ortasındaydı, biraz daha eğilmesini sağlayıp iki elimle kalçalarını ayırdım. Penisimi kökünden yakalayıp usul usul ucunu öpüyordu. Yönlendiriyordum onu. – Dilini ucunda, etrafında gezdir, em onu. Dediklerimi birebir yapıyordu. Vajinasını şimdi daha iyi yalıyor, derinliklerine daha rahat ulaşabiliyordum. Etrafında geziniyor, kalçalarının arasını, küçük noktasını yalıyordum. Çıldırmış Gibiydi. Penisimi deli gibi emiyordu. Kalçalarımla ona yardımcı oluyor, boğazının derinliklerine doğru ileri geri hareket ettiriyordum. Sanırım aldığım alkol, erken boşalmamı engelliyordu. Bir süre sonra onu ters çevirip kucağıma oturttum. Penisim göbeğime yaslanmış, vajinası üzerindeydi. Yerimden doğrulup dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Çıldırasıya öpüşüyorduk, acemi öpüşleri geçmiş, daha arzulu ve yakıcı bir hâl almıştı. Biçimli ve dolgun dudakları dudaklarımın arasında eriyor gibiydi. Öpmeyle doyulacak gibi değildi. Kalçalarını iki elimle yakalayıp penisimin üzerinde ileri geri hareket ettiriyordum. Ritmi anlamıştı. Bir şey yapmama gerek kalmaksızın kalçalarını kucağımda ileri geri hareket ettiriyor, penisimi vajinasının ince çizgisinin üzerinde gezintiye çıkarıyordu. Dayanamıyordum artık. Penisimi ucundan tutup vajinasının o kadife dudaklarının arasından yavaş yavaş içeri doğru hareket ettirmeye başladım. Kalçalarıyla bana yardımcı oluyordu. Şimdi daha rahat ilerliyordu penisim. Canı acımıyordu önceki gibi. Yarıya kadar gelmiştim. Bacaklarını alttan tutup kucağımda oturtup kaldırmaya başladım. Her kaldırıp oturtuşumda alt dudağını ısırıyor, inliyordu kesik kesik. – Evet, sonunda oldu. Dedikten sonra ellerimi çekip yavaş yavaş sonuna kadar oturmaya başladı penisimin üzerine. Tamamını almıştı içine, yüzü kaskatı kesilmiş, kesik kesik nefes alıyordu. Elleriyle göğsüme yaslandı sonra fısıltılı bir ses tonuyla kesik kesik ve inleyerek konuşmaya başladı. Nefesi ilk baharı tomurcukları açtırıyordu yüreğimin her yerinde, bahar oluyor, bahar kokuyordum: – Bunu başarabileceğime inanmıyordum, korkutmuştu beni ama şimdi tamamı içimde. – Hepsi senindir meleğim, tamamen seninim. Yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı sonra. Penisim ucuna kadar vajinasından çıkıyor, sonra usul usul oturmasıyla derinliklerinde kayboluyordu. Baş parmağımla klitorisini okşuyor, ovalıyordum. Sonra ritmini biraz daha hızlandırıp ileri geri hareket etmeye başladı. Zincirinden koparılmış aç birer hayvan gibiydik. Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyor, uçlarını küçük küçük ısırıyordum. Artık içgüdülerimiz yönlendiriyordu bizi. Hâlâ boşalamıyor, buna inanamıyordum. Hareketlerimiz iyice hızlanmıştı. Kucağımda deliler gibi hareket ediyor, penisim vajinasının kayganlığıyla hızla derinliklerine girip çıkıyor, çıkan ses iyice çıldırtıyordu beni. Sonra kucağımdan çekip, yatağın ortasında dizlerinin ve ellerinin üzerinde durmasını sağlayıp arkasına geçtim. Kalçalarının arasında penisimin ucunu vajinasının etrafında gezindirme başladım. İyice sabırsızlanmıştı. Usulca ucunu yerleştirdim, dudaklarının arasına, yavaş yavaş ilerledi penisim. Menzilini biliyor, kendinden emin ilerliyordu derinliklerinde. Sonunda tüm derinliğine kadar saplandı. Etrafımda binlerce yıldız dans ediyor gibiydi, bir cennet bahçesine dalmış gibiydim. Kalçalarımız artarak hızlanmaya başladı, ritmi öğrenmişti artık sevgilim. Harika sevişiyordu. Canı yanmıyordu, zevk alıyordu, tüm benliğiyle eşlik ediyordu. Göğüslerini okşuyordum bir elimle ve hızla sokup çıkarıyordum penisimi. Epeyce bir vakit geçmişti, zaman zaman yığılıp kalacak gibi oluyor, kasılıyor, vajinası penisimi kas katı kavrıyor, orgazmlar yaşıyor, artık yüksek sesle çığlıklar atıyordu. Doyamıyordum. Boşalmam çok fazla gecikmişti. Penisim içinde nabız gibi atıyordu. Yüzü koyun uzanmış, penisim içindeydi. Yatağın iki yanına ellerimi dayamış hızlı hızlı sokup çıkarıyordum penisimi.Testislerim kalçalarında şaklıyor, bu hem ona hem bana ayrı keyif veriyordu. Yüzü yastığa dayalı, bugüne kadar görmediğim farklı bir tebessüme bürünmüştü. Mutluydu sevgilim halinden, keyifliydi. Terlemiştik. Işıl ışıl parlıyordu vücudu, doyumsuz bir görünüm sergiliyordu bu haliyle. Alnında çiğ taneleri vardı adeta. Penisimi çekip vücudunu kendime doğru çevirip üzerine uzandım. Bacaklarını iki yana biraz daha ayırıp penisimi vajinasının derinliklerine ittim. Artık zorlanmıyordu. Yüklenmemle birlikte yine kasılmaya başladı, bir süre öylece kaldık. Vajinasından süzülen sıvıları kasıklarımda hissedebiliyordum. Onu deliler gibi öpüyor göğüs uçlarını emiyordum. Yavaş yavaş tekrar hareketlenmeye başladım. Penisim içine hızla girip çıkıyor, kalçalarıyla o bunu daha da hızlandırıyordu. Öyle hızlı hareket etmeye başlamıştım ki, bacaklarını belime iyice sarmalayıp elleriyle kendine iyice çekiyordu. Prangaya alınmış gibiydim. Gözümden şimşekler çakmaya başlamıştı, kasılmaya başladı tekrar öyle sıkı sıkıya kenetlemişti ki beni, penisim tümüyle içinde kaybolmuştu. Bu orgazmı diğerlerinden daha şiddetliydi. Vajinası penisimin etrafında kasılıp duruyordu. Kaskatı kesilmiş, gerilmişti. Göğsümü çok feci ısırıyordu, canım yanıyordu ama umurumda değildi. Bir süre sonra bacakları ve sırtıma doladığı elleri gevşemeye başladı. Usul usul hâlâ penisim vajinasında bir ileri bir geri hareket ediyordu. Dudakları dudaklarımın arasındaydı, dilini emiyordum. Bir süre sonra kasılmaya başladım. Hızla çıkardım penisimi içinden. Göbeğine doğru boşalmaya başladım. Bir yandan bana, bir yandan penisimden boşalan sıvılara bakıyordu. Şaşırmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Yanına, köküne yediği son balta darbesiyle yıkılmış kavak gibi düştüm. Terden sırılsıklamdım. Penisimi okşuyor, bir yandan da beni öpüyordu. – Buna inanamıyorum, neler hissettiğimi anlatamam, kelimelerle ifade edilecek gibi değil. Sımsıkı sarıldı sonra yan dönüp. Her tarafıma öpücükler konduruyordu. Komodinin üzerindeki peçetelerden alıp üzerini temizledim. İtiraz etti önce temizlememe, dokunup algılamaya çalışıyordu – Seni tatmin ettim, bu benim için tarifsiz bir duygu şu an. İmzanı taşıyorum üzerimde.Bu tanımı hoşuma gitmişti. Beraber imzalarımızı atmıştık bedenlerimizin ötesinde benliklerimizin üzerine. Sonra üzerine boylu boyunca uzandı. Başını göğsümün üzerine koyup sımsıkı sarıldı. Muzaffer bir komutan gibi gururluydum. Sonra o muhteşem, güne inat yüzünü avuçlarının arasına alıp, dirseklerini göğsüme dayadı. Gözlerimin içine bakıyordu ceylan gözleri. Tarifsiz bir mutluluk ve tebessüm vardı dudaklarında ve yüzünde. Tarifsiz kokusu yayılmıştı odanın her yerine, inanılmaz bir kokuydu. – Biliyor musun, seni daha önce tanıyamamış olmaktan dolayı çok şey kaybetmişim. Seni anlayamayacağın derecede, her şeyden öte seviyorum. Çok şanslıyım. Tarifsiz duygular yaşıyorum. Yüzünü göğsüme iyece yaslayıp, yüzünü, saçlarını okşamaya başladım. – Bulutlara, yıldızlara dokunuyor gibiyim. Hayatıma girdiğin günden beri bir peygamber edasıyla dolaşıyorum ortalıkta. Daha önceleri nerelerdeydin? Seni seviyorum demek nereye kadar yeterli, ne kadar anlamlıdır ki!!!… Şimdi yaslandığın yer zehir zıkkım bir cehennem, eşkıya iniydi. Dokundun, cennet bahçesine çevirdin. Dilediğince hüküm sür. Var olmasını, çarpmasını dilediğin, istediğin sürece senindir.Usul usul inci taneleri dökülüyordu gözlerinden. Yanıma uzanıp sıkı sıkı sarıldı. – Beni hep böyle sev, bırakma olmaz mı? Alnından öpüp göğsüme iyice yasladım. Göz yaşlarıma hâkim olamıyordum. Koyun koyuna deliksiz bir uykuya daldık. Hiçbir zaman bu denli huzurlu ve mutlu uyuduğumu hatırlamıyorum. Sabah uyandığımızda yeniden tarifsiz ve emsalsiz bir sevişme yaşadık.Devamı mı? Daha sonra. Hâlâ devam edip etmediğini soruyorsanız, ayrıldık. Şaşırmayın, gerçekten ayrıldık. O şimdi üniversiteyi bıraktı ve işyerinde çalışıyor..neden ayrıldınz diye sormayın lütfen, epeyce vaktinizi aldım zaten!!!! Başka zaman devam etsek olmaz mı? Mail yazmak isteyenleri bekliyorum. onunla ilişkim bitti.Hayatımda güzel bi ana olarak kalacak Sevgiyle kalın. Gönlünüzden ışık ve sevgi eksik olmasın.ibrahim

Herkese merhaba.anlatacagim hikaye tamamen gercektir.bundan 1yil once chattan olgun bir aktif ile tanistim.6 ay kadar sohbet ettik.o surekli gorusmek istiordu.ben korktuggum icin erteliyordum.bana camerada aletini gosteriyordu cok tahrik oluuordum.artik dayanamiyordum.17 cm boyunda mantar gibi kafasi olan etli bir aleti vardi.artik bulusma gunu gelmisti.beni ofisinde misafir edebilecegini soyledi bende kabul ettim.birgun onceden butun killarimi aldim kirmizi tanga ve jartiyer aldim